is-hayatini-etkileyen-olumsuz-dusunceler

İŞ HAYATINI ETKİLEYEN OLUMSUZ DÜŞÜNCELER

Söz konusu iş hayatı olduğunda, bizi sürekli yargılayan ve üstümüze zorunluluklar yükleyen iç sesimizi kontrol edebilmek pek kolay olmuyor. Dizginleri ele geçirmeye hazır mısınız?

İşyerinde onaylanma ihtiyacı, “hayır” diyememe sendromu ve zaman yönetiminde yaşanan zorluklar… Psikanalist, Yaşam Koçu ve Yazar Luce Janin-Devillars gerçekleştirdikleri grup analizlerinde, iş hayatındaki herkesin kafasının içindeki sesin etkisi altında kaldığını gözlemlediklerini belirtiyor. Bize bu konuda musallat olan beş güdü bulunuyor. Çoğu zaman bir veya iki tanesi aynı anda hareketlerimizi yönlendiriyor. Bu güdülerin kontrolünü elimize almak, onların üzerimizdeki etkilerini zayıflatır ve önceliklerimizi belirlememize yardımcı olur.

“Kusursuz olma” güdüsü

Bu güdü,bizi detaylarda boğulmaya ve hata yapmamak için risk almaktan kaçınmaya mahkûm eder. Kronik kaygı halini, savunmacı yönümüzü ve müdürümüzden her daim onay bekleyen davranışlarımızı besler. Önceliğiniz, iyi hesaplanmış ve ilerlemenizi sağlayacak riskleri almaya cesaret etmek olmalı.

“Çalıştığını gösterme” güdüsü

Ne kadar iyi veya çok çalıştığımızı gösterme kaygısı, çalışmak ile kendimizi heba etmek kavramlarını birbirine karıştırmamıza sebep olur. Dolayısıyla kolaylık ve hoşnutluk ortadan kaybolur. Bu düşünce kendimizi iş uğruna feda etmemize yol açar.

Önceliğiniz, işinizde iyi olduğunuz yanları öne çıkarmak ve kullanmak olmalı.

“Memnun etme” güdüsü

Kendimizi arka plana atıp sadece başkalarının bizim hakkımızdaki düşüncelerini önemsememize sebep olur. Böylece onların egemenliği altına gireriz. Her daim yaşadığımız tatminsizlik ve sinir hali bizi kontrol etmeye başlar. Kariyerimizde ilerleyemez hale geliriz.

Önceliğiniz, size yıkılan angarya işlere “hayır” demek ve hoşunuza giden işlere de “evet” demek olmalı.

“Güçlü görünme” güdüsü

Bu güdü her ne kadar olumsuzlukları geride bırakıp yolumuza devam etmemizi sağlasa da çok fazla sabır gerektirir. Üzeri çizilmez teflon gibi, her sorunun üstesinden gelebileceğimizi ve bizi olumsuz etkilemeyeceğini göstermek, acımasız müdürün ve iş arkadaşlarının işine gelir. Bu da bizi yorar.

Önceliğiniz, kendi duygularınıza ve isteklerinize kulak vermek ve dile getirmek olmalı.

“Hızlı olma” güdüsü

Üstümüzdeki işleri zaman kaybetmeden hızla yapma güdüsü, ruh sağlığımızın bozulmasına ve zaman kaybetmeme uğruna girdiğimiz bunalımın hareketlerimizi yönlendirmesine sebep olur. Bu durum, düşünmeden hareket etme ve itkilerimizi kontrol edemediğimiz psikolojik bozukluklara yol açabilir. Kendimizi sürekli yetersiz hissederiz, çünkü hedeflerimize ulaşmamız gittikçe zorlaşır. İşimize odaklanamaz hale geliriz ve çalışma isteğimiz azalır.

Önceliğiniz, hem isteklerinizin hem de yeteneklerinizin açık ve anlaşılır olması için yavaşlamak olmalı.

 

 

Önceki Yazılar

YENİDEN DOĞUŞ VE HOLOTROPİK NEFES TEKNİĞİ NEDİR?

Sonraki Yazılar

DEPRESYONUN OLUŞMA NEDENLERİ