isteklerimizi-neden-dile-getiremiyoruz

İSTEKLERİMİZİ NEDEN DİLE GETİREMİYORUZ?

 

 

Yardım, tavsiye, para… Bazılarımız için bunlardan birini bile istemek çok zor ve hatta imkânsız. Oysaki yakınımızdan yardım istemek, toplumsal yaşamın temelini oluşturur. İsteklerinizi dile getirmenize engel olan blokajların nedenlerini ortaya çıkarıp onları aşabilirsiniz.    

Sanılanın aksine, yardım veya tavsiye istemek çoğu kişi için kolay değil. “İş birinden bir şey istemeye gelince neredeyse hepimiz bundan rahatsızlık duyuyoruz. Çünkü bu eylemle beraber, ilk yıllarımızda ailemize bağımlı olduğumuz gibi, bu defa karşımızdakine bağlı olduğumuz hissi ortaya çıkarıyor. Her şey çocukluğumuzdaki ilk isteklerimize nasıl karşılık verildiğiyle ilgili” diyor Psikanalist Isabel Korolitski. Ancak hepsi bu kadarla sınırlı değil. Her ailenin inanç ve gelenekleri de bu durumu etkiliyor. “Bazı aileler istemeye teşvik ediyor, diğerleriyse bunu bir utanç veya borçlanma olarak görüyor. Bu yüzden aile kültürünü bilmek, kendi direncini tanımak açısından önemli”.

Psikoterapist ve Psikolog Beatrice Millêtre’e göre, kendimize “neden” diye sormak da çok önemli bir adım. “Neden birine ihtiyacımız var? Neden o kişi? İstemek bizim için neden zor? İsteğin geçerli bir gerekçesi veya doğru kişiye yönelik olup olmadığını anlamak için bu isteği hiç dile getirmesek daha mı iyi olur diye düşünmeliyiz.” Bu sorulara vereceğimiz yanıtlar tamamen bizim borçla olan ilişkimizle, kendimizi ve karşımızdaki kişiyi nasıl gördüğümüzle ilgili. Bu konuyla ilgili blokajlarımızın kökeninde ise dört engel bulunuyor. Isabel Korolitski bunların nereden kaynaklandığını, Béatrice Millêtre ise onları nasıl aşacağımızı anlatıyor.

1 KARŞIMIZDAKİNİ RAHATSIZ ETMEKTEN KORKUYORUZ

Isabel Korolitski’nin açıklaması: Çocukluk çağındaki ilk istek ve ihtiyaçlar ihmal edilmiş, suçlama veya duygusal şantaj olarak kullanılmış olabilir. Çocuk, ebeveynini rahatsız ettiğini, isteklerinin abartılı olduğunu veya karşılığında ağır bir bedel ödeyeceğini düşünmüş olabilir. Kişi büyüdükten sonra alacağı ret cevabının veya şartlı bir “evet”in rahatsızlığına maruz kalmamak için yardım istemekten kaçınıyor.  

Béatrice Millêtre’nin tavsiyesi: Sonuçları düşünmeden hareket etmeyin. Yardım isteyeceğiniz kişiyi titizlikle seçin. En azından o kişinin başkalarına davranışını gözlemleyin. Senaryonuzu önceden detaylı olarak tasarlayın. Doğru zamanı, kelimeleri, duruşu seçin. Bütün senaryoyu, reddedildiğiniz an dahil, adeta bir film izliyormuş gibi gözünüzde canlandırın. Fiziksel ve duygusal olarak hazır hissedene kadar filmi kafanızda canlandırmaya devam edin. İsteğinizi dile getirdikten sonra cevap ne olursa olsun kendinizi tebrik edin.

2 ROL DEĞİŞTİRMEYE ZORLANIYORUZ

Isabel Korolitski’nin açıklaması: Ebeveynler aile içindeki rol dağılımlarını belirlerler ve genelde biri yardım eden, tavsiyede bulunan ve verici kişi rolünü üstlenir. Bu roller genellikle tek bir çocuğa, o da en büyük olana verilir, çünkü ebeveyn, çocuğun olgunluğuna ve başkalarıyla ilgilenme becerisine fazlasıyla değer biçer. Bu kişiler büyüdükten sonra başkalarından yardım istediklerinde, kendilerini yenilmiş hissederler ve çevrelerine verdikleri “verici/kurtarıcı” imajının “talep eden” kişiye dönüşmesinden korkarlar.

Béatrice Millêtre’nin tavsiyesi: Sorun şu ki her zaman tek başına idare edebilmiş olan kişinin istekleri pek ciddiye alınmaz. Bu yüzden karşınızdakinin şaşıracağını bilseniz bile isteğinizde ısrar etmelisiniz. Rol değişikliğine izin verdiğinizde, zamanla sorumluluk duygularınızın geliştiğini ve diğerleriyle daha eşit ilişkiler içinde olduğunuzu fark edeceksiniz. 

3 ZAYIF GÖRÜNMEYİ REDDEDİYORUZ

Isabel Korolitski’nin açıklaması: İstemek sadece zayıflıkla bağdaştırılmıyor, aynı zamanda karşımızdakini özelimize kabul ettiğimiz için ihtiyaçlarımızın ve hatalarımızın görülme riski olarak algılanıyor. Kendini açma ve borçlanma korkusu çoğunlukla çocuklukta yaşanan psikolojik ve duygusal istismardan kaynaklanır. Kişi, özel sınırlarını korumak için kendini izole eder ve kendi kendine yetmek için bilinçdışında elinden geleni yapar.  

Béatrice Millêtre’nin tavsiyesi: Toplumsal hayatta yaşayan hiçbir birey kendi kendine yetemez. Bu gerçeği kabullenmek gerekiyor. Bu illüzyonu sona erdirmek için bilgi, tavsiye, eşya, zaman gibi şimdiye kadar başkalarından aldıklarınızı kabullenmeye başlayın. Her gün küçük bir istekte bulunmak, başkalarının isteklerini net olarak kabul etmek veya reddetmek için egzersizler yapın. Bu ikili egzersiz sayesinde kendi dozunuzu ayarlayarak sosyal oyununuzu oynayabilirsiniz.

4 KARŞILIK BEKLENMESİNDEN KORKUYORUZ

Isabel Korolitski’nin açıklaması: Bu endişenin altında, ebeveyninden bir şey istemenin büyük bir karşılığı olacağını düşündüren çocukluk korkuları yatıyor. Borçlanma kaygısı, çocuklarından duygusal isteklerine “fazlasıyla” cevap vermelerini bekleyen ebeveynler yüzünden de oluşabilir. Bu kişiler büyüyünce başkalarına borçlanmamak için yardım istememeyi tercih ederler.

Béatrice Millêtre’nin tavsiyesi: Karşılıklı ilişkilerde akış sağlanması adına, “Evet” diyebilmek için “Hayır” demesini de öğrenmek önemlidir. Cevaplarınızın tonunu ayarlamayı öğrenin. Öneri ve istekleri blok halinde reddetmektense, kendinize düşünmek için zaman tanıyın, şartları değerlendirin, başka çözümler önerin. Önemli olan prensip olarak “Hayır” demeye takılı kalmamak, çünkü bu sizin başkalarıyla olan iletişiminizi keser ve yardım etmenize engel olur.

 

 

Önceki Yazılar

YENİ ALGI BİÇİMLERİ

Sonraki Yazılar

ALIŞKANLIKLARINIZI DEĞİŞTİRİN