meditasyp

İŞYERİNDE MEDİTASYON YAPIN


Google’ın çalışanlarına ve yöneticilerine meditasyon dersleri veren eğitmen Chade-Meng Tan, “Şirketlerde meditasyona ihtiyaç var” diyor. Onun verdiği tüyolarla zihinsel alışkanlıklarınızı geliştirebilirsiniz.

“Search inside yourself” kısaca SIY, sözcük anlamıyla “kendini içinde ara” demek. Dünyanın en güçlü arama motoru yani Google’la ilişkili bu ifadenin arkasında yatan, bilinçli farkındalık meditasyonlarına dayanan duygusal zekâ eğitim programı. Söz konusu program internet devinin Silikon Vadisi’nde çalışanlarına2007’den beri sunuluyor.

Fikir, Google’ın ilk mühendislerinden Chade-Meng Tan’ın aklına, şirketin çalışanlarına kendi projelerini geliştirmeleri için verdiği yüzde 20’lik serbest zaman diliminde gelmiş. Singapurlu bir Budist olan Chade-Meng Tan’ın duygusal zekâ konusunda uzman Amerikalı Psikolog Daniel Goleman ile birlikte geliştirdiği yedi haftalık programın üç ana teması var.

Bir: Meditasyon aracılığıyla dikkat kontrolü.

İki: Öz farkındalık ve öz bilinç ya da duygusal süreçleri anlamak ve daha iyi yönetmek için dikkat becerisinin kullanımı.

Üç: Sosyal gelişim için merhamet ve şefkat aracılığıyla zihinsel alışkanlıkların geliştirilmesi.

Chade-Meng Tan, Google’da iki binden fazla çalışanın takip ettiği bu programı dünyayı gezerek başka şirketlere de sunmuş. Ancak bununla da yetinmiyor. Matthiey Ricard, Natalie Portman, Sting ve Barack Obama’nın yanında rahatça boy gösteren ve esprileriyle tanınan “Jolly Good Fellow” (Harika Dost) lakaplı Tan, bütün dünyaya meditasyon yaptırmaya niyetli olduğunu kimseden saklamıyor.

Psychologies: Verdiğiniz “SIY” eğitimi Google çalışanlarında ne gibi değişikliklere yol açtı?
Chade-Meng Tan: Mesleki ve özel hayatları değişti. Biliyorum, çünkü gelip söylüyorlar. “Bir sorunla karşılaştığımda meditasyon yapıyorum. Meditasyondan sonra sorunu çözebiliyorum”, “Bir karar aldığımda her şeyi daha net görebiliyorum” veya “Terfi ettim ve biliyorum ki bu senin sayesinde oldu” diyorlar. Pek çoğu ilişkilerinin dikkate değer ölçüde iyileştiğini de anlatıyor bana. “Ekip içinde daha az gerilim var”, “İnsanları daha fazla dinliyorum” gibi. Ayrıca yakınlarıyla ilişkileri de iyileşiyor. Bazıları ayrıca sağlıklarının iyiye gittiğini ya da “neden olduğunu bilemediği bir şekilde” sigarayı bıraktığını anlatıyor. Oysa işin içinde sihir yok! Bu özen ve bakım gerektiren zihinsel bir egzersiz.

Google’a programı kabul ettirmek kolay oldu mu?
Evet. Öncelikle Google’da çalışan insanlar yeni fikirlere çok açık. Ayrıca eğitim sistematik bir biçimde meditasyonun etkilerini kanıtlayan bilimsel verilere dayanıyor. Bunun yanı sıra uygun dili de kullanıyorum. Asla “Şimdi duygularınızın derinliklerine dalın” demiyorum. Onun yerine, “Duygusal süreçlerinizin algısı için yüksek çözünürlüklü bir görüntüleme kurgulayın” diyorum. Mühendislerin anlayacağı dilden konuşuyorum! Son olarak onları ilgilendirecek performans, yaratıcılık, üretkenlik gibi yararlardan söz ediyorum. Programım insanları ikna etmeyi böyle başardı. Tabii karşı konulmaz cazibemi de görmezden gelmeyelim (Gülüyor).

O halde meditasyonu üretkenliğin ve kişisel tutkuların hizmetine sunuyorsunuz diyebilir miyiz?
Evet, çünkü hepimiz başarı ve kâr odaklıyız. “Şefkati nasıl büyütürüz?” diye bir eğitim sunsam, eğitimim çok az insanın ilgisini çeker. Onun yerine, “Toplantıya girdiğinizde gözlerinizden şefkat okunsa herkes sizin başarılı olmanızı ister” diyorum. İyi ama bu noktada hâlâ meditasyondan söz etmek mümkün mü? Geleneksel olarak meditasyon ücretsiz ve amaçsız olmalı. Kesinlikle doğru. Ancak bence asıl olan doğru bir pratik. Sizi oturup meditasyon yapmaya iten şeyin ne olduğu önemli değil. Önemli olan siz otururken olup biten. İşte o zaman amaçsız olmalısınız. Spor salonu örneğini düşünelim. Oraya kaslarınızı geliştirmek, kilo vermek, rahatlamak için gidiyor olabilirsiniz ama fark etmez, çünkü doğru hareketleri yaptığınız sürece olumlu sonuç zaten alırsınız.

Meditasyon içsel yolculuğa giden bir yol. Bu yolculuğun şirket içinde yeri var mı?
Kişisel olarak ben bunu şöyle tanımlıyorum: “Kendi içinde aramak ve kendi içinde ararken kendinden öteye yol almak.” Bu tanım, işyerinde de uygulanabilir. İşinizi kendiniz için elinizden gelen en iyi şekilde yapın, bunu yaparken işvereninize, müşterilerinize ve dünyaya faydalı olacaksınız. Yani bu açıdan yanıt evet.

Faydalarını göz önünde bulundurursak, şirketlerin çalışanlarına meditasyonu dayatma olasılığı var mı?
Hayır. Meditasyon hiçbir şekilde dayatılamaz. İnsanları bir ev inşa etmeye zorlayabilirsiniz, çünkü tuğlaları taşıdıklarından emin olabilirsiniz; ancak onları meditasyon yapmaya zorlayamazsınız, çünkü zihinlerinin nasıl çalıştığını göremezsiniz. Yapabileceğiniz tek şey onları teşvik etmek olur. Bunun için de iki yöntem vardır: Teorik olarak faydaların sıralanması ve deneyimleme. Kendinizi bildiniz bileli pisseniz, duş ve temizlik deneyiminden sonra bir daha geriye dönmek istemezsiniz. Aynı şekilde meditasyon için de tek bir deneyim yeterli olacaktır.

Programın temel taşlarından biri öz farkındalık. Hırs ve iradenin ön plana çıktığı iş hayatında öz denetimin ayırdına nasıl varmalı?
Diyelim ki siz plajdasınız ve duygularınız da birer dalga. Dalgayı durduramazsınız ama dalgaya kapılmamayı başarabilirsiniz. Bunun için dalganın üzerinde süzülmeyi öğrenmeniz gerekir. “SIY” insana, duyguların benliği ele geçirmesine karşı koymayı öğretiyor ama hiçbir şekilde duyguları bastırmayı hedeflemiyor. Bazen bir akıl karışıklığı yaşanabiliyor ama çok sürmüyor. İnsan çok kısa sürede bir duyguya karşı mücadele etmektense, onun geçmesini beklemeyi öğreniyor. Ne de olsa kıyıya vurduğu anda dağılıp yok olan her dalga gibi duygular da bize ulaştığında yok oluyor.

“SIY” hem bizim duygularımızın hem de başkalarının duygularına daha iyi hâkim olmamızı sağlamayı hedefliyor. Duyguların kötü niyetlere ya da manipülasyona alet edilmediğini nasıl bileceğiz?
Aynı anda merhamet, şefkat ve manipülasyon üzerine yoğunlaşmak imkânsızdır. Meditasyon eğitiminin merhametten ve şefkatten vazgeçmemesinin nedeni de budur. Öz şefkat listesinin başında, kendi acını ve zayıf taraflarını kabullenmenin gerekliliği vardır. Kabullenme vazgeçilmez bir unsurdur, çünkü soğukkanlılığa ve tarafsız, eşit şefkate olanak tanıyan da budur. İyi bir meditasyoncu aynı zamanda çok güçlü bir şefkat sağlayıcıdır.

Teknoloji yarışının hizmetinde atılan her adım doğru mu? Meditasyon yapanların çoğu aksini düşünerek teknolojiden uzaklaşmaya çalışıyor.
Teknolojik gereçlerin dikkatimizi dağıttığı yönündeki kanıya katılmıyorum. İnsan, anın farkındalığından çıkmak için daima farklı yollar aramış. Çocukken bütün zamanımı kitap okuyarak geçiriyordum, bu da “sadece olmak” fikrinden uzak bir meşgale. Sorunu yaratan teknoloji değil. Aynı şekilde biz de binlerce yıldır var olan meditasyon çözümünü yani zihnimizi odaklamayı teknoloji için geliştirmiş değiliz.

Meditasyonun dünyayı kurtarabileceğini öne sürerken ciddi misiniz?
Evet. Dünya barışı için iki koşulun şart olduğuna inanıyorum. Biri küresel fakirliğin sonu, diğeri de benim küresel aydınlanma dediğim iç huzurun, neşenin ve merhametin sağlanması. Ben ikinciye odaklanıyorum. Ancak iyi haber, ikincinin birinciyi etkileyebilecek olması. Çünkü ne kadar neşeli, huzurlu ve merhametli olursak, daha iyi bir dünya yaratmak için o kadar motive oluruz.

UYGULAMA

Meditasyon yapacak zaman bulamıyor musunuz? Budist mühendisin önerdiği günlük alıştırmaları yapın.

“Tek başınıza her an egzersiz yapabilirsiniz. Meditasyonun faydası hem anlık hem de uzun vadeli olarak ortaya çıkar. Yavaş yavaş düşünce alışkanlıklarınız da değişir.”

Meditasyon yaptıysanız ya da yapıyorsanız, sabah meditasyon pozunda oturun ve bilinçli farkındalıkla tek bir nefes alın. Bütün dikkatinizi, yargılamadan ve değiştirmeye çabalamadan nefesinize odaklayın. Daha sonra devam edip etmemek size kalmış. Bir nefes, tek başına da hayati.

Bilinçli farkındalıkla soluk alma. Örneğin stresli bir anda, bir telefon görüşmesi yapmadan ya da toplantıya girmeden hemen önce: Gözler yarı kapalı, bütün dikkatinizi nefesinize odaklayın. Sadece bir saniyeliğine. Hepsi bu.

Tuvalete her gidişinizde, ilk adımlarınızı bilinçli farkındalıkla atın. Bütün dikkatinizi yere yerleşen, havaya kalkan, ilerleyen ayağınızın duyularına verin. Sadece bir, iki ya da üç adım için.

Merhamet ve şefkat düşüncesi, her gün, mutlaka. Sokakta veya ofiste, dikkatinizi rastgele bir insana verin ve “Bu insanın mutlu olmasını isterdim” diye düşünün.

 

 

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

“İFADE KÜLTÜRLE GELİR”

Sonraki Yazılar

DİYET HATALARINA DİKKAT!