kendimizi-ne-kadar-seviyoruz

Kendimizi Ne Kadar Seviyoruz?

Kadınlar tarih boyunca çeşitli rollere sokuldu, dönem şartlarına göre kendilerine verilen sorumlulukları üstlendiler. Bu sorumluluklar arasında güzellik kavramı ön plandaydı. Medya, moda ve oluşan yeni trendler kadınları güzellik kavramına uygun belli bir standarda uymaları konusunda dikte edici oldular. Tarih boyunca değişen güzellik kavramlarını beden üzerinden ele alacak olursak, antik çağlarda “aşırı kilolu” kadın güzeldir kavramı yerini “balıketli” kavramına, daha sonra ise “sıfır beden”e bıraktı. Araştırmalar güzellik söylemi ve moda aracılığıyla kadınlar üzerinde kurulmaya çalışılan baskının asıl sebebinin ekonomik olduğunu gösteriyor. Dev bir ekonomi haline gelen kozmetik dünyası bunun en iyi örneğidir. Günümüzde de modern ekonomi kadının güzellik miti içerisinde tanımlanmasına bağlı. Güçlü endüstriler arasında sayılan diyet, kozmetik ve estetik sürdürülebilirliğini güzellik söylemlerine, kısacası hedef kitle olarak belirledikleri kadınlara borçlular. Sağlık, güzellik ve moda tüketiminin devamlılığı içinse bedeni denetim altında tutan ifadeler kullanılıyor. Güzellik söylemleri, ideal beden imajını ortaya çıkarır ve bu ideal bedene ilişkin özellikler medyada belirli anahtar kelime ve kavramlar aracılığıyla tanımlanır. Örneğin zayıf olmak, kaslı olmak ve fiziksel zindelik genç ve güzel görünmekle eş tutulurken, yaşlanan beden ve güzel görünmeyen kırışık bir cilt kişi için kaygı kaynağı haline gelir. Buradaki etkili rol, beden imajlarıdır. Beden imajı, kişinin kendi beden görüntüsünün zihnindeki resmidir. Çok boyutlu ve öznel olmasının yanında bireyin bedeniyle ilgili tüm duygu, düşünce ve algılarının akıldaki şeması da denebilir. Olumlu bir beden imajına sahip bireyler olumlu benlik saygısına sahip olurlar, özgüvenleri yüksektir ve kendilerini sosyal hayat içerisinde daha rahat hissederler, olumlu muhakeme yaparlar. Olumsuz beden imajına sahip bireyler ise düşük benlik saygısına sahiptirler. Özgüvenleri düşüktür ve bu yüzden yüksek kaygı yaşarlar, kendilerini başkalarının yanında değersiz olarak algılayarak toplum içinde beğenilmeyecekleri düşüncesi yüzünden sosyal ortamlara dahil olmaktan kaçınırlar. Benlik saygısı ise kendimizi nasıl gördüğümüz, kendi hakkımızda ne düşündüğümüz ve kendimize ne kadar değer verdiğimizi tanımlar. Bunun içerisinde kişinin kendine saygı ve özgüven duyması, kendini benimseyip değer vermesi, kendini onaylaması ve değerli bulması yer alır. Toplumda yeni yeni yaygınlaşan kadınların özgüvenlerini destekleyen ve kendilerini oldukları gibi sevmelerini sağlayan yaklaşımlar ise güzellik söylemiyle ortaya çıkan toplumsal baskıyı ve “ideal kadın” imajını kaldırmayı amaçlıyor. Toplumsal onay almak isteyen ve çağın gerektirdiklerine uyum sağlamak isteyen kadınlar bu şekilde olumlu bir beden imajına sahip olurken, özgüvenleri ve benlik saygıları artıyor. Böylece kişilerin kaygıları azalıyor ve daha iyi hissetme hali ortaya çıkıyor. Kendilerini dış görünüşleriyle sevmek yerine var oldukları için sevmeye başlıyorlar.

Yazı: Uzman klinik psikolog Diana Güler

 

 

Önceki Yazılar

Bibliyoterapi: İş Hayatı

Sonraki Yazılar

Çağımızın Hastalığı: Aynı Konu Üzerine Düşünüp Durma