iliskilerimin-ardindaki-sakli-anlami-kesfettim

“İLİŞKİLERİMİN ARDINDAKİ SAKLI ANLAMI KEŞFETTİM”

 

 


“Neden onu seçtim?”, “Duygusal motivasyonlarım ve blokajlarım neler?”, “Ufukta nasıl bir gelecek görünüyor?”. Gazeteci Laurence Lemoine, yaşadığı deneyimi anlatıyor. Terapötik fırçanın ucunda duygusal bilinçdışını keşfe çıkın.

“Sessizce, sakince nefes alıp verin…” Rahatça oturmuş, gözlerim kapalı, Terapist Claire Delabare’ın sesinin beni tatlı bir rehavete sokmasına izin veriyorum. Bir resimle değerlendirme seansını test etmeye geldim, Jung ve sofroloji yönelimli Psikoterapist Claire Delabare, resim tutkunu. Deneyimleyeceğim seans, kolektif atölyelerde veya bireysel çalışmalarda sunduğu ve kendi tasarladığı bir yönteme dayanıyor. Dairesinin duvarları, klasik müzik eşliğinde boyadığı düşsel tablolarla kaplı. Rüyalarımız gibi sanatsal yaratımlarımızın da bilinçdışımızdan mesajlar ilettiğini savunuyor. Bu, hareketin kontrolünü takip etmeyip kendimizi resmetmeye bırakmamız koşuluyla gerçekleşebiliyor. Delabare, “Çizimlerimiz hayat tasarımlarımızı ifade ediyor” diyerek özetliyor. Kendi açımdan, ilişkimle alakalı konular üzerine çalışmaya geldim. Beni beraber olduğum kişiye bağlayan nedir? Aşkımızın itici gücü nedir? Bazen ilerlemekten korkmama sebep olan engeller neler? Gelecek perspektifimizde neler görünüyor? Claire Delabare çizimimin arayışıma cevap vereceğini, iç dünyamdan bir şey ortaya çıkacağını ve sayfa üzerinde görünür olacağını ve bu görüşmenin anlamı üzerine beni aydınlatacağını söyleyerek talebimi memnuniyetle karşılıyor. Psikoterapist, bu deneyimin hayatında özel biri olmayanlar için de faydalı olduğunu belirtiyor. Bilinçte duyduğumuz -bu tip bir eş, şu tip bir ilişkiye dair- isteğin çoğunlukla bilinçdışımızın projesine aykırı olduğunu ve genellikle bizi büyüten yollara yönlendirmeyi amaçladığını da ekliyor.

BİR MERDİVEN HAYAL EDİYORUM

Seansımız hipnoza yakın bir ruh hali amaçlayan rahatlamayla başlıyor. Bunu yapmaktaki amaç, bilinçdışı tarafından üretilen görüntülerin daha kolay ortaya çıkabilmeleri için bilinci biraz susturmak. Derin nefes alıyorum, bacaklarım açık, karnım rahat, ellerim dizlerimin üzerinde duruyor. Çenemin gevşemesine izin vermek için dilimi damağımdan çekiyorum. Claire’in sesi yavaşlayıp yumuşuyor: “Gevşemenin yavaş yavaş kafanızdan boynunuza inmesine izin veriyorsunuz. Alnınız rahatlıyor…” Kısa sürede bütün vücudum uyuşmuş bir halde, ayaklarım zemine değdiği yerde ağırlaşıyor, adeta koltuğa gömülüyorum. “Şimdi bir merdivenden ineceksiniz. Hoş bir merdiven…” Hemen, sevgilimle beraber yakın tarihte beraber taşınmak niyetiyle gezdiğimiz küçük bir evin merdivenlerini gözümün önüne getiriyorum. “Sessiz ve sakince nefes almaya devam edin… 10’dan sıfıra kadar sayacağım… 10, aşağı iniyorsunuz… Dokuz, inmeye devam ediyorsunuz…” Başımın eğildiğini hissediyorum. Uykuya dalmak üzereyim. Claire bu sırada sayımını bitiriyor ve sıfır diyor.

KÜÇÜK FULARIMI RENKLERLE DOLDURUYORUM

“Merdivenlerin sonunda hoş bulduğunuz bir yere geliyorsunuz. Bu bir manzara, oda veya bahçe olabilir…” Gezdiğimiz küçük evin salonundayım. Şömine görüyorum. Bir kanepe ve bir halı da var. “Bu manzaranın içinde, oturmak için kendinize bir yer buluyorsunuz, kendinizi iyi hissetmek için… Tamamen güvendesiniz, kimse gelip sizi rahatsız etmeyecek… Biraz meditasyon yapmak, ilişkiniz hakkında düşünmek, bu buluşmanın anlamını keşfetmek ve beraber yaratmak istediğiniz ilişkiyi hayal etmek istiyorsunuz… Kendinizi iyi hissediyorsunuz, görüntülerin zihninize gelmesine izin veriyorsunuz, size verecekleri mesajlar var.” Terapist beni birkaç saniye sessizlikte bırakıyor. Zihnimde imajlar oluşuyor; bu evde beraber yaşayabileceğimiz hayata dair kareler. “Şimdi” diyor Claire, “küçük bir fular alın. Ortaya çıkan tüm görüntüleri, sesleri ve renkleri içine koyacaksınız. Dökmemeniz ve yanınızda taşıyabilmeniz için küçük fulara bir düğüm atın. Kendinizi iyi hissettiğiniz ve bilinçdışınızdan oldukça ilginç mesajların gelmesini sağlayan bu yeri yavaşça terk edeceksiniz. Bu yeri hafızanıza kaydedin ve bir kartpostala dönüştürün, küçük fularınızla beraber yukarı çıkaracaksınız.” Claire bana yeniden merdivenlerde rehberlik ediyor. “Bir, yukarı çıkıyorsunuz… İki, basamaklardan çıkmaya devam ediyorsunuz…” 10’a kadar saydığında, beni basamakların tepesinde oturmaya davet ediyor. İçindekilere bakmak için fuları ve kartpostalı açmamı, renkli kalemler hayal etmemi ve çizmemi söylüyor. “Eliniz tamamen serbest, istediğini resmetmeye başlıyor. Yukarı çıkardığınız görüntüleri daha da güzelleştirdiğini fark ediyorsunuz. İyi hissediyorsunuz, mutlusunuz…” Rahatlama sona eriyor. “Küçük fuları resimlerle beraber topluyorsunuz, kalemleri ve kartpostalı alıyorsunuz, ayağa kalkıyorsunuz. Şimdi dilediğiniz zaman gözlerinizi açabilirsiniz.”

KENDİMİ RENKLERİN AKIŞINA BIRAKIYORUM

Vücudumu esnetmek ve terapiste sorular sormak için kısa bir ara veriyorum. Evet, seans iyi gitti. Birtakım görüntüler zihnimde belirdi, canlı ve anlamlılardı. Claire gördüklerimi anlatmamı istemiyor, bu da beni mutlu etti. Farklı boyutlarda kâğıtlar, renkli kalemler, guaş, akrilik ve boya fırçalarını koyduğu resim masasını gösteriyor. Ve gözlerimi kapatarak rastgele üç renkte kalem seçmemi istiyor. “Renkleri bilinçdışınızın seçtiğini iddia etmiyorum. Bu tesadüfi seçim ilkesi, bilince şu an bir söz hakkı olmadığını ifade etmek için. Amacımız kendinizi sürprize bırakmanız.” Sonrasında küçük bir talimat veriyor: “İyi olup olmadığına odaklanmadan kendinizi resim yapmaya bırakın. Elinizi kontrol etmeden, şekillerin ve hareketin kendiliğinden gelmesine izin verin.”

Biraz zorlanıyorum. Aklımda kâğıda aktarmak istediğim görüntüler var: Sevgilimin başımı saran kolu, beraber uzanmışken kanepeye yansıyan güneş… İçimden gelenin kendini ifade etmesine izin veriyorum. Sevgilimin kolu için geniş bir çizgi çiziyorum. Oval yüzüm. Güneş ışıkları. Resmimin ikinci etabında, terapist beni bu sefer özgürce seçebileceğim boyalardan kullanmaya davet ediyor. Guaş tüpleri alıp küçük bir tabağa birkaç renkten fındık kadar sıkıyorum. İşte o an bir şey tetikleniyor. El hareketim; boyanın kaygan dokusu, renklerin enerjisi ile daha içgüdüsel hale geliyor. Resmin solunda, ilk başta sarı olan güneş ışıkları ateş kırmızısı ile zenginleşiyor. Orta kısımda, kolun konturu sağlam ve emin siyah bir çizgi ile güçleniyor. Sağda yeni bir öğe beliriyor: Saçlarım yeşil dalgalar halinde yayılıyor, neredeyse okyanusa ait gibi. Resmime dalıp gidiyorum, zamanı unutuyorum. Dile gelmeye çalışan bir şeyi ifade edebilmiş olmak beni daha özgür ve hafif hissettiriyor.

GİZLİ BİR SEMBOL KEŞFEDİYORUM

Claire, “Peki, seans başında bahsettiğiniz sorularla ilgili olarak, bu çizimde ne görüyorsunuz?” diye soruyor. “Sanıyorum, bu resim yaşadığımız ilişkiden bahsediyor” diyorum. Terapist kâğıt üzerindeki öğelerin dengede olduğunun altını çiziyor, solda güçle eşanlamlı ateş kırmızısı, sağda doğanın doğurganlığını çağrıştıran yeşil, ortada birbirine şefkatle dolanmış çift, her yönden tam bir ilişkiye işaret ediyor. Ben de şöyle yorumluyorum: “Birlikte yaşamaktan biraz çekiniyordum, vizyonumda evin bir rutinleşme yeri olarak değil de arzuladığımız bir yer olarak görünmüş olması beni hafifletti.” Resmimi tersten de inceleyebilmem için kâğıdı çeviren Claire, bana endişelerim hakkında biraz daha fazla öğrenme fırsatı sunuyor. Resmi ters tuttuğumda, sevgilimin kavisli kolu ve devamındaki eli, bana birden turkuaz sudan fışkıran bir denizkızı kuyruğu gibi görünüyor. Resme düz baktığımda, bunu hiç fark etmemiştim, tersten baktığımda ise sadece bunu görüyordum. Serbest çağrışımla devam ettim: “‘Andersen Masalları’ beni hep korkutmuştur. Benim için, ‘Küçük Denizkızı’ masalında olduğu gibi, bir kadın ancak gerçek doğasının yaralanması uğruna aşka ulaşabilirdi. Masalda denizkızı, büyücüden prense kavuşmasını sağlayacak bacakları alır, ancak karşılığında sesini verir.” Bu yorumu zenginleştirmek için, Claire, Georges Romey’nin “Rüya Sembolleri Sözlüğü”ne başvuruyor. “Bütün bir çalışma hayatının meyvesi” diye ekliyor ve denizkızı ile ilgili kısmı okuyor: “Denizkızı ile her karşılaşmanın bilinçdışına ait bir içeriğin iyileşmesine yol açtığı görülmektedir. İllüzyonist bir meşguliyetten kopma ve derinliklerde gizlenen bir gerçekliğe dönme çağrısı yapar. O, bütün varlığın kendini gerçekleştirmesine doğru bir yoldur. Ama ayrıca, ayakların olmaması sebebiyle balık kuyruğu şeklinde biten kısmı da ihmal etmeyin, bu bir engeldir.” Bunlar bana üzerinde düşünecek malzeme verdi. Saçın boyayla ön plana çıkmasına da şaşırmıştım, bu sebeple sözlüğün dediklerine baktım. “Hayati güç”, “varlık özelliklerini yoğunlaştıran” bir öğe, bir “özgürlük işareti” söz konusu olduğu yazıyordu. Derin doğamdan uzaklaşma korkusu karşısında, bu güçlü sembolün varlığı bana güven verdi. Bunu ilişkide tamamen kendim olabilmem için bir imkân olarak yorumladım. Böyle basit bir uygulamayla benim için çok hassas olan konular üzerinde düşünebilmiş olmaktan mutlu ve biraz da şaşkın, Claire’le vedalaştım.

Bilinçdışı mesajınız için resim yapma zamanı!

Çizim için malzemelerinizi hazırlayın. Kâğıtlar, renkli kalemler, boyalar ve fırçalar. Rahatlamak için kendinize biraz zaman ayırın. Derince nefes alın ve gevşemeye çalışın.
Merdiven egzersizinden ilham alın. Kendinizi huzurlu bir yerde hayal edin. O yerde şu anki veya gelecekte olmasını istediğiniz ilişkiyi düşünün. Zihninize gelen görüntüler eşliğinde fularınız ve kartpostalınız ile beraber yukarı çıkarın.
Rastgele üç renkli kalem seçin. Görüntülerden ilham alarak ama onları tamamen kâğıda dökmeye çalışmadan, kendinizi çizim yapmaya bırakın. İhtiyaç duyarsanız, gözlerinizi kapatın ve kullanmadığınız elinizden yardım alın. 10-15 dakika sonra çiziminizi boyamaya başlayın.
Resminizi yorumlamak için serbest çağrışım yapın. Ne görüyorsunuz? Kendinize sorduğunuz soru ile ilgili olarak resimde gördüğünüz aklınıza ne getiriyor? Resminizi ters çevirin. Resme biraz gölgede bakın, bazı formlar daha görünür hale gelebilir. Bir arkadaşınıza ne gördüğünü sorun, yorumunuzu besleyecek unsurlar görebilir. Bu yorumları bir sembol sözlüğü (internette de bulmak mümkün) kullanarak, açıklamalardaki genel fikri alıp zenginleştirin. Bilinçdışınızın mesajları sizin kendi projeksiyonlarınızda saklı.

 

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

“YAPTIĞIM İŞTE BİR ANLAM ARIYORUM”

Sonraki Yazılar

KİTAP ÖNERİSİ: KIZ GÜCÜ HİKAYELERİ

Bir cevap yazın