izlemek-icin-uc-neden-joker (5)

İZLEMEK İÇİN ÜÇ NEDEN: JOKER

 

 

Psikoterapist Tuğba Kocaefe Joker filmini izlemek için üç neden anlatıyor.

Şaka. Amerikalı yönetmen Todd Phillips’in gözünden DC Comics karakteri Joker’in, Arthur Fleck haliyle geçmişine odaklandığımız filmde, kelime anlamıyla “şakacı”nın da geçmişine odaklanıyoruz. Psikanalitik anlamda, espri ve şakalara bir göz atmanın anlamlı olduğunu düşünüyorum. Freud, “Espriler ve Bilinçdışı ile İlişkiler” adlı kitabında, esprilerin tekrarlama yoluyla söylenmek istenileni dile getirdiklerini söyler. Yani, sürekli tekrarlanan bir komiklik hali vardır ki bu Arthur’un da filmde dediği gibi “sübjektif”tir ve bu bir çocuğun sürekli tekrarlamada hissettiği tuhaf hazzına dayanır, çocuğun bu hali ise yetişkini rahatsız eder. Arthur’un çocukluğunda tekrarlanan hazzının bir tür işkence olduğunu ve bunu “komik” bulduğunu düşünürsek, tutamadığı kahkahasını ve “Şakacı” olmak istemesini anlamlandırmamız daha kolay olabilir. 

İntikam. Toplumsal açıdan ikiye bölünme, ötekinin olmadığı bir dünyayla karşı karşıya gelmedir. Aslında, yok sayılan “öteki” -ki filmde, zenginlerin yoksulları yok sayması olarak karşımıza çıkıyor-, bir aynanın aksi gibi “yok sayan”la bileşiktir. Bir tahterevallinin iki tarafı gibi de düşünebiliriz. Bir toplumun sağlıklı olabilmesi için, orta sınıfın çoğunluğu elzemdir; ikiye bölünme durumunda haset ve intikam her zaman boy gösterecek ve eyleme dökülecektir. Filmde, tahterevallide sürekli diğerinin yükünü taşımakla yerden kalkamayan Arthur’un görülme arzusuyla yukarıya çıkmaya çalışmasını izliyoruz; bu da kendini intikamla gösteriyor.  


Yıkıcılık. Film boyunca çokça “mış gibi”lik ve gerçeğin kaybolması hali var. Bir çizgi roman karakterinin geçmişini izlediğimizi düşündürsek, belki bu anlaşılır olabilir, ama bu durumda dahi, yaşadığımız gündelik hayatla çizgi roman karakterinin geçmiş öyküsünü kıyaslamamızı arzulayan bir yönetmenle karşı karşıya kalıyoruz. Yani, her durumda fantezinin ötesinde bir boyuttayız; gerçeklikle bağdaşan sınırlarda sorgulatıyor sanki film: Bu palyaçonun yıkıcılığını kendimizden uzak tutup bir fantezi boyutunda mı ele almamız gerek, yoksa tam da gerçekle fantezinin karıştığı günümüz dünyasında “öteki”leştirilen birinin/toplumun yıkıcılığı üzerinden mi düşünmeliyiz?

 

 

Önceki Yazılar

CİNSİYETÇİ YAKLAŞIMI DEĞİŞTİRİN

Sonraki Yazılar

TEK ÇOCUK BENCİL Mİ OLUR?