kahveye-gastronomik-bakis (2)

KAHVEYE GASTRONOMİK BAKIŞ

 

 

Son yıllarda yükselişe geçen üçüncü dalga nitelikli kahve akımını daha çok insanın kahveyi sevmesini sağladı. Artizan kahve dükkânlarının yanı sıra artık evinizde de mercek altına aldık.

Kahveyle ilgili yorumlarımız hiç bitmiyor. Kimisi kahve içmeden uyanamamaktan kimisi de kahve içip uyuyamamaktan şikayetçi. Kokusundan mı, hazırlama ritüelinden mi yoksa insanları bir araya getirme özelliğinden midir bilinmez kahve bir çok kişi için mutlulukla eşdeğer.

Elbette kafein; dopamin yani mutluluk hormonu, asetilkolin (merkezi sinir sistemimizde yer alan kimyasal bir bileşen) gibi beyin kimyasallarımızın gücünü artırıyor ve enerji veriyor. O yüzden hafif bir antidepresan görevi görüyor desek yanlış olmaz, fakat vücut buna alışınca bu etki de zamanla gücünü yitirmeye başlıyor. Ancak yapılan araştırmalara göre, kafein gündelik stresi azaltıp mutluluk verse de uzun dönemde aşırı tüketiminde kaygı bozukluklarına yol açıyor. Panik atak yaşayanlar için pek önerildiği söylenemez. Aslında önemli olan miktarı doğru ayarlamak.

Miktar demişken kahve içme alışkanlıklarımızın da geçmişe oranla değiştiğini gözlemeyebiliyoruz. Üçüncü dalga kahve akımı, kahveyle arasına mesafe koyanları bile kendisine çekmeyi başardı. Üçüncü dalga kısaca, nitelikli kahve tüketimi ve bilinçli kahve tüketicisine ulaşmak demek. Bu terim ilk kez, 2002 yılında baristalık yapmış olan Trish Skeie’nin kaleme aldığı bir makalede duyuldu. Üçüncü dalga akımını en iyi şöyle özetleyebiliriz; birinci dalga suda çözünen ve kolay hazırlanan Nescafé gibi kahveler, ikinci dalga Starbucks gibi zincirler, üçüncü dalga ise kahveyi kavurma, öğütme, demleme gibi tekniklerle bizlere sunan butik kahve dükkânları ile ortaya çıktı.

Üçüncü dalgada, kahvenin nerede yetiştiği, nasıl kavrulduğu, kavrulma derecesi gibi özellikler ön plana çıkıyor. Kahvenin tarladan fincanlarımıza gelene kadarki üretici, çiftçi, ithalatçı ve barista birleşeni çok önemli. Baristalar tarafından kahveler özel hazırlanarak bilinçli bir kahve tüketicisi yaratılıyor. Tüm dünyada yaygın olan artizan kahve dükkânları ise ilk olarak İstanbul’da; Cihangir, Nişantaşı, Moda gibi semtlerde karşımıza çıktı. Şimdiyse birçok semtte esnaf kahve dükkânları görmek mümkün, kendi damak zevkinize göre kahve tüketimi yapmak istediğiniz yerleri seçme şansınız yüksek, ama tabii onlar arasında da bu işte usta olanlar değişkenlik gösteriyor. Ayrıca bu tarz mekânların çoğunda tüketiciye kahvenin özgün tat ve aromaları sunuluyor, teknikler workshop’larla öğretilebiliyor. Bilinçli kahve tüketicisi kahveye gastronomik bir bakış kazanabiliyor. Böylece hem tüketim odaklı hem de kahvenin kalitesiyle tanışarak ne içtiğini bilen kahve tüketicileri bu dükkânların müdavimleri olmaya başlıyor. Tüm bu kahve dükkânları bazı coğrafi bölgelerde yetişen, acı, tatlı, aromatik bir tat profiline sahip kahve çekirdeklerini çeşitli kavurma, öğütme ve demleme teknikleriyle bizlere sunuyorlar.

Yazı: Nilay Uzun İnan

 

 

Önceki Yazılar

NEDEN MUTSUZ OLMAYI TERCİH EDERİZ?

Sonraki Yazılar

ÖZLEM ÇETİN KAYA’NIN TRAMOLA KİTABI