shutterstock_447697888

KAHKAHA YOGASI İLE TANIŞIN

 

 


Kahkaha yogasıyla nefesinizi yönetin ve gülmek için yalnızca komik bir şeye ihtiyacınız olduğunu unutun. Dilerseniz hemen başlayalım: Ha, ha, ha!

 Yazı: Sude Orhan

 Nefesin sağlığımız ve ruhumuz için hayati bir önemi olduğu kuşkusuz. Aynı şekilde kahkahanın da yaşamımız üzerindeki etkisi tıpkı nefes kadar önemli. Öyle ki ayna karşısında beş dakika kahkaha attığınızda, gün içinde daha motive hissedip pozitif kalıyorsunuz. Oysa çoğu zaman, kendi kendimize güldüğümüzde “deli” yaftasını yiyoruz. Baskılar bizi yönlendirdiği için gülmeye çekiniyoruz. Çocukluğunuza gidelim… Günde yaklaşık kaç defa kahkaha attığınızı anımsıyor musunuz? Biz söyleyelim: Muhtemelen 300-400 kez! Saf mutluluk, tedirginliğin olmadığı sakin bir ruh hâli, merak… Oyun oynuyor, düşüyor, kalkıyor, etrafınıza bakıyor ve kahkaha atıyordunuz. İşte attığınız o eski kahkahalara “koşulsuz kahkaha” adı veriliyor. Fakat yaş aldıkça kahkaha atmak dışarıdan bir uyarana bağlanıyor ve “koşullu kahkaha” ile tanışıyorsunuz. Artık sizi yalnızca mantığınıza uyan, “gerçekten” komik bir şey güldürebiliyor. Konunun şu an hüzünlü ilerlediğinin farkındayız. Kahkaha yogası tam da burada devreye gidiyor. Bu yöntemle çocukluktan yetişkinliğe evrilirken kaybedilen koşulsuz kahkahalara yeniden geri dönmek hedefleniyor.

Ben ilk kahkaha yogası deneyimimi Sosyolog ve Bireysel Gelişim Danışmanı Aydan Ermiş’in dersinde yaşama fırsatı buluyorum. Gülmeyi çok sevsem de bu işin biraz “zorlama”yla yapılacak olması ya da ilk başta o şekilde olacağını düşünmem, manevi açıdan pek tatmin edici olacak gibi gelmiyor. Hatta itiraf ediyorum: Hiçbir fark olacağını sanmıyorum. Kahkaha Yogası Seansı içeriğinde üç bölüm var: Nefes egzersizleri, kahkaha egzersizleri ve meditatif egzersizler. Nefes egzersizlerinde; nefes farkındalığına varmayı sağlayan, diyafram kasını kullanarak yapılan ve bedeni rahatlatan egzersizler uygulanıyor. Kahkaha egzersizlerinde katılımcılara koşulsuz kahkaha deneyimini yaşatmak üzere hazırlanmış beden hareketleri, şarkı ve ritmik egzersizler bütünü uygulanıyor. Meditatif egzersizlerse; yaşam gücünü artırma, daha pozitif ve dinamik hissetme hâlinin içe dönüşle yaşatıldığı egzersizlerden oluşuyor.

“Doğru nefes almıyoruz”

Aydan, “Otonom sinir sistemi ikiye ayrılıyor: sempatik ve parasempatik” diyor. Sempatik sinir sistemi beyne “savaş ya da kaç” komutu veriyor. Kendisi sizi uyandırıp işe götüren, hayat amacı veren sinir sistemi. Bu sistem gayet rahat çalışıyor, çünkü göğüs nefesinin karşılığı olduğu için ona alışığız. Şöyle anlatalım: Bebeklerin karınlarından nefes aldığını fark etmişsinizdir. Siz de alıyordunuz. Fakat zamanla, aileyle, çevreyle olan çatışmalar nefesinizi etkiledi. Şimdi, kendinizi stresli ve endişeli durumda hayal edin. Nasıl nefes alırsınız? Sadece göğüsten. Ergenlik döneminde bu çatışmalardan dolayı beden, göğüs nefesine geçti; diyaframdan alınan, sizi rahatlatan nefesi unuttu… Dolayısıyla sempatik sinir sitemini ergenlikten sonra gayet muhteşem şekilde çalıştırmaya başladık zaten. Şimdi onun günde 15’er dakika çalışması gerekirken, biz çalıştırabildiğimiz kadar yani gereğinden fazla çalıştırıyoruz. Parasempatik sinir sistemindeyse, diyafram kullanılıyor. Parasempatik bize, “Güvendeyim, her şey yolunda” diyor. Fakat onun da tek başına çalışması problem yaratıyor çünkü sizi aşırı rahatlattığı için hiçbir şey yapmaya gerek duymuyorsunuz. Nefes egzersizleriyle bu ikisini dengeliyorsunuz. Diyaframı ortalama sekiz haftada güçlendirerek bedene parasempatik sinir sistemiyle nefes almayı hatırlatıyorsunuz ve ikisini beraber kullanıyorsunuz.

Doğru nefes almanın dört kuralı

  1. Nefesi sessiz alın
  2. Burundan alıp burundan verin
  3. Ciğer kapasitesini yükseltin
  4. Diyafram kullanın.

 

 

Önceki Yazılar

TATİLDE SOSYAL MEDYA DETOKSU YAPIYOR MUYUZ?

Sonraki Yazılar

YAZ SOFRALARI İÇİN TAZE BİBERİYELİ ET, MANTAR SOTE

Bir cevap yazın