kendiniz-icin-duyusal-anlar-tasarlamanin-onemi

KENDİNİZ İÇİN DUYUSAL ANLAR TASARLAMANIN ÖNEMİ

 

 


İnsanoğlu duyusaldır ve dünyayla olan bağını güçlendirmek için ara sıra yeni duyulara ihtiyaç duyar. Peki, vücudumuzun bize sunduğu zevkleri daha iyi algılayabilmek için ne yapmalı?

Yazı: Aurore Aimelet
Derleyen: Ceylan Özçapkın

1 Teninizi dokunuşlara açın ve keyfini sürün
Bedeniniz ve teninizle barışık olmak için öncelikle onunla iletişime geçmelisiniz. “Masaj, sosyo-kültürel dayatmalar yüzünden uzaklaştığımız doğal duyularımızla tekrar irtibata geçmemizi sağlar” diyor masaj ve holistik tedavi uzmanı Galya Ortega. “Tenimiz, ana rahmindeyken deneyimlediğimiz ilk duyu algılama ve birincil iletişim aracımızdır. Ona dokunmak, onu hissetmek, temel bir güven duygusu oluşturur.” Bu temel duyumuzu uyandırmak için bol bol masaj yapalım, yaptıralım!


Püf noktası: Masaj yaparken, önyargılarımızdan sıyrılıp pediyatri uzmanlarının tavsiye ettiği gibi adeta bir bebeğe masaj yapar gibi hareket etmeliyiz. Tanıdığınız birine masaj  yaptırmaktan utanıyor musunuz? O zaman kendinizi uzman ellere teslim edin. Bir başka seçenek de dış etkenlerden faydalanmak. Ayaklarınızı kuma gömebilir, güneşi ve rüzgârı yüzünüzde hissedebilir veya duşun altında suyla masaj yapabilirsiniz… Önemli olan tenin beyne gönderdiği dinginlik mesajlarını algılayabilmek ve kendinize şu soruyu sormak: “Dışımdaki bu kabuk, dış dünya ve iç dünyam arasındaki bu değerli bağ bana ne öğretiyor?” Cevabı oldukça basit; bedeninizle barışık olmayı, onun içinde mutlu olmayı ve kendi benliğinizi fiziksel olarak keşfetmeyi sağlıyor.

2 Koku duyunuzu zenginleştirin ve hafızanızı güçlendirin
Parfümeriye girip büyükannenizin kullandığı veya onu anımsatan parfümleri koklamayı deneyin. Hatıralarınızın canlandığını göreceksiniz. Kokusal uyarı uzmanı Christiane Samuel, koku ve beyinde duyguların canlandığı limbik sistem arasındaki iletişimin çok hızlı gerçekleştiğini belirtiyor ve ekliyor: “Kokular geçmişe dair duyguları tekrar yüzeye çıkarabilecek güçte.” Çünkü aniden bir şey kokladığınızda, o duyduğunuz koku “tanıyorum/tanımıyorum” yani “seviyorum/sevmiyorum” şeklinde yorumlanır. Koku duyusunu geliştirmek ve onu tanımak, koku tercihlerini belirlemeye yardımcı olur. En sonunda da kendimizi daha iyi tanırız, çünkü zevklerimiz kişisel geçmişimizle bağlantılıdır.


Püf noktası:
Koku yeteneğini nasıl geliştirebilirsiniz? Öncelikle baharatları, aromaları, bunlar arasında sevdiklerimizi ve sevmediklerimizi belirleyebiliriz. Böylece yemek pişirirken veya oda parfümü seçerken, bizi en iyi yansıtan ürünleri kullanırız. Doğada olduğu kadar şehirde de koku duyumuzu harekete geçirecek yürüyüşler yapabiliriz. Her mağazanın, her tezgâhın kendine has bir kokusu vardır. Hangi ortamda rahat olduğumuzu, hangisinin bize ne hatırlattığını keşfedebiliriz…

3 Rutinin tadını çıkarın ve hislerinize kulak verin
Duyusallık günlük hayatın sıkıcı rutinine ayak uydurabilir mi? Evet! Her gün yaptığınız, günlük hayatınızın bir parçası haline gelen bir aktiviteyi daha bilinçli ve farkına vararak yapmayı deneyin. Hareketlerinizi yavaşlatın ve daha önce hiç dikkat etmediğiniz tüm o detaylara odaklanın. Giysilerinizi ütülerken temizliğin kokusunu içinize çekin, belki şimdiye kadar yüzlerce defa geçtiğiniz yoldan geçerken evlere ve çevreye dikkat edin, çay içerken aromasını, rengini, sıcaklığını fark edin.


Püf noktası:
Günlük hayat, sorumluluklarımız yüzünden normalde durup farkına bile varmadığımız bu küçük anlarla dolu. Detayların farkına vardığımızda, aslında hisler kadar duyuları da harekete geçirir. Kesin olan bir şey var ki, duyusallık eğitilip geliştirilebilir ve biraz pratikle bedenimize ve hayatımıza günlük bir keyif katar.

4 İyi yemekler yapın ve mutlu edin
Kavun seçerken neye dikkat ediyoruz? Ya avokadoyu? Bakıyoruz, dokunuyoruz, kokluyoruz… Tüm duyularınızı harekete geçirmek için, tıpkı bu meyveleri seçerken yaptığınız gibi aşkla yemek pişirmeyi deneyin. İki Michelin yıldızlı şef Guy Martin, buna katılıyor. “Mutfak duyusal bir alandır, çünkü yemek pişirmek bir sevgi ve aşk eylemidir. Orada yapılanlar duygularımızı da içerir. Bir ürün alırız ve onu hislerimize göre hazırlarız ve aklımızda sadece karşı tarafı mutlu etme fikri vardır.”


Püf noktası:
Mutluluk dağıtmak için kelimenin tam anlamıyla elinizi işe bulaştırmanız gerekiyor. Balığı kılçıklarından ayıklamak için ona dokunmanız, tazeliğini anlamak için koklamanız, güzel bir fileto çıkarmanız veya onu süslemeniz, yağın içinde cızırdamasını dinlemeniz gerekir. En son da tadına, lezzetine bakarsınız. Hatta daha da önemlisi, sevdiklerinize tattırmadan önce kendiniz tadarsınız. Martin için duyularını uyandırmak, yemeklere his katmak, sevgiden başka bir şey değildir. “Tek başıma yemek yediğimiz zamanlar için de bu geçerli mi?” sorusuna Martin, “Elbette” diye cevap veriyor.

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

EĞİTİMDE YAPAY ZEKA DÖNEMİ

Sonraki Yazılar

GÜNÜN KİTAP ÖNERİSİ: HİSSEDİLEN ZAMAN