Close up of a young couple enjoying time on the beach

İLİŞKİNİN İNŞA EDİLMESİ


Günümüzde uzun soluklu bir ilişki yaşamaya dair her geçen gün ümidimiz biraz daha azalırken, yıllara ve zorluklara göğüs geren güçlü temellere sahip bir ilişki yaşayabilmek hala mümkün. Tek yapmanız gereken üstüne biraz “çalışmanız“.

Kimlere mutlu çift deriz? Uzun soluklu sevgililer ilişkilerini her şeyin üstünde tutarlar ve onu geliştirmek için her gün emek verirler. Eğer etrafınızda böyle bir çift varsa, her ne pahasına olursa olsun ilişkilerini her şeyin üstünde tuttuklarını görmüşsünüzdür. Günümüzde bu tür çiftlerin soyu giderek tükeniyor. Adeta kaybolmaya yüz tuttular.

Beraber oldukları zamanlarda, birbirlerine olan tutumlarını ve davranışlarını gözlemleyin. Her birinin kendi bireysel gelişimine değer verirken, bir araya geldiklerinde de birlikteliklerinin ne kadar önemli olduğunu görürsünüz. İşte onlar bizim mutlu olarak tanımladığımız çiftler. Ailenizde ya da çevrenizde bu tür çiftlere denk gelmiş olabilirsiniz. 33 yaşındaki Canan, çocukken bu tür bir çiftle birlikte vakit geçirme şansı yakaladığından bahsediyor. “Amcam ve yengemin istikrarlı, şefkatli, anlaşılabilir bir ilişkileri vardı. Göz alıcı ve bulaşıcı bir mutluluk saçıyorlardı etraflarına. Böyle bir çiftle karşılaşmış olmak büyük şans, çünkü aradan on yıllar geçmesine rağmen böyle bir ilişkinin ‘mümkün olabileceğine’ dair size umut veriyorlar. Başka bir deyişle yedi yıldan uzun sürebilecek bir ilişkinin olabileceğinin kanıtılar, çünkü genel inanışa göre ilişkilerin yedinci yılında büyük bir kriz yaşanır ve ilişki sonlanma raddesine gelir.” Evet, birlikte yaşamak ve birbirine derin bir sevgiyle bağlanmak mümkün.

Bu çiftlerin ana karakteristik özelliği ilişkilerinin devam süresidir. Tabii bu noktada bahsettiğimiz, üç-dört sene geçmesine rağmen hala birbirine tutkuyla bağlı olan çifte kumrular değil. Biz daha çok 10-15 yıldır ortak bir hayat sürebilen çiftlerle ilgileniyoruz. Başka bir deyişle, ilişkilerinin en başında yaşadıkları yoğun aşkı, süregelen bir bağa dönüştürebilmiş, belli bir aşamayı geçmiş çiftler. Tabii tek temel faktör birlikte geçirdikleri zamanın uzunluğu değil. Bazıları uzun vadede birbirlerine adeta yapışık yaşamaya başlar, diğerinin bir birey olduğunu kabul edemez ya da kendi öznelliklerini kaybeder. Bir başka deyişle çift olarak kalır ama eş olmayı başaramazlar. Peki, mutlu ilişkinin doğru formülleri neler?

Çift olarak yaşama isteği

Bu dinamiği sağlam tutabilmek için, surat asmak veya kapıyı yüzüne çarpmak istediğiniz kişiyle yapıcı bir ilişki kurmanız gerekiyor. Bunu sağlayabilmek adına da sarsılmaz bir amacınız olması lazım. Var ettiğiniz ilişkinin yaşaması ve gelişmesi için derin bir arzu duyar ve bu ilişkiden daha önemli hiçbir şeyin olmadığını her gün yavaş yavaş farkına varırsanız, bunu başarabilirsiniz. Cem ve Selin, 26 yıldır birlikteler. İkisi de çift terapisti ve çift ilişkisinin dinamiğini şöyle anlatıyorlar: Birbirine saygı duymak, açık niyetlilik ve birlikte büyüme sorumluluğunu üstlenebilmek. Onlara göre bu üçlü formül ilişkinin ana yapıtaşını oluşturuyor. “Birlikte üç çocuk büyüttük. Kalbimizin birbirine kapalı olduğu zamanlardan geçtik. Birbirimizden uzak olduğumuzu hissettiğimiz dönemler de oldu ama anlaşmamız bunun üzerine çalışmaktı. Kendimizi birbirimize biraz daha açmaya ve diğerini şartlayan şeyin ne olduğuna anlamaya yönelik yaptığımız çalışma, birbirimizin bireyselliğini de vurgulayan bir şeydi.

İlerlemek mümkün

Bu ‘çalışma‘ kavramı, çift terapistleri tarafından her geçen gün daha da çok vurgulanıyor. Ancak, oldum olası bizleri etkileyen romantik idealler, rüyalar ve tutkulardan uzak görünüyor. Belki de kişilerarası beceriler açısından düşünüldüğünde, sadece kişisel olarak değil, çift olarak öğrenme ve ilerleme alanı olarak ilişki ele alınabilir. Mutlu çiftler, bu tür bir öğrenmeyi kabul edenler. İçimizdeki en romantiklerse bizi şöyle rahatlatıyorlar: İlişkide çaba göstermemiz için bizde en çok tutku ve istek uyandıran şeyi bulmalıyız.

Yazı: Pascale Senk, Derleyen: Ekin Nazlı

 

 

Önceki Yazılar

“BABA ÇALIŞMASAK OLMAZ MI?”

Sonraki Yazılar

“HAREKETSİZLİK VAROLUŞU ZENGİNLEŞTİRİR”