japon-cicek-sanati-ikebana (1)

Japon Çiçek Sanatı: İkebana

Ne birkaç çiçeğin bir araya geldiği bir aranjman ne de sıradan bir peyzaj ürünü. İkebana çiçeklerle dile getirdiği naif Japon felsefesinin bir özeti adeta.

İkebana kelimesini belki bir çiçekçinin tabelasında, belki de bir Japon filminde gördünüz veya ilk kez rastlıyorsunuz. İlk bakışta birkaç çiçeği bir araya getirerek yapılan bir çiçek düzenleme işi olarak görülebilir, ancak onda mistik Uzak Doğu felsefesinin birçok unsuru bulunuyor. İkebana kelimesinin anlamından başlayalım o halde. İkebana, Japonca “ike” kelimesi yani canlı tutmak/hayat vermek ve çiçekler anlamına gelen “bana” kelimesinin bir araya gelmesinden oluşuyor. İkebana, farklı kaynaklarda çiçekleri canlı tutmak, çiçeklere hayat vermek veya yaşayan çiçekler şeklinde karşımıza çıkıyor. İkebananın doğuşu Bu kelimeler ilk kez ne zaman bir araya gelip bir akımı ortaya çıkartmış sorusunun cevabına gelecek olursak, 6. yüzyıl Japonya’sına uzanmamız gerek. İkebana, 6. yüzyılda Budist tapınaklarındaki sunaklara konan çiçeklere özen gösterilmesi ve düzenlemelerine sembolik anlamlar yüklenmesiyle doğdu. Zaman içerisinde sunaklar içindeki çiçek düzenlemeleri boyut değiştirerek 10. yüzyılda özel kaplar, saksılar ve vazolara taşınıp bugünkü forma yakın bir hal aldı. İkebananın ibadethaneden çıkıp yaygın bir sanat haline gelmesi ise tam 500 yıl sürdü. 15. Yüzyılda klasik bir üslup oluşturacak kadar yaygınlaşan ikebana, ekollere ev sahipliği yapan bir meşgale haline geldi ve dini rutin olma özelliğini tam olarak yitirmese de bir sanat aracı olarak kabul edildi. Bu dönemde “rikka” adı verilen ikebana ekolü yaygındı, doğanın güzelliğini ifade etmeye odaklanan ikebana giderek popülerleşmişti. Bir sonraki yüzyılda ise sadeliği vurgulayan “negaire” ekolünün yaygınlaşmasıyla ikebanalar giderek daha minimalist bir form kazanmaya başladı. Günümüzde ise ikebananın modernleşme çağına şahitlik ediyoruz. Ülke dışından gelen farklı çiçeklerin de ikebanalarda kullanılmaya başlanması ve kümelenmiş çiçekler anlamına gelen “moribana” ekolünün ortaya çıkması, Japon kültüründe küreselleşmenin izlerini taşıyor. Moribana ekolünün amacı ise kentleşmeye karşı bir duruş sergilemek ve şehirlerde sıkışıp kalmış park ve bahçeleri birebir küçültülerek ikebanalarda temsilini yapmak.

Doğu öğretisi olarak

İkebana Bir buket çiçek hazırlamanın çok ötesinde olan bu sanat dalı kendi içinde sembollerle bezeli bir felsefeyi barındırıyor. İkebana insanı ve doğayı birbiriyle yakınlaştırmayı, doğaya başka bir gözle bakabilmeyi, canlı ve sembolik bir arayıcıyı fikir ve duyguları ifade eden bir araca dönüştürmeyi ifade ediyor. Sanatı felsefeyle buluşturan bir alan olması ikebananın yüzyıllar içinde pek çok farklı ekole ayrılmasını ve farklı yorumlanmasını da beraberinde getirdi. İkebana sanatçılarının kabul ettikleri ekoller arasında ise misho, ichiyo, ohara, ryuseiha, saga goryu, shinpa seizan, sogetsu ikebono, rikka ve shoka yer alıyor.

İkebana ile kendimizi nasıl motive ederiz?

Özellikle stresli dönemlerde sıkıntılarımızdan uzaklaşmak ve algımızı sorunlarımızın ötesinde bir alana yöneltmek için sanat terapisi uzmanları tarafından önerilen muazzam bir yöntem. Yaratıcılığı pekiştirmesi ve duygusal yansıtmaya imkân vermesiyle ikebana, kendinizi daha iyi hissetmek istediğiniz dönemler için oldukça uygun. Doğanın iyileştirici gücünü bedeninizde ve zihninizde hissetme yolunu seçtiyseniz, ikebana hakkında bilmeniz gereken ilk şey kelime anlamı: Çiçeklere hayat vermek, çiçekleri canlı tutmak. İkebananın en büyük altın kuralı ise kullandığınız malzemenin yani çiçek ve bitkilerin yaşam süresini uzatmak. Dalından kopartılmış bitkilerle yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, bu kural için çocuk oyuncağı diyemeyiz elbette; çiçeği diriltmek ya da solmasını sonsuza dek engellemek ne yazık ki mümkün değil. Ancak ikebana sanatçılarının geliştirdiği teknikler çiçeklerin ömrünü uzatmaya yardımcı oluyor. İkebananın felsefi ve sanatsal yönünün yanı sıra teknik beceri gerektiren kısmı tam da bu noktada devreye giriyor. İkebanada kullandığınız çiçekleri canlı tutmanın yollarından biri, çiçeğin damarlarındaki havanın boşaltılması. Bunun için, çiçekler dalından koparılırken sapları su içinde kesiliyor veya eziliyor. Bu sayede çiçeğin damarlarındaki hava kabarcıklar halinde dışarı çıkıyor. Bu işlemin sebebi damarlarda hava yerine su akışı sağlamak. Damarlardaki hava boşaltıldıktan sonra “kenzan” adlı, üzeri çivi kaplı tabelaya saplanarak düzenlemeye başlanıyor. Fakat ülkemizde kenzan temin etmek oldukça zor ve pahalı, bu nedenle çiçek mantarı veya strafor kullanarak da aynı işlemi yapabilirsiniz. Bundan sonrası sizin yaratıcılığınızı, felsefenizi ve iç dünyanızı yansıtmanıza kalıyor.

Yazı: Hüma Kaya

 

 

Önceki Yazılar

Dudak Bakımı Nasıl Yapılmalı?

Sonraki Yazılar

İlişkilerde Romantizmi Artırmanın Yolları