Girls having fun at home, laughing.

KADIN KADININ DOSTUDUR

 

 


Günümüzde kadınlararası arkadaşlık hiçbir zaman olmadığı kadar kuvvetli. İlerleyen yaşlarda da dostlarına zaman yaratıyor ve omuz omuza zorluklara karşı birlik oluyorlar.

Anaokulu çağından, ilk oyuncak bebek değişiminden gençliğe kadar kadınlar arasında güçlü bağlar kuruluyor. Kız arkadaşlarımızla beraberken sebepsizce gülüyor, üzüntülerimizden, büyük acılarımızdan bahsedebiliyoruz. Seksolog Shere Hite, “Kadınların arkadaşlığı onlar için çok önemli, çünkü kadınlar bu yolla kim olduklarını ve kim olmak istediklerini buluyorlar. Bağımsızlıkları için dostluklarını devam ettirmeleri gerekiyor. Kötülüklere, zor günlere karşı omuz omuza direniyorlar” diyor.

Geçmişten gelen hikayeler
16 yaşındaki Alara, sınıfının en parlak öğrencilerinden biriydi. Ancak gözleri bozuk olduğundan tahtada yazılanları görmekte zorlanıyordu. Selin, Alara’ya yardım etmek için çözüm önerilerinde bulundu. Bu durum ikisini birbirine daha da yakınlaştırdı, o günden beri ayrılmaz ikili oldular ve arkadaşlıkları 30 yıldır devam ediyor. Jale ve Gül de okul sıralarında tanışmışlar ve 20 yıldır arkadaşlar. Çiğdem ve Canan ise Canan’ın toplum içerisinde erkek arkadaşı tarafından rencide edildiği günden beri arkadaşlar, dostlukları 18 yıldır devam ediyor.

Kadınların sosyallik eğrisinin analizini yapan Sosyolog Claire Bidart, bu eğrinin erkeklerinkine göre daha az doğrusal olduğunu söylüyor. 20’li yaşlarda kadınlararası arkadaşlık ilişkileri doruk noktasındadır. İş hayatıyla birlikte bu eğri düşüşe geçiyor. 30’lu yaşlarda daha durağan bir seyirde devam ederken, 40’lı yaşlarda tekrar düşüşe geçiyor. Tekrar düşüş yaşanmasının nedeni ise çift ilişkisine odaklanılması ya da çocukların eğitimine yöneliyor olunması. 50’li yaşlarda ise bu eğri tekrar yukarıya doğru çıkıyor. Bu araştırmaya bakıldığında ortaya çıkan sonuç, her ne kadar kendileri tam tersini söylese de kadınlar hayatlarında onlar için önem taşıyan ciddi şeylere yönelmeleri gerektiğinde arkadaşlık ilişkileri gölgede kalmaya başlıyor. “Eşime kız arkadaşlarımla ilişkileri koparmayacağımı ve bunun tartışılacak bir konu dahi olmadığını söylemiştim” diyor Canan ve ekliyor: “Eşim bunu kabul etti, ancak bu çok kolay olmadı. Bu özgürlüğü rahatça yaşayabilmek için çift ilişkisinde olgunluğa ulaşmak gerekiyor.”

Özgürlük ve samimiyet
Claire Bidart’ın yaptığı araştırmalara göre kadınların yüzde 83’ünün en yakın arkadaşı yine bir kadın. “Ne zaman Gül ile buluşsak kendimi başka biri gibi hissediyorum. Özgüvenimi güçlendiriyor. Beni dinliyor, birlikte saçmalıyoruz, mızıldanıyoruz. Onunla birlikte geride kalmıyorum, ikimiz de eşit ve beraber oluyoruz” diyor Jale.

Birbirlerini koruyorlar, birbirlerinin fikirlerine saygı duyuyorlar ve diğerini baskılamıyorlar. “Özgür ve dürüst olabiliyoruz” diyor Çiğdem. Selin ise “Hiçbir kural olmaksızın konuşuyoruz. Başımıza gelen kötü şeyleri felaketleştirmeden tartışıyoruz. Böylece sorunlarımızı olması gereken şekilde çözebiliyoruz. Bu, erkekler ile yapabileceğimiz bir şey değil. Çünkü onlar bu tarz sohbetleri sevmiyorlar ve kendilerini kötü hissediyorlar” diyor.

Kadınlar duygularını detaylı olarak anlatıyorlar. Özgür ve yeni fikirlere açık sohbetler karşılıklı anlaşmayı daha kolay bir hale getiriyor” diye belirtiyor Shere Hite. “Bu sohbetler yeni bakış açıları kazanmamızı sağlıyor. Kendi aramızda tekrardan küçük kız çocukları oluyoruz. Mantık dışı ve hayalperest tarafımızı ortaya koyuyoruz” diyor Selin de.

Araştırmalara göre kadınların yüzde 83’ünün en yakın arkadaşı yine bir kadın.

Friends enjoying in conversation and drinking coffee.

Birbirlerini gözden kaçırmak söz konusu bile olamaz. Gül, “Jale benim kilomdaki değişiklikle veya yorgunluk seviyemle ilgili üçüncü bir göze sahip oldu zaman içerisinde” derken, Çiğdem ise, “Canan zayıf noktalarıma hep değinir ve bana fikirler vererek daha cesur olmamı sağlar” diyor.

Zorluklara karşı cephe oluşturmak
İleri yaşta boşanmalar, sağlam olmayan aşk ilişkileri, dul kalmak gibi birçok sebepten günümüz kadınları yalnız kalabiliyorlar. Alara, “Boşanmak üzereydim. Selin ve diğer arkadaşlarım olmasa yaşadığım zorlukların üstesinden gelemezdim. Çocuklarımla ilgilendiler, birlikte tatil planladık. Eğer bunları yapmasaydık, atlatamayabilirdim. Kız arkadaşlarımızla aramızda
bir ağ kurduk. Kim zor durumdaysa, ona yardım ediyoruz” diyor. Selin de benzer bir konuya değiniyor. “O dönemde birlikte olduğumuz etkileyici, rüyalarımızı süsleyen prenslerimiz ile işler kötüye gitmeye başladı. Tahmin ettiğimizden daha az güvenilir, daha az güçlü çıktılar. Bizi birçok cephede savaşmaya mecbur ettiler. Bağımsızlığımızı kazanmamız gerektiğini gördük ve feminizme dair bir ders çıkardık: Kendini soyutlama!

Kız arkadaşlarımızla aramızda bir ağ kurduk. Kim zor durumdaysa, ona yardım ediyoruz.” Alara

Kötü tecrübeler kadınlararası arkadaşlığı kuvvetlendiriyor. Jale, “Eşimin kaza sonucu vefatından sonra ciddi bir depresyona girmiştim. Gül sessizce hep yanımdaydı. İşinden olabildiğince erken çıkıyordu, kendini çok yorgun hissetmedikçe hep benimleydi. Tatile giderken beni de yanında sürüklemişti. Onun eşi Saffet de hep anlayışlı yaklaştı. Gül’ün zamanının çoğunu benimle geçiriyor olmasını hoş karşıladı ve bu üçümüzü birbirimize daha da sıkı bağladı” diyor. Ancak gene de sınırlar hep vardır. Örneğin Canan ve Çiğdem’in arasını bozan bir olay olmuş. “Canan’ı sevgilisi terk ettiğinde adeta ağlama duvarına dönmüştüm. Canan her şeyi reddediyordu. Hoş bir benzetme değil ama Canan için içini boşaltabileceği bir çöp kutusu görevindeydim resmen” diye anlatıyor Çiğdem.

Her şeyden önce takım işi
Eşimin ölümünden sonra bir bankada işe girdim. Şefim bana pek iyi davranmıyordu. Beni zorlayan ve yaralayıcı şeyler yapıyordu. Ne zamanki onun için zengin olduğumu simgeleyen kürkümün bana kocamdan kaldığını öğrendi, o zaman bana karşı tutumları olumlu anlamda değişti” diye anlatıyor Jale.
Kadınlar sistem tarafından kandırılmadan takım olarak çalışmayı seviyorlar. Hiyerarşik bir düzenden ziyade ekip çalışmasını daha çok önemsiyorlar. Buna, güçten çok tesir, yarıştan çok grup uyumu diyebiliriz. Özellikle kadınlar birbirleriyle rekabet içerisinde olsalar dahi gerektiğinde hemcinslerinin arkasında duruyorlar. Örneğin o kadın bir anne olabilir ve yaşadığı sorunlar da hasta çocuğundan kaynaklanıyor olabilir.

Benzer tutkuları paylaşıyorlar
Entelektüel, kültürel, sportif alanlarda ve el becerilerine dair aynı tutkuları paylaşabiliyorlar.
Alara ile haftada bir spor kulübünde buluşuyoruz. Candan Erçetin’in konserlerini kaçırmıyoruz. Her iki günde bir telefonla konuşuyoruz. Birbirimize yemek tarifleri veriyoruz, kitap önerilerinde bulunuyoruz, bayramda neler yapacağımızı anlatıyoruz” diyor Selin. Gül ise benzer bir durumdan bahsediyor. “Jale ile sinemaya gittiğimizde çıkışta filmi tartışıyoruz ama eşimle birlikteyken bunu asla yapamıyorum.

Arkadaşlığın arkasında rekabet mi yatıyor?
Bütün duygular gibi arkadaşlık da içinde çatışmalar ve kırgınlıklar barındırır. Canan arkadaşıyla beraber oyun oynarken, onu rahatsız eden şeyler olduğundan bahsediyor ve “Oyun oynarken en azından kartları doğru dizebilir” diyor. Jale ise, “Gizlice Gül’ü kıskanıyorum. O çok güzel. Kendimi onunla kıyaslamaktan alıkoyamıyorum” diyor.

Ya işler yolunda gitmezse?
“Yaptığı konuşmalarla özgüvenimi zedelemeye çalışan bir arkadaşım vardı. Benimle alakalı her şeyi biliyordu ve bunu bir silah gibi kullanmaya çalıştı. Onunla arkadaşlığımı sonlandırdım” diyor Jale.

Bazen kız arkadaşlıkların arkasında düşmanlık yatabiliyor. Shere Hite’ye göre bu durum kıskançlıkla alakalı değil. “Bu tür olaylar kadınların kendilerine duydukları özgüven, ciddiye alınmama ihtimali gibi sorunlardan kaynaklanıyor.” Yani kendimizden şüphe ettiğimizde bundan diğer kadınları sorumlu tutuyoruz.

Derleyen: Ekin Nazlı

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

ÇOCUKLARIN RİTMİNE SAYGI

Sonraki Yazılar

PENCEREDEKİ KADIN