NEW YORK, NY - NOVEMBER 17:  Actress Keira Knightley attends "The Imitation Game" New York Premiere at Ziegfeld Theater on November 17, 2014 in New York City.  (Photo by Jim Spellman/WireImage)

KEIRA KNIGHTLEY

 

 


Dönem dramaları ve çağdaş komedilerle tanınan Keira Knightley, henüz sadece 33 yaşında ve yaşı kadar uzun metraj filmde oynadı. Sanatını aileden miras alan, İngiliz ve Amerikan sinemasının ünlü oyuncusu iş konusunda tutkulu, dinamik ve yorgunluk bilmiyor. Özel yaşamında ise tam tersi içedönük, sakin ve kalabalıktan uzak bir hayatı tercih ediyor.

Keira Christina Knightley, 26 Mart 1985’te Londra’nın güneybatı banliyösü Teddington’da, oyuncu bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Babası Will Knightley aktördü, annesi Sharman Macdonald oyun yazarıydı. Oyunculuk ve senaryo yazımı ortamında büyüyen Knightley, üç yaşında bir menajer istediğini söyledi. Annesi ona, “Yaz tatilinde bana her gün elinde bir kitap ve yüzünde bir gülümsemeyle gelirsen, sana bir menajer tutacağım” dedi. Altı yaşında bu isteği gerçekleşen Knightley, televizyondaki ilk rolünü yedi yaşında aldı. Ancak Knightley disleksikti ve oyuncu olabilmesi için bu engeli aşması gerekiyordu. Okuma ve yazmasını etkileyen bu önemli rahatsızlığı, ailesinin desteği ve sıkı çalışmayla ergenlik döneminde yendi.

Aileden miras oyunculuk

Knightley oyunculuk için okul eğitimi almadı. Ailevi arka planı sayesinde, mesleğe oldukça gerçekçi yaklaşabildi. Mesleğin ‘güvencesiz‘ olduğunu genç yaşta fark ettiğini ama bunun onu engellemediğini anlatıyor: “Çocukluğumda, bazen tatile çıkmayı başarırdık ama anne-babamın işsiz kaldığı ve ev masraflarını karşılayamadıkları dönemler de oldu. Bu yüzden oyunculuğun güvensiz bir meslek olduğunu biliyordum.” Her şeye rağmen güvencesizlik oyunculuk tutkusunun önüne geçmedi. “Hayatımızda başka hiçbir şey yoktu. İşsizlik riskini ve beş sene sürekli çalışmanın şans ötesinde olduğunu bilmeme rağmen, ailemin dünyasının bir parçası olmak istedim.

İsmi dünya çapında ilk defa 1999’da, ‘Yıldız Savaşları: Bölüm 1 – Gizli Tehlike‘ filmiyle duyuldu. Natalie Portman’ın canlandırdığı Kraliçe Amidala’nın hizmetçisi ve dublörü Padme rolündeydi. Film çekiminde 12 yaşında olan Knightley, Natalie Portman’a benzerliğiyle herkesi şaşırttı ve dikkatleri üzerine topladı. Erken yaşta başarı elde eden Knightley, geriye baktığında şunları söylüyor: “Kafa karıştırıcı ve biraz da korkutucuydu çünkü bunu hak ettiğimi düşünmüyordum.”

Starlığa yükseliş

Oyuncu, sanatına yardımcı olacağını düşünerek üniversitede klasik İngiliz edebiyatı ve siyasi tarih okudu. Deneyimini artıracağını düşündüğü rolleri kabul etti. 2001’de ‘Bridget Jones’un Günlüğü‘nün Londra prömiyerinde yapımcı Andy Harries ile tanışması kariyerinde bir dönüm noktası oldu. Andy Harries Knightley’i okulu bırakmaya ve tüm zamanını oyunculuğa ayırmaya ikna etti. 2003’te ‘Aşk Her Yerde‘de damadın sağdıcının gizlice âşık olduğu gelin Juliet’i oynadı. Aynı sene, Knightley, ‘Karayip Korsanları: Siyah İnci’nin Laneti‘ filminin seçimlerine yoğun trafik yüzünden son dakikada yetişti. Şansı yaver gitti ve rolü aldı. Film, gişede büyük başarı yakaladı. Ancak Knightley başlangıçta kendinden çokça şüphe ettiğini söylüyor: “Seçildiğim her rol için bunun tamamen saçma olduğunu düşünürdüm. Hatta ‘Karayip Korsanları’nda, sadece bir haftalık valiz yaptım, çünkü kovulacağımdan emindim. Seçmelerde çok büyük bir hata yaptıklarını düşünmüştüm.” Sonrasında, ‘Kral Arthur‘ filminin prodüktörü Jerry Bruckheimer tarafından çağrılması şaşırtıcı değildi. Bu esnada, İngiliz mücevher ve lüks tasarım markası Asprey’nin reklam yüzü oldu. 2004’ün başlangıcında artık yükselişini gerçekleştirmiş bir yıldız oyuncuydu.

Körfez Savaşı’ndan dönen bir denizcinin cinayet sanığı olarak akıl hastanesine kapatılmasını anlatan psikolojik gerilim filmi, 2005 yapımı ‘Çıldırış‘ta Oscar sahibi ünlü oyuncu Adrien Brody ile beraber oynadı. Yine aynı sene, Jane Austen’ın sinemaya aktarılan klasik eseri ‘Aşk ve Gurur‘da, genç ve zengin Bay Bingley’nin komşu olarak taşınmasıyla hayatları değişen beş kız kardeşten Elizabeth Bennet’yi canlandırdı. Bu rolüyle 2006’da Oscar ve Altın Küre’de en iyi kadın oyuncu dallarında aday olarak gösterildi. Bu sırada Knightley’nin Vanity Fair kapağında Scarlett Johansson’la beraber çıplak fotoğrafı tüm dikkatleri üzerine çekti. Oyuncu ayrıca Domino Harvey’nin hayat hikâyesini anlatan ‘Domino‘ (2005), ‘Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı‘ (2006), ‘Kefaret‘ (2007), ‘Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu‘ (2007), annesi Sharman Macdonald’ın senaryosunu yazdığı ‘Aşkın Kıyısında‘ (2008), medyanın Prenses Diana’nın yaşam öyküsüyle benzerliklerini öne çıkardığı ‘Düşes‘ (2008), ‘Beni Asla Bırakma‘ (2010), ‘Anna Karenina‘ (2012), Nazilerin şifresini çözen Alan Turing’i anlatan ‘Yapay Oyun‘ (2014)  filmlerinde başrollerde yer aldı.

Psikanalizin iki ünlü ismi Sigmund Freud ve Carl Jung’un anlaşmazlıklarını konu edinen, David Cronenberg yönetmenliğindeki 2011 yapımı ‘Tehlikeli İlişki‘ filminde, iki ismin arasının açılmasına sebep olan 18 yaşındaki histerik, takıntılı ve mazoşist Sabina Spielrein’ı canlandırdı. İlk çıplak sahnesini 15 yaşında Nick Hamm’in psikolojik gerilim filmi ‘Mahzen‘de çeken Knightley için ekranda çıplaklık hiçbir zaman problem olmadı. Ancak bu filmdeki sahneleri seksi veya teşhirci yerine klinik olması ve psikolojiyi yansıtması koşuluyla kabul etti.

Anoreksi haberleri

İngiliz Daily Mail gazetesi, 2007’de anoreksiden ölen bir genç kızın haberini Knightley’nin bikinili fotoğrafıyla beraber kullandı. Haberde anne, kızının ölümünden aşırı zayıf ünlüleri sorumlu tutuyordu. Oyuncu gazeteyi dava etti ve kazandığı tazminatın tümünü yeme bozukluklarıyla mücadele eden bir kuruluşa bağışladı. Knightley’nin de anoreksik olduğuna dair haberler basında yer aldı. Bu konuda şu açıklamayı yapıyor: “Anoreksi konusunda birçok deneyimim oldu. Ailemde vardı. Anneannem ve onun annesi anoreksikti ve okulda birçok arkadaşım da bu hastalıktan muzdaripti. Bu sebeple hafife alınması gereken bir şey olduğunu düşünmüyorum.” Sonuçta Knightley anoreksik olduğunu düşünmüyor. Kendisine “Anoreksik olmak nasıl bir duygu?” diye sorulduğunda, şöyle yanıtlıyor: “Anoreksik olup olmadığım hakkında hiçbir fikrim yok. Şüphe duymuyorum, anoreksik olmadığımı söyleyebilirim.” Aktris zayıflığını genlerine ve hızlı metabolizmasına borçlu olduğunu söylüyor. “Rejim fikri bile canımın cips ve dondurma çekmesine sebep oluyor. Spor salonuna gitmekten nefret ediyorum. En çok yaptığım egzersiz televizyon kumandasına basmak.

Knightley şöhretini toplum yararına da kullandı. 2008’de Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 60. doğum günü için hazırlanan kısa filmlerde ve 2009’da İngiltere Kadınlara Yardım Federasyonu’nun kadına yönelik aile içi şiddete karşı hazırlanan kamu spotlarında yer aldı. Hollywood’da kadınların yeri hakkındaki fikri sorulduğunda ise, “Erkeklere kıyasla kadınlar için rol sayısı çok az ve her zaman da böyleydi. Bu yüzden çok fazla rekabet ve birçok harika kadın oyuncu var” diye yanıtlıyor.

Sade özel yaşam

Knightley, 2013’te İngiliz müzik grubu Klaxons’tan James Righton ile sadece 11 konuğun katıldığı özel bir törenle evlendi. 30 yaşında anne oldu. Kızları Edie doğduktan dokuz ay sonra çalışmaya hızlıca geri döndü. Knightley çalışan anne olmayı tercih ettiğini belirtiyor. Çift, özel yaşamlarını sahne ışıkları altında geçirmeme kararı aldı. Doğu Londra’da, popüler semtlerden uzakta yaşıyorlar. Ayrıca sanatçı kendini sosyal biri olarak görmüyor. “Partileri çok sevmiyorum. Ben sosyal biri değilim, o yüzden iş dünyasında çok az arkadaşım var” diyor. Knightley, ailesi gibi film izlemeyi çok seviyor ve diğer oyuncuların özel yaşamlarına mesafeli olmayı tercih ediyor. “Şu ya da bu kişinin boşandığını ya da alkolik olduğunu bilmek istemiyorum. Bu, ekrandaki karakteri izleme zevkinin önüne geçiyor. O zaman hikâyeyi farklı bir ışıkta görüyorsunuz, çünkü iki gerçeklik aynı anda devam ediyor.

Henüz 33 yaşında olmasına rağmen aktris şu ana kadar yaklaşık 30 uzun metraj filmde oynadı. Knightley bu başarısını şöyle açıklıyor: “Katharine Hepburn ve Vivien Leigh benim kahramanlarım ama yeteneklerinden dolayı değil, azimlerinden dolayı.

Hazırlayan: Nihan Karahan

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

ZOKA

Sonraki Yazılar

OLUMLU DÜŞÜNCE NEDİR?