kadirkitap

KADİR ÖZER’DEN “GELİŞMEK İÇİN DEĞİŞİM”


“Bir olaya yüklediğimiz anlamın rengi neyse o olaya ilişkin yaşanan duygu da o renkte olacaktır”

Psikiyatrist Kadir Özer’in “Gelişmek için Değişim” adlı kitabı, değişime neden direndiğimize dair önemli ipuçları veriyor. 

İnsanlar neden değişime direnme eğilimi gösteriyor?

Direnç, bireyin “belirgini”, “belirsize” tercih etme halidir. Başka bir açıdan, direnme eğilimi “kolaycılıkla” da açıklanabilir. Değişimin kaynağını kendi özünde değil de bir başkasında görmek, direnç gibi algılanabilecek bir “bekleme halidir”. Bazen de değişime direnme olarak tanımlanan süreç değişimle ilgili yerleşik bir yanılgıyla ilgili olabilir. Bu yanılgı, sıkıntıların nedenlerini anlamış olmanın veya derin içgörü geliştirmenin değişime neden olacağıdır. Değişimi sadece içgörürlerden kaynaklanan telkinlere teslim etmek, değişmemektir.

Karamsarlık duygusunun nedeni nedir?

Yaşam olaylarını gözlerine yapışmış ve organı zannettiği bir dürbünle algılayıp, abartıyla yorumlayan bir kişinin karamsarlıktan uzak bir şekilde geleceğine yürümesi mümkün mü? Veya taktığı koyu siyah gözlükleri çıkartmayı unutup yaşamı onun ardından yorumlayan birinin karamsarlıktan başka bir duygu yaşaması mümkün mü? Dolayısıyla karamsarlık duygusunun temel nedeni, düşüncelerimizin önüne taktığımız dürbünler veya koyu siyah gözlüklerdir. Yani çıplak gözle bakabilme seçeneğine körlük geliştirmektir.

Gülümsemenin gücü nedir?

Gülümseme gevşeten sistemde yer alan duyguların eylemsel yansımasıdır.

Duygularımızın temel nedenleri olaylara yüklediğimiz yorumlardır. Bir olaya yüklediğimiz anlamın rengi neyse o olaya ilişkin yaşanan duygu da o renkte olacaktır. Duygu dediğimiz sürecin iki temel boyutu vardır. Biri yaşantı, diğeri somut şekilsel değişim olan davranıştır. Ancak duygu, yorumun bir sonucu olabileceği gibi davranış da duygusal yaşantıyı ve onunla tutarlı olan yorumu tetikleme gücüne sahiptir. Bir olayla ilgili yaptığımız yorumun mutluluk edip gülümsetmesi yorumun duyguya neden olmasına bir örnektir. Yüzümüze bilinçli bir şekilde ve yapay olarak bir gülümseme getirip bir süre öyle kaldıktan sonra hafif hafif yaşamaya başlayacağımız mutluluk yaşantısı ise davranışın (yani şekilsel değişimin) duyguya neden olmasına örnektir. Gülümsemenin güçlerinden birisi budur.

Son dönemlerde nörobilim “ayna” işlevi gören bir grup nöronun varlığından bahsediyor. Bu nöronlar, bir başkasının davranışını kendisi yapıyormuş gibi hareketlenen nöronlardır. Örneğin, kızgın, üzgün veya neşeli bir şekilde bize bakan birinin yüzünü algılayan duyularımız, bunları aynalayacak nöronları hareketlendirerek bizim yüzümüzü de aynı duyguya sokma eğilimine girer. Demek oluyor ki saliseler içinde oluşturacağımız bir gülümseme, bir başkasının aynalamasını da tetikleyebilecektir. “Üzüm üzüme baka baka kararır” misali, “Üzüm üzüme baka baka ışıldar” gülümsemenin bir başka önemli gücüdür.

 

 

 

Bir cevap yazın