is-disi-etkinliklere-alan-acmak

İş Dışı Etkinliklere Alan Açmak

Aktif iş hayatına sahip çalışanların kendi çalışma koşulları ve hayal kırıklıkları yüzünden zihinlerinde tetiklenmiş olan bu evrim; aynı zamanda, ebeveynlerinin kötü yönlendirmelerini sürdürme niyetinde olmayan daha genç kadın ve erkeklerde de başlamış durumda. “Babamın hayalleri vardı ama hiçbirini gerçekleştiremedi. Onun gibi olmak istemiyorum” diyor 22 yaşında, gazetecilik okuyan ve bazen geceleri çalışan Batuhan. İş algısında nesiller arası uçurum hiç bu kadar büyük olmamıştı. Eskilere göre iş, sorumluluklarını yerine getirmeye olan saygı, tamamen maaş bordrosu üzerindeki unvandan kaynaklanan sosyal başarı hissi ve sürekli bir yükselme perspektifiydi. Gençlerin algısında ise ebeveynlerinin hayallerine ihanet etmekle suçladıkları ve borsa değerleri kadar değişken hissettikleri güvenilir olmayan ve birçoğunun mümkün en az zamanı ayırmak istedikleri bir dünya. İşin ahlaki değeri dünyada 30 yıldan bu yana süren kriz tarafından ortadan kalkmış görünüyor. Ekonomist ve sosyolog Bernard Préel şöyle diyor: “Savaş öncesi nesiller için, çalışmanın kutsal bir yönü vardı. Temel değerdi. İyi çalışmak, ücret ne olursa olsun elinden gelenin her zaman en iyisini yapmak, ahlaki bir normdu. Torunları için ise, ‘Bana ne yaptığını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim’ anlayışı bitti. Onlar artık hobiler, aile ve tutkular gibi iş dışı alanlara daha geniş yer ayırıyor.” 26 yaşındaki antropolog Dilara’nın sözlerinde yaşıtlarının yankısını duyuyoruz: “İş başlı başına bir değer değil. Bana öyle geliyor ki bizim jenerasyon çok daha bağımsız. Daha az hırslı, daha az idealist, daha az politik, her şeyden önce kendi kişisel gelişimimizle meşgulüz. Önemli olan bu. İnternet devrimi bize her şeyin gittikçe daha hızlı geçtiğini gösterdi, her şey tek kullanımlık hale geldi, o kadar çok bilgi, kitap vs. var ki. O yüzden iş de göreceli hale geldi. Geriye şimdiki an ve insanın kendisi kalıyor o kadar, gerisi detay.” Kendileriyle iş arasında doğru mesafeyi bulmak, ebeveynlerinin eksikliği yüzünden profesyonel hayatın şiddetinden etkilenmiş gençlerin kendilerini korumaları için tercih etmeleri gereken bir yol. Güvensizlikleri iki strateji üstünden kendini gösteriyor: İçine kapanmak ve hayal kırıklığından kaçmak. Günümüz gençliğinin ayırt edici özelliklerinden biri de sadakat eksikliği. Bu da şirketleri geçmişte kendi çalışanlarına yaptıkları ihanetleriyle yüzleştiriyor. Kendilerinden önce gelenlerden farklı olarak yeni nesiller yaşamda dengeyi ve uyumu anahtar değerleri olarak görüyorlar. Uluslararası anket ve pazar araştırma firması IFOP’ta yönetici Stéphane Truchi, yeni neslin değerleri hakkında şunları söylüyor: “İş çemberi yeni nesil için diğer faaliyet alanlarından sadece bir diğeri. İş dünyasına karşı iştahları olsa da, önce ilişkisel konturları keşfediyorlar. İlk kriterlerinde ise çalışma ortamı var.”

YARGILAYICI BİR TOPLUMA “HAYIR” DEYİN

Performansın reddi, işte yeni tema bu. Mesajı alan iş alımı uzmanları “zorlayıcı”, “performans” gibi terimleri ilanlarından kaldırmaya ve yerlerine yaşam kalitesine dair referanslar koymaya başladı. Peki, gençler profesyonel başarıyı gerçekten akıllarından sildiler mi? Early Makers Lyon Business School’da insan kaynakları profesörü olan Françoise Dany, insanların her şeyden önce varoluşsal güvenlik ihtiyacını takip ettiklerini söylüyor. “Şirketler bireyi başarılı olması için sürekli kendini aşmaya zorluyor. İş dünyasında inanılmaz bir zihinsel yüke dayanabilmek gerekiyor: Verimli olmak, iş piyasasını takip etmek, gelecek için bağlantılar kurmak vb. Bu koşullarda, bireyin ‘tüm kötülüklerin anası’ olan iş hayatını özel hayatıyla dengelemek istemesine şaşmamak gerekir. Bu, giderek daha fazla yargılayıcı olan bir topluma ‘Hayır’ demenin bir yolu.” Başka bir değişim işareti de şu: Bazı çiftlerde, özellikle dolgun maaşlı yöneticilerde, eşlerden birinin yaşam kalitesi için yarı zamanlı çalışmayı seçtiğini görmeye başlıyoruz ve bu kişi illa kadın olmak zorunda değil. Kariyer kavramı çökerken, “anlam” ağırlık kazanıyor. Ancak felsefe profesörü Dominique Méda’nın da açıkladığı gibi bu demek değil ki kendini kanıtlama, ilerleme, bağımsızlık arzusu, işle ilgili diğer bağlar, güvenlik ve maddi başarı arayışı ortadan kalkacak, sadece farklı şekilde algılanacaklar. İş, tüm varoluşu yutmayacak, kişisel potansiyelini gerçekleştirmek için eşit derecede önemli ve sosyal olarak değerli etkinlik unsurlarından sadece biri haline gelecek. Belki bu tahmin ettiğimizden çok daha yakındır.

İŞ HAYATINA DAİR YENİ ALGI

Artık iş için kendini feda etmek yok. Genç kuşaklar, ebeveynlerine ihanet etmiş olmakla suçladıkları iş dünyasına karşı temkinli.

Toplu işten çıkarmalar güven sarstı. Aldatıldığını hisseden çalışanlar yeni değerler arıyor.

Kadınlar iş dünyasını herkes için değiştiriyor. Daha iyi bir görev dağılımı talep ediyorlar, hem ofiste hem de evde.

 

 

Önceki Yazılar

Probiyotiklerin Cilt Üzerindeki Faydaları

Sonraki Yazılar

Ses Terapisinin Faydaları