insan ve dünya

İNSAN İLE DÜNYA ARASINDAKİ KÖPRÜ: PSİKOLOJİ

 

 


 İnsan ile dünya arasında pek çok bilim dalının bir köprü oluşturduğunu düşünebiliriz. Ancak bunlar arasında galiba en güçlüsü psikolojidir.

Bu yazıda, psikoloji biliminin iki yanında duran insanın ve dünyanın birbirlerini nasıl etkilediklerini tartışmaya çalışacağız. Dünya ile kastedilen, bireyin ailesi dahil çevresindeki tüm toplumsal ve fiziksel yapıdır. İnsan ile dünya arasındaki köprünün insan ayağı, başlangıçta insan için hayati önem taşır. Bir bebek odayı veya sokağı sizin algıladığınız şekilde algılayamaz; size yakın şekilde algılayabilmek için ona dünyanın öğreteceği bir dile ihtiyacı vardır. İnsan ortaya çıkmadan da dünya vardı ve dünyanın var olabilmek için ne bir isteği vardır ne de insana ihtiyacı. Oysa insan var olabilmek ve varlığını sürdürebilmek için dünyaya muhtaçtır. Varoluşçu felsefeye göre nesneler ve insan dışı canlılar her ne iseler öyle kalmak zorundadır, kendi iradeleriyle kendi varlıklarına katkıda bulunamazlar.

İnsan ise, her nasılsa öyle kalmak zorunda değildir, özgür iradesiyle kendini ve dünyayı olumlu veya olumsuz yönde değiştirebilir. İnsanın kendi varlığına yönelik değişimi, küçük istisnalar dışında, uzun vadede sürekli ileriye gitme, gelişme yönündedir. Genetik yapısının çevreyle etkileşimi sonucunda insanın dili ve bilinci sürekli gelişmiş, bunların ürünü olan medeniyet artıları ve eksileriyle sürekli olarak güçlenmiştir. Yani insandaki değişim sürekli olumlu yöndedir. Hayvanlar âlemindeki evrim zincirinde de geriye gitme şansı yoktur; bütün zürafalar uzarken, bir grup zürafa kısalmaya başlasa, kısalan bu grup tarih sahnesinden çekilir. Bu durum eğitim alanında da geçerlidir; eğitimde ileriye gitmek yerine geriye gitmeyi tercih eden toplumlar uzun vadede tarih sahnesinden silinebilirler. İnsanda ve diğer canlılarda sürekli gelişme şeklinde kendini gösteren değişim süreci dünya için geçerli değildir. İnsan eliyle ekolojik dengesi bozulan, atmosferi kirlenen, ısınan dünya, negatif yönde değişim yaşayabilir, yaşamaktadır.

İnsan aklının evrimi, dünyayı kendini koruyamaz hale getirmektedir. Bu durumda insan ile dünya arasındaki psikoloji köprüsü, bir yandan diğerine geçilebilen, ancak ters yönde geçişlerin zorlaştığı bir hale gelmiştir. Bebekler ve yetişkinler sağlıklı fiziksel ve toplumsal çevreleri olmadan bedensel ve zihinsel açıdan gelişemezler, dillerini ve bilişsel yapılarını güçlendiremezler, öğrenemezler, stresle başa çıkamazlar. Giderek oksijen üretimi azalan, atmosferi kirlenen, hibrit yiyecekler sunan bir dünyada insanın çevreye uyum sağlaması zorlaşıyor; öğrenme güçlüğü, hiperaktivite türü sorunlar artıyor. Günümüz insanı geçilmesi zor bir köprü önünde duraklamaya başladı. Bugün dünyanın “akıllı” insanları, “ölümlü” insanlara petleri ve cam şişeleri ayrı çöp kutularına atmalarını söylüyorlar. Ölümlüler de var güçleriyle bu öneriye uymaya çalışıyorlar. Ancak galiba tüm dünyada petleri ayrı kutulara atarak doğanın temiz tutulmasına sağlanan katkı, Kyoto Sözleşmesi’ni imzalamayan iki büyük ülkenin atmosfere verdiği zararın binde birini bile karşılamıyor. Sonuçta köprü sallanıyor.

İnsan dünyayı algılar, dünya insanı algılamaz. Algılayan, algıladığını bozduğunda, sonuçta algılayamaz olur.

 

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

KISKANÇLIK ARZUYU KÖRÜKLER Mİ?

Sonraki Yazılar

FİLM ÖNERİSİ: İMGELER VE SÖZCÜKLER

Bir cevap yazın