isyerinde-degisim-travmasi

İŞYERİNDE DEĞİŞİM TRAVMASI

 

 

Mesleki kırılmaların hepsi şok etkisi yaratır. Uzun zamandır beklediğiniz bir terfi bile kaygılanmanıza neden olabilir. İş değişiklikleri, her zaman beklediğimiz gibi olumlu sonuçlar vermeyebiliyor. Yine de değişimi yönetmek mümkün.

Ekonomistler ve kuramcılar değişim ve devingenlikten yana olsalar da beklentiler çalışanlar tarafından kolayca uygulanabilir olmuyor. Özellikle psikolojik sonuçları olan değişimler, öncesinde bazı tedbirler almayı gerektiriyor. Yeni teknikler öğrenmek, daha verimli bir hale gelme ihtiyacı, hiyerarşik olarak yükselebilme ihtimali veya kariyer planını sağlamlaştırmak… Yaşanan kırılmalar yüzünden planlarımız istediğimiz gibi gerçekleşemeyebiliyor.

Korkunç devingenlik

İşten ayrılmak kaygı, depresyon ve inkâr gibi durumlara neden olabileceği gibi terfi etmek de aynı duygulara neden olabilir. Yönetici Koçu Pierre Sahnoun, “Bütün iş değişimleri duygusal bir şoku tetikler. Kişiliğimizle, kalbimizle ve kişisel geçmişimizle tepki veririz” diyor. Psikanalist Héléne Vecchiali’ye göre, her birey gizlice ve öncelikle öz denge ve stabil hayat şartları için can atar. “Değişim her zaman korkutucudur. Bu neredeyse fizyolojik bir arkaik korkudur. Ancak bu hep aynı kalma arzusunun gerçekleşmesi imkânsızdır.”

Psikolog Berçem Göktürk ise “Değişim sonrasında ‘yeni biz’in nasıl olacağına dair öngörümüz olsa da kesinliğini bilmiyoruz” diyerek yaşadığımız belirsizliğin altını çiziyor. “Hayatımızdaki değişimler üzerinde kontrolümüz yoksa ve tercih ettiğimiz değişim kararının sorumluluğunu alamıyorsak, bu durumda kaygı, çaresizlik, korku hissedebiliyoruz.”

Göktürk, “Olumsuz değişikliklerin, kişinin geleceğe dair planlarını yıktığını, başarısızlık, suçluluk, çaresizlik, boşluk hissettirebileceğini söyleyebiliriz” diyor. “Olumsuz değişimin nedeninin ne olduğundan bağımsız, birey bu sorumluluğu tek başına kendisine yükleyebilir. ‘Ben başarısız biriyim’, ‘İşimi yeterince iyi yapamadım’, ‘Benden daha iyi çalışan birisini alacaklar yerime’ gibi düşünceleri aklından geçirebilir. Bu da sonrasında hayatını ve diğer ilişkilerini de derinden etkileyecek bir deneyim olabilir.”

Eğer umutsuzca şirketimize tutunuyorsak, bunun sebebi psikanalistlerin değişime direnme diye adlandırdıkları durum olabilir. Değişime direnme, bir gruba ait olma hissi ve kendi kimliğini bu çerçevede oluşturmayla ilgilidir. Bu durum o kadar güçlüdür ki kimilerini kabul edilemez olanı kabul edebilir hale getirebilir. Sürekli patronu tarafından aşağılanan eski bir yönetici asistanı, “Ondan nefret ediyorum ama işsiz kalma korkusu başkaldırmama engel oldu” diyor.

Çincede “tehlike” ve “fırsat” anlamına gelen iş değiştirmek, bir krize sebebiyet verebilir.

Harekete geçmemizle birlikte bu iki boyutu da bilinçdışında idrak etmeye başlarız. Yaşanan ve tanımlanamayan bu korku hissi çabucak fobiye dönüşebilir. Bu yüzden işini kaybetmek veya bırakmak düşünülemez olur. Peki, bu engelleme neden? Psikoterapistler mesleki kırılmaların geçmişteki yaraları gün yüzüne çıkardıklarını söylüyor. Bu konuda fobisi olanlar; çocukluk döneminde çözümlemeyi başaramadıkları yas, terk edilme veya bazı başarısızlıklar yaşayanlar. Terk edilme fikrinden aşırı korktukları için iş güvencesini ve şirketi “besleyici, istikrarlı ve koruyucu bir anne” olarak algılıyorlar.

Pierre Sahnoun, “Önemsenen şeylerin ve inançların değişmesi, bulunulan konumdan ayrılmak ve bilinmeyen için bilinenden vazgeçmek gerekiyor” diyor. Değişim fobisine bazı psikolojik sertlikler de eklendiğinde, kendimizi aşırı tedbirli çalışanlarla karşı karşıya buluyoruz. Kendi engellerine takıldıkları için şirketi temsil eden kozalarının dışında reddedilmektense, mutsuz oldukları, aşağılandıkları ve hatta daraldıkları yetersiz, sıkıcı ve ikincil pozisyonlarla yetinmeyi tercih ediyorlar.

İş dünyası değişime önem verir. Eğer Amerikan tipinden bahsediyorsak, aynı pozisyonda dört sene kalmak “kabuklanmak ” anlamına geliyor. Ama Héléne Vecchiali’ye göre, konu “ileri kaçış”a yol açan bir değişim uğruna değişmek değil. Paradoksal olarak iş gezisi tutkunu olanlar da “yenilmez memurlar”la aynı korkuyu yaşıyorlar.

 

 

Önceki Yazılar

KÖTÜ ELLERDE BİLİNÇDIŞI

Sonraki Yazılar

KİTAP ÖNERİSİ: GİTMELİYDİN