beautiful girl

“KENDİMİ SIKLIKLA YALNIZ HİSSEDİYORUM”


Ailem, arkadaşlarım, işim var ama genellikle yalnızmışım hissine kapılıyorum. Yakınlarımla yemek yerken ya da metro beklerken, yalnızlık duygusu beni sarıyormuş gibi hissediyorum. Bazen de daha derin bir mutsuzluk oluyor. Garip değil mi? Hem etrafın kalabalık hem de yalnızsın” diyor 25 yaşındaki fotoğrafçı Yeşim. Yalnızlık hissinden daha insani bir şey var mı ki? Psikoterapist Laurie Hawkes, “İzolasyon gerçek olsun veya olmasın, onu yaşayış biçimimiz melankoli veya acıya sebep oluyor” diyor. Peki, neden bazıları daha kötü hissediyor veya kendini farklı, yanlış anlaşılmış gibi görüyor?

Sosyal bir dünyada yaşıyorum. Kültürümüz ve sosyalleşmeye dair fikirlerimiz kendi kendimize geçirdiğimiz vakti değersizmiş gibi gösteriyor. “Günümüzde, telefon, internet ve benzeri araçlar diğerleriyle sürekli bir bağlantı içerisinde olmamızı sağlıyor” diyor Psikanalist Catherine Audibert. Ancak bu araçlar yalnızlık bilincini güçlendiriyor ve bizi mahkum ediyor. Bazıları akıllı telefonları olduğu için beğenileri, takipçileri ve onları arayanları sürekli takip ediyor. Bu sayılar, onların değerleri ve aslında güvenlikleriyle bağlantılı, çünkü yalnız olmak zayıf tarafımız için bir tehlike olarak görülüyor. “Bütün paradoks burada yatıyor. Temel olarak, özünde yalnızızdır, ancak öncelikli olarak ölmemek, yalnızlık bilincini yaşamamak ve ölümün varlığımıza gölge etmemesi için birinin bize fiziksel ve psikolojik olarak eşlik etmesi gerekir” diyor Psikoterapist Hawkes.

Kendimi ayırmayı öğrenemedim. Yalnızlığı öğrenirken etrafımızda birilerinin olması her şeyi değiştirir. Laurie Hawkes, “Eğer çocuk güvenli bağlanmaya sahipse ve otonomi becerilerine güveniyorsa, başkasının kabulü ve varlığına ihtiyaç duymaz. Ancak korkuları, tutkuları karşılanmamışsa ya da başkaları tarafından duyulmadığını hissettiyse, yetersizlik ve terk edilme hissi ortaya çıkar” diyor. Aynı zamanda, üstüne çok düşülen, şımartılan, özellikle annesinden ayrılmayı öğrenememiş çocuk da kendini yapılandırma sürecinde izolasyon nosyonunu kavrama konusunda zorluklar yaşayabilir. Catherine Audibert ise konuyla ilgili olarak, “Yalnızlıkla alakalı deneyimler çok erken, zamansız, sık sık yaşandıysa veya tam tersine hiç olmadıysa, birey bunu sıkıntı duygusuyla bağdaştırır. Hayatını ondan kaçmakla veya kendini ondan korumakla geçirir” açıklamasında bulunuyor.

Geçmiş bir birleşmenin hayalini kuruyorum. Çevremizde birileri olsa da, tek başımıza olmasak da hepimizin melankolik olduğu zamanlar oluyor. Psikiyatr Christophe Faure, hayatımızın bir döneminde bir başkası olmadan yapamadığımız zamanlar olduğunu söylüyor. “Anne karnındayken bir olma deneyimi yaşıyoruz. Bu deneyim imkansız bir denklem olan bir artı bir eşittir biri doğruluyor. Belki de çaresizce özlem duyduğumuz bu yoğunluğu, aşkın ilk zamanlarında yaşayıp hemen ardından kaybediyoruz.” Bu hasret bizi biçimsel ve temel bir gerçekliğe geri döndürüyor: Bir başkası olsun veya olmasın biz tekiz. Kalabalığın ortasında kendini kaybolmuş hissetmek gibi tıpkı.

NE YAPMALI?

Kendinizle yeniden ilişki kurun

Yalnızlıktan mı, yoksa tanımadığımız iç dünyamızdan mı korkuyoruz? Bazen kendimizle olan bağlantımız kopar. Meditasyon alıştırmaları bu boşluğu doldurabilir. Korkularımızı, ihtiyaçlarımızı, arzularımızı ve inançlarımızı sorgulayarak kendimizi daha iyi tanımayı öğrenmeliyiz. Uzun zamandır görmezden geldiğimiz içsel boyutumuzla tekrar temas kurduğumuzda, yalnızlık daha az korkutucu hale geliyor” diyor Psikiyatrist Christophe Faure.

İlişkilere tekrar yatırım yapın

Birçoğumuz gerçek değeri olmayan ilişkilerden yakınıp duruyoruz. Daha ilgili ve aktif olarak kendimizi daha az yalnız hissedeceğimiz kesin. Çünkü arkadaş ilişkileri de tıpkı sevgili ilişkileri gibidir: Zaman ayırır, ilgilenir, güzelleştirir, anılar oluşturur… İnsan ilişkilerine anlam ve değer vermeliyiz” diyor Psikoterapist Laurie Hawkes.

Bir terapiste danışın

Yalnızlık hissine karşı duyduğumuz acı, yalnız kalma becerilerimizi sorgulamamız gerektiğini gösteriyor. Bir terapist eşliğinde yalnızlığı iyi anlamda yeniden değerlendirme fırsatını yakalayabilirsiniz. Bu şekilde kendinizi güçsüz hissetmeden yalnızlıkla yüzleşebilirsiniz. Tıpkı bir çocuk gibi yalnızlığın öğrenilmesinde destek almak önemlidir” diyor Psikolog ve Psikanalist Catherine Audibert.

Benim çözümüm

Burak, 31 yaşında, çalışmıyor

Kısa bir süre öncesine kadar dinamik bir çalışandım. Sürekli telefon görüşmeleri yapıyor, toplantılara katılıyordum. Daha sonra işsiz kaldım ve derin bir yalnızlığın içine düştüm. Aylarca süren derin bir üzüntü yaşadım. Bu dönemde kendimi dinledim. İnsanlığın zayıflığına üzülmektense, içimdeki şeytanlarla yüzleşmeyi istedim. Komik olansa kendi kabuğumda işyerindekine nazaran daha az yalnızlık hissettim. Öğretmen olmak için yolumu değiştirmeye karar verdim.

Okuma Önerisi

Yalnızlığın Felsefesi“, Lars FrHSvendsen, Redingot Kitap

Derleyen: Ekin Nazlı

 

 

Önceki Yazılar

İLHAM VEREN CÜMLE

Sonraki Yazılar

HAYVAN DOSTU OFİS