karar vermenin dayanılmaz hafifliği

KARAR VERMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

 

 


Hepimiz hayatımızın belirli bir noktasında hangi yöne gideceğimize karar veremeyiz. Seçenekler arasından hangisini seçeceğimizi bilemeyiz. Bu zamanları aşmış bu dört kişiden ilham alalım.

En çok karar vermekte zorlandığınız alanlar neler? Bazıları hayatı boyunca isteklerinde çok net olduğunu söyleyebilir. Ta ki beklemediği bir teklifi alıp ne yapacağını bilemeyene kadar. Bazıları günlük hayatta yemek siparişi verirken bile ne istediğinden emin değildir ama önemli bir hayat kararını alırken beş dakika bile düşünmez. Yanlış bir karar almaktansa hiç karar vermemenin daha iyi bir seçenek gibi göründüğü durumlar olabilir.

Her birimizin karar verme mekanizmaları birbirinden farklı. Caner, seçimlerinin gelecek mutluluğunu nasıl etkileyeceğini hesaplamaya çalışırken, Hilal kararlarının onu ileriye taşıyıp taşımayacağını düşünüyor. Billur uzun süre iş dünyasında çeşitli görevler aldıktan sonra potansiyelini değerlendiremediğini düşünerek sezgileri doğrultusunda yepyeni bir çalışma alanı yaratmaya karar veriyor. Hüseyin ise önce başlamaya cesaret edemediği sonra hobisine ardında da profesyonel işine dönüşen dansa nasıl başladığını anlatıyor.

Siz de ikilemde kaldığınız, hangi yöne gideceğinizi bilemediğiniz dönemlerde karar vermek için neler yaptığınızı, kararlarınızın sonuçlarınızı psychologies@groupmedya.com adresine yazarak bizimle paylaşın.

Caner, 35 yaşında, Finans Direktörü

Günün sonunda insan kendi kaderinin yaratıcısı

Ne karar vereceğimi bilmediğim durumlarda seçeceğim yolun mutluluğumu ve geleceği nasıl etkileyeceğini hesaplamaya çalışırım. Buradaki belki de en önemli konu değişime hazır olup olmadığım. Özellikle benim jenerasyonumda bireysel standartların ve konfor alanının çok zor terk edildiğini görüyorum. İstanbul gibi bir şehirde günlük hayat içerisinde insanlar kendilerini küçük fanuslarına hapsediyorlar. Bu yaşam biçimi kararlarımızı da etkiler hale geliyor. Benim de aynı zorluktan geçtiğim dönemler oldu ama çok yönlü düşünerek verdiğim kararların beni mutlu ettiğini söyleyebilirim. Örneğin, üniversiteden mezun olduğumda, Türkiye’de karşıma çıkacak bütün fırsatlar yerine yurtdışı tecrübesinin kariyerim için daha doğru olduğuna inanarak yola çıktım. Beş yıl geçirdikten sonra, artık Avrupa’daki hayata çok alıştığım bir dönemde, orada kalma ve Türkiye’ye geri dönme seçeneği arasında kalakaldım. Geri dönmemin kariyerim ve mutluluğum açısından beni ne kadar tatmin edeceği konusunda emin değildim. Duygusal bir kararla dönmek istedim ama harekete geçebilmek, değişime hazır olabilmek için mantıklı bir çözüm ve neden aradım. Alternatiflerimi araştırdım ve ancak duygusal isteklerim mantığımla örtüştüğünde bu kararı verebildim.

Geri döndüm. O günden bugüne çok şey değişti ama en kötü anımda bile geriye dönüp bu kararımı sorgulamadım. Kalmak ya da gitmek arasındaki farkı hiçbir zaman bilemeyeceğim, aksi olsa hayatım nasıl şekillenirdi sadece hayal edebilirim. Günün sonunda insan kendi kaderinin yaratıcısıdır.

İyi ya da kötü karara böyle durumlarda inanmıyorum, sadece gerekli yetenek, hayal gücü ve birikime sahipsek, içine düşeceğimiz kötü durumdan da aynı hızla çıkabileceğimizi düşünüyorum.

Hüseyin, 61 yaşında, Mimar ve Dans Eğitmeni

Birilerinin hayatına dokunabilmeye başladım

Asıl mesleğim olan mimarlığı yaparken, içimde sirtakiye karşı büyük bir merak ve istek vardı ama uzun sürece sadece izleyiciydim. Sonunda bu ilgimi harekete dökmeye karar verdim. Ege danslarını içeren sirtaki ve zeybek-zeybetiko ile başlayan dans eğitimim tango ve latin danslarıyla devam etti. Önce hobi olarak başladığım dans eğitimimden sonra çevremdeki arkadaşlarımın “Bu dansları bizlere de öğret” demesiyle yavaş yavaş amatörlükten profesyonelliğe doğru geçiş yaptım. Dans etmeye başlasam mı başlamasam mı diye düşünürken adımlarım beni SAGAPO dans okulunu kurmaya kadar götürdü. Müziğin ritmine kapılıp kendinizi dansa teslim ettiğiniz andan itibaren hayatınızda köklü değişiklikler görmeye, hissetmeye başlarsınız. Ben de dans eğitmenliği yapmaya başlayarak, bu sayede birilerinin hayatına dokunabilmeye başladım. Dans ederken, ruhumun coşku ve neşeyle dolduğunu hissediyorum. Dansın fiziksel faydalarının yanı sıra hafızayı güçlendirmesi, yaratıcılığa katkı sağlaması, özgüveni artırması gibi pek çok mental etkisi de bulunuyor. Dansta kim olduğunuzun, ne yaşadığınızın, neye üzüldüğünüzün veya sevindiğinizin bir önemi yok; sadece siz ve içinizdeki müzik önemlidir. Dans ederken, öncelikle kendinizle ilgili belli farkındalıklar yaşarsınız ki, en önemlisi de aslında budur.

Yapabildiklerinizi, yapmadıklarınızı, yapabileceklerinizi ve aslında ne yapmak istediğinizi fiziksel olarak görüp sınırlarınızı genişletirsiniz. Dans aktif kalabilmemin ve fiziksel olarak formunda olabilmemin en etkili yoludur. Bu alana yönelme kararı alarak hayatımın en doğru seçimlerinden birini yaptığıma inanıyorum.

Hilal, 49 yaşında, Eğitim Şirketi Kurucusu ve İnsan Kaynakları Danışmanı

Sarf edilen hiçbir emek boşa değilmiş

Kurumsal hayatı sevenlerdenim ben. Çok çalıştım, çok gezdim, çok öğrendim ve bütün bunlar için çok emek sarf ettim. Bazen olan imkanları kullandım, bazen de kendim imkanlar yarattım. Bu imkanlar kimi zaman kendi sorumluluk alanım insan kaynaklarından oldu, kimi zaman da yönetimden talep ettiklerim. 25 yıllık uluslararası bir kariyerden sonra dönüp baktığımda ve kendime “Bazı şeyler farklı olabilir miydi?” diye sorduğumda, elbette olabilirdi ama ben kurumsal hayatı doya doya yaşadım. 25 yıllık kariyer hayatımdan sonra, elimi eteğimi tabii ki iş hayatından birden çekmeyecektim. Bu kadar emek ve tecrübe farklı bir şekilde kendini göstermeliydi ama bu farklılık ne olmalıydı? Dile kolay 25 yıl en iyi bildiğim şey kurumsal hayat oldu.

Bundan sonra ne yapacaktım? Karar vermem gerektiğinde, bana yardımcı olan iki soru sorarım kendime hep: Bu karar beni bir adım ileriye taşıyacak mı? Ve bu karar benim için etik mi? İşte bu sorulara olumlu cevap verebiliyorsam ilerlerim. Bundan sonrası cesarettir ki bu cesareti deneyim, kendine güven ve gerekli yetkinliklere sahip olmak unsurları destekler. Kendi işimi kurma kararını da böyle aldım. Kolay oldu mu? Tabii ki hayır. Ancak şunu tecrübe ettim: Sarf edilen hiçbir emek boşa değilmiş. İyi ki iyisiyle zoruyla tecrübeler edinmişim, işimi layıkıyla yapmak için çok çalışmışım ve öğrenmişim, güzel insanlar biriktirmişim. Gerisi öyle kolay geldi ki ben bile inanamadım. Eğitim ve danışmanlık şirketim Diamond Sentio, çok güçlü bir ekiple ve farklı alanlarda tiyatro ve müziği de öğrenmeye dahil ederek bu şekilde kuruldu.

Billur, 46 yaşında, Eğitim Küratörü

Kendime yeni bir yol çizmeye karar verdim

Ben lisedeyken, meslekler konusunda rehberlik henüz gündemde değildi. İlk stajımı lisedeyken yapmıştım, sonra da eğitim hayatım boyunca ilgimi çeken farklı alanlarda staj yaparak meslekler konusunda araştırmalarıma devam ettim.

Yurtdışında ekonomi, felsefe ve işletme alanlarında aldığım eğitimlerden sonra sonra Türkiye’ye döndüm ve iş hayatıma yabancı ortaklı bir şirketin finans müdür yardımcılığı pozisyonuyla adım attım. Bu şirketin içinde bulunduğu şirketler grubunda, petrokimya piyasasında proje danışmanlığı yaptım. 10 sene bir üniversitede öğretim görevlisi olarak eğitim verdim, bazı sanat kurumlarında yöneticilik ve küratörlük görevlerinde bulundum.

Çalıştığım kurumların belirlemiş olduğu sınırlar altında efektif olarak çalışamadığımı ve kendi potansiyelimi tam anlamıyla değerlendiremediğimi hissedince, kendi standartlarımı belirleyebileceğim ve insanların hayatına dokunabileceğim bir girişimde bulunmaya ve beni motive eden duygu, sezgi ve mantığım doğrultusunda yeni bir alan yaratıp bir yol çizmeye karar verdim. Yepyeni bir markayı sıfırdan inşa etmek, onu en doğru şekilde tanıtmak, her zaman daha yukarıya taşımak, kendimce bu dünyada eğitim ve kültürel etkinliklerle insanlara içinde bulunduğumuz dünyaya alternatif bir dünya tasavvuru hediye etmek istedim.

Bu adımı atalı üç sene oldu. Beni özgürleştiren, sürekli geliştiren ve benim dünyama açılan Açık Diyalog platformunu kurma kararını almış olduğum için huzurlu ve mutluyum. Zorlukları olsa da mücadeleye değdi.

Fotoğraf: Erhan Tarlığ

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

NASIL AÇIK FİKİRLİ OLUNUR?

Sonraki Yazılar

KARMAŞIK BİR MEKANİZMA