issizlik-doneminde-hayatin-disinda-kalmayin

İŞSİZLİK DÖNEMİNDE HAYATIN DIŞINDA KALMAYIN

 

 

45 yaşında, evli ve iki çocuk babası Nazım, bir şirketin pazarlama bölümünde yönetici olarak çalışırken, ekonomik sıkıntılar gerekçe gösterilerek işten çıkarılıyor. “İşimle beraber, işin bana sağladığı tüm imkânlarımı da kaybettim. Arabam, sigortalarımız, hediye çeklerimiz… Hepsi gitti.” Alışılagelen standartlar bir anda elden gidince, önce ailede bir şok yaşanıyor, hemen sonrasında hızlıca iş aramaya başlanıyor. Yaklaşık 10 yıldır yönetici olarak görev yaptığı için, iş ilanlarında yine bu pozisyona bakıyor. Fakat ilanlarda yöneticilik pozisyonları daha az yer alıyor. Aylarca iş bulamıyor ve eşi evi geçindiriyor. Çocuklar değişen aile düzeni nedeniyle okula olan ilgisini kaybediyor. İşsizlik yaklaşık iki buçuk yıl devam ediyor.

“Karımla sık sık tartışmaya hatta uzun süreli küslükler yaşamaya başladık. Çocuklarım da bu durumdan etkileniyordu. Sürekli yemek yemeye ve hızla kilo almaya başladım. İşsizliğimden o kadar utanıyordum ki arkadaşlarımdan hatta akrabalarımdan bile kaçmaya başladım” diye anlatmaya devam ediyor Nazım. Bir gün, Amerika’da yaşayan bir arkadaşıyla görüşmeleri sırasında yıllardır iş bulamadığını söylüyor. Bunun üzerine arkadaşı onu Amerika’ya davet ediyor. Orada bir iş imkânı yaratabileceğini söylüyor. Eşine ve çocuklarına karşı kendini yetersiz hissettiği için ülkeden uzaklaşma fikri ona da iyi geliyor. Amerika’ya gitmeden evvel aldığı kiloları vermek, bedenen daha güçlü hissetmek için diyet ve egzersize başlıyor, uykusu düzene giriyor. Amerika’da yaklaşık dört ay kalıyor. Bu sürede kendi işine entegre edebileceği yeni girişimler öğreniyor, İngilizcesini ilerletiyor. Ayrıca, işsizliği yaşadığı yerden uzaklaşmak ve yeni bir çevre ona yaşam enerjisi veriyor. Nazım, ülkeye döndükten sonra CV’sini güncelliyor, kendini daha farklı ifade etmeye ve iletişim ağındaki herkesle iletişime geçmeye başlıyor. Yaklaşık beş ay içinde uluslararası bir firmada satış ve pazarlamada bölge müdürü olarak işe başlıyor. Amerika’da geçirdiği süre, ona uzun süreli işsizliğini hatırlatan eş, çocuklar ve eve karşı hissettiği sorumlulukların yükünden uzaklaşarak kendine dönmesine, kapasitesini görmesine, yeni iş fikirlerinin işiyle nasıl bütünleşebileceği konusunda vizyon kazanmasına yardım ediyor. Aynı zamanda İngilizceyi daha akıcı kullanmak özgüvenini artırıyor. Özbakımı, özgüveni ve işe yönelik yatırımlar iş görüşmelerinde kendini daha etkin bir şekilde ifade etmesine ve kısa sürede fark edilmesine yardım ediyor. Özetle, ani iş kaybı ve ardından iş bulamama, önce kişinin duygudurumunda depresif belirtiler gösterse de, iyi bir sosyal destekle kendini geliştirmeye yönelik bir fırsat oluşturulmasını da sağlayabilir.

Hiçbirimiz işimizde kalıcı değiliz ve işsizlik süreci de sonsuza dek sürmüyor. Kendimizi cezalandırmak için kişisel bakımımızı ihmal etmemiz veya sosyal ortamlara ilgimizi azaltmamız süreci kolaylaştırmak yerine daha da içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. İçinde bulunduğumuz negatif ruh halinden çıkmak için, daha önce başardığımız şeyleri hatırlamamız ve zamanı gelince yeniden başaracağımızın bilincinde olmamız gerekiyor. Milyonlarca vasıflı insanın işsizlik yaşadığı dönemler var, bu asla utanılacak bir şey değil, gayet olağan bir süreç. Sosyal bağlantılarımızı koparmak yerine bu dönemlerde sevdiklerimize daha sıkı sarılmalıyız. Böylece bize yardım edebilecek insanlara da bu imkânı vermiş oluruz.

İş arama sürecinin yıpratıcı olduğu malum. Moral bozukluğunun önüne geçebilmenin yollarından biri, sırf başvurmuş olmak için, aslında çok da istemediğimiz veya bizim o pozisyon için uygun olmadığımızı bildiğimiz iş başvuruları gerçekleştirmememiz. İş bulamamanız durumunda ümitsizliğe kapılıp beklentilerinizi dibe çekmeyin ve sürekli iş ilanlarıyla vakit geçirmeyin. İş aramak için günlük zaman limiti belirlemek durumu kolaylaştırabilir. Mülakatlardan sonra çoğunlukla olumlu/olumsuz geribildirim gelmez. Bu konunun sizinle bir ilgisi olmadığını bilin, yüzlerce kişi aynı şeyi yaşıyor.

 

 

Önceki Yazılar

GEVŞEME TEKNİKLERİ

Sonraki Yazılar

SANAT TERAPİ İLE BULUŞUR MU?