kendini-sabote-etmeyi-birakmanin-bes-yolu

KENDİNİ SABOTE ETMEYİ BIRAKMANIN BEŞ YOLU

 

 

Daha verimli ve başarılı bir hayat sürebilecekken, farkında olmadan kendimizi sabote ederiz. Bu anları fark etmek ve düşünce alışkanlıklarınızı değiştirmek için önerilerimizden fikir alın.

1 “Eğer biliyor olsaydım…” demekten vazgeçin

Kendini sabote etmek, ne yetenek yoksunluğundan ne de şanssızlıktan kaynaklanır, başarıyı elde etmenize rağmen kendinizi başarısızlığa zorlarsınız. Tekrar eden başarısızlıkların arkasında sorgulanması gereken davranış kalıpları vardır. Pişmanlıklar ve gerçekçi olmayan dilekler bunlar arasında en sık görülenleridir. “Eğer biliyor olsaydım, eğer yapabilseydim…” tarzındaki söylemlerle geçmişten ders çıkarmış gibi görünürüz, ancak kendimizi; moralimizi baltalayan ve olayları mantıklı kılmamıza engel olan, sürekli tekrar eden zihinsel bir şemaya hapsetmiş oluruz. Bunun farkına varmak için, İhmal ettiğiniz, azımsadığınız ya da fazla önem verdiğiniz şeyleri yazıya dökebilirsiniz. Sadece akılcı bir yaklaşımla deneyimlenen bir durumdan gelecekte faydalı olabilecek dersler çıkartılabilir. Kaçınılması gereken bir diğer gizli tuzak ise üstlenilen sorumluluklardan kurtulmaya dair gerçekçi olmayan dileklerdir. Bunlar; ilahi yardım beklentisi, nazarlığa ya da diğer tılsımlara olan sarsılmaz inanç, kadercilik gibi “büyülü düşünme” tipi bilişsel çarpıtmalardır.

2 Suçluluk hissini sorgulayın

Başarısız olmaktan korktuğunuz gibi başarılı olmaktan da korkuyor olabilirsiniz. Kardeşinizi, ebeveyninizi, eşinizi gölgede bırakmamak adına parlamamayı ve hatta başarısız olmayı biliçdışında seçebilirsiniz. Bu durum psikanalizde “başarısızlık nevrozu” olarak adlandırılır. Bu açıdan bakıldığında, başarılı olmaktan kaynaklı suçluluk duygusu öyledir ki bilinçdışımız derinlerdeki arzumuzu (“Ailemin beni sevmeye devam etmesini istiyorum, ressam olamam”) tatmin etmek için bilinçli arzumuzun (“Ressam olmak istiyorum”) aleyhine mücadele eder. Daha net görebilmek için, olası bir utanç duygusunu, kendimize koyduğumuz hedefle karşılaşıldığında yaşanan çelişik duyguları tespit ederek başlayın. Ardından bunu sorgulayın (“Kesinlikle bu amaca ulaşmak istediğim halde neden bu kadar rahatsız hissediyorum?”), başarının (“Gerçekten istediğim şeyi elde edebilirim”) ve başarısızlığın (“Ailemden kopmazdım”) sonuçlarını düşünün. Ardından da sizin için gerçekten neyin önemli olduğu üstüne düşünmek için kendinize zaman verin. Ancak tek başına bu sınavı vermek zor olabilir. Parmağınızı şıklatarak suçluluk duygusundan ve korkularınızdan kurtulmak kolay olmadığından, bir profesyonelden yardım almaktan çekinmeyin.

3 Ertelemeyi bırakın

Bir şeyleri ertelemek sadece harekete geçmenize engel olmaz, aynı zamanda fırsatları kaçırmanıza da neden olur. Bununla beraber, koymuş olduğunuz hedefin gerçekleşmesini de engeller. Bu durum zamanla kendimiz ve gerçeklik arasında tampon görevi gören, bir tür kendini avutma halini alır (“Bir gün, başarı yakalayan bir kitap yazacağım”) ve özellikle de sosyal ortamda bize statü kazandırıyorsa (“Kitabım üzerinde çalışıyorum”) narsisistik duygularımızı besleyerek, yaptığımız şeye gerçekten kendimizi vermemize engel olur (“Zamanımı ve enerjimi romanıma saklıyorum”). Ertelemeyi bırakmanın etkili tek yolu, ertelemenin hangi korkuları gizlediğini tespit ettikten sonra, bir tarih belirlemek ve işe başlamaktır. Titizlikle yapılmış bir program edinmek; size hatırlatmalar yapan ve harekete geçiren, taahhütlerinizi yerine getirmediğiniz zaman bu başarısızlığınızın sebeplerini not düşecek bir arkadaş gibidir. Diğerlerine nazaran daha fazla ertelemeye meyilli kişiler için de en güzel seçenek küçük adımlarla işe başlamaktır.

4 Zihinsel esnekliğinizi geliştirin

Bir alanda uzman ya da nesnel olarak haklı olduğumuz bahanesiyle vazgeçmeyi ya da ödün vermeyi istemeden sabit fikirlere sahip olmak genelde kötü bir aldatmacadır. Fazla baskın, kendinden çok emin ve başkalarının bakış açısına kapalı olmak üretkenliğe ters düşer. Karşı tarafa otoriter, empati yoksunu, gereğinden fazla kendine güven gibi olumsuz mesajlar iletir ve muhatap olunan kişinin rahatsız olmasına neden olur. Eşit şartlar altında, genellikle kendini sorgulayan ve sistematik olarak güç dengesine başvurmayan kişileri tercih ederiz. Diğer yandan, esnek olmak demek; farklı bakış açılarını anlayabilmek, sözlerinin hakkını vermek, hatalarını farkına varmak ve teorik görüşünü gerçek alana uyarlayabilmek anlamına gelir, yani başarıya katkısı olan birçok niteliği kapsar. Bunu başarabilmek için birkaç öneri: Kendinizi genel atmosfere, ortamın kültürüne adapte olma konusunda eğitin, keskin çizgilerinizi törpüleyin, bir şeyi bilmiyorsanız bunu kabul edin, gerekiyorsa kendinizi sorgulayın, başkasının bakış açısının içeriğini anlamaya çalışarak duygusal ve düşünsel empati yönünüzü geliştirin.

5 Kendinizle dostluk kurmaya çalışın

Özfarkındalığı beslemek; kendinizden hoşnut olmak ya da yalandan bahaneler bularak işin içinden sıyrılmak değil, kendinizi ve eylemlerinizi değerlendiren, yakın bir arkadaşa tavsiye verir üslupta bir sese sahip olmak anlamına gelir. Arkadaşlık ilişkisinde, samimiyetle iyi düşünceler bir arada bulunur. Merhamet hissetmek; nitelikler, kusurlar, güçlü ve zayıf noktalar üzerine akılcı yaklaşıma engel olmaz. Kendimizi yargılamaya, yeteneklerimizi ve elimizdekileri değerlendirmeye ve kafamızda bir hedef belirlemeye hazırlandığımızda, içsel arkadaşımız diyebileceğimiz bir yardımcıya sahip olmak faydalı olabilir. Bana nasıl tavsiye verirdi? Neye dikkat etmem konusunda beni uyarırdı? Beni nasıl cesaretlendirirdi? Mantıklı bir çözümleme ve yardımsever teşvikler arasında orta noktayı bulabilmek için sorulara detaylı, net ve somut cevaplar vermeniz önemli.

OKUMA ÖNERİSİ

“Mind Fuck Koçluk-Kendi Kendinizi Zihinsel Olarak Sabote Etmenin Üstesinden Nasıl Gelirsiniz?”, Petra Bock, Paloma Yayınevi

Yazı: Flavia Mazelin Salvi

Çeviri: Buğra Kondu

 

 

Önceki Yazılar

ANNE BABA REDDİ

Sonraki Yazılar

FİLM ÖNERİSİ: YÜZLEŞME