iliskilerde-psikolojik-ve-sosyal-siddet

İLİŞKİLERDE PSİKOLOJİK VE SOSYAL ŞİDDET

İlişki içinde yaşanan çoğu şiddet halini bilindik eylemlerle karşımıza çıkmadığı için her zaman fark edemiyoruz. Şiddet deyince aklımıza fiziksel şiddet geliyor; tokat, yumruk olması bekleniyor. Tıpkı cinsel şiddet dediğimizde, tecavüzün akla gelmesi gibi. Oysa şiddet kavramı çok daha geniş kapsamlı.

Yakın zamanda Yargıtay’ın da kabul ettiği “duygusal şiddet” kavramı, eşlerin birbirlerine sunmakla yükümlü oldukları duygu durumunu sunamamaları olarak tanımlanıyor. Çünkü zaten evlilik birliğinin sürdürülmesi en temelde, eşlerin birbirine saygılı davranması esasına dayanır.

Bir eşin diğer eşe sürekli olarak kendisini değersiz hissettirmesi psikolojik şiddettir. Bu değersiz hissettirme çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Eşin fiziksel görüntüsüyle alay etmek, kendisini yetersiz, çirkin hissetmesine, beğenilmediğini düşünmesine yol açmak bir psikolojik şiddet türüdür. Benzer şekilde, eşin herhangi bir girişimi konusunda cesaretini kırmak, “Sen yapamazsın”, “Sen anlamazsın”, “Senden ne olur zaten” ifadeleri değersiz hissettirme üzerinden uygulanan bir psikolojik şiddettir.

Psikolojik şiddet kimi zaman sosyal şiddet olarak karşımıza çıkıyor. Bir eşin diğer eşin kimlerle görüşebileceğine, kimlerle görüşemeyeceğine karar vermesi bir sosyal şiddet halidir. Eşin ailesiyle, arkadaşlarıyla görüşmesine engel olmak olarak ortaya çıkabileceği gibi, sosyalleşmek istemediği kişilerle sosyalleşmeye zorlamak da aynı şekilde bir sosyal şiddet türüdür. Eşi bağımsız bir konut yerine kayınvalide/kayınpeder ile oturmaya zorlamayı da sosyal şiddet olarak yorumlayabiliriz.

Aşırı kıskançlık ise en yaygın psikolojik şiddet türüdür. Birçok durumda kişisel haklara yapılan saldırılar “kıskançlık” kisvesi altına sunuluyor ve “Seven kıskanır” önermesi üzerinde teşvik ediliyor. Eşin, diğer eşin sevgisinden sürekli kuşku duyması ve onu aşkını ispat etmeye zorlaması bir psikolojik şiddet türüdür. Kişinin nasıl giyineceğine karışılması, gittiği yerlerin takip edilmesi, komşulara eve kaçta girip çıktığının sorulması birer psikolojik şiddettir. Benzer şekilde eşe gelen mesajların, mektupların okunması sosyal şiddetle birlikte uygulanan başka bir psikolojik şiddettir.

Küfür etmek bir başka önemli psikolojik şiddet türüdür. Küfür çoğu zaman bir tehdit olarak karşımıza çıkar. El kaldırmak bir şiddettir mesela. O kalkan elin bir gün inebileceği tehdidi üzerinden uygulanan bir şiddet söz konusudur. Aynı şekilde, bağırarak, küfür ederek konuşmak da tehdit etmek üzerinden kendini var eden birer psikolojik şiddettir.

Yargıtay’ın 2014’te verdiği bir kararda, “Davacı kocanın, eşini uzun süreli olarak ailesinin yanına bıraktığı ve hastalığıyla ilgilenmediği, eşine ‘Konuşma hakkın yok, seni sevmiyorum’ diyerek duygusal şiddet uyguladığı” ifadeleriyle duygusal şiddet kavramının hukuk yargılamasındaki örneğini görebiliriz. Günümüzde boşanma davalarında sık sık karşımıza çıkan olgular artık “psikolojik şiddet” terimi altında adlandırılmakta ve kavram yerleşmeye başladı bile. Yaşanan durumun adını koyabilmek, onunla mücadele etmede çok önemli bir araç haline gelebilir. Bu sebeple, ilişkimizi tartmak, ilişkide bizi huzursuz eden kimi dengelerin sebeplerini düşünmek, ne amaçla yapıldığına kafa yormak içinde bulunduğumuz durumu anlamamızı sağlar. Ancak o zaman karşısında durabiliriz. Ancak o zaman itiraz edebiliriz. Şiddetini kontrol altına alabildiğimiz ilişkiler kurabilmek dileğiyle…

Yazı: Aslı Karataş (Avukat. Açılımı “Sen bu kadınların avukatı mısın?” olan SEBUKA platformunun kurucusu.)

 

 

Önceki Yazılar

İZLEMEK İÇİN ÜÇ NEDEN: EN SEVDİĞİM KUMAŞ

Sonraki Yazılar

EN İYİ WELLNESS VE SPA OTELLERİ