iliskide-kendin-olamamak

İLİŞKİDE KENDİN OLAMAMAK

 

 

Terapistler bir konuda hemfikir: İlişkiyi sürdürmek için taraflardan biri kendi olmaktan vazgeçiyorsa, tehlike çanları çalıyor demektir. Örneğin Hale Mert’i arkadaş grubuyla beraber yemeğe eve davet ettiğini, ancak sadece Mert’in geldiğini anlatıyor. Çünkü Mert bu daveti özel bir gece olarak algılıyor. Hale ise onu geri çevirmek istemiyor. Kendini içinde buluverdiği nahoş durum ile duyguları arasında sıkışıp kalsa da direnmiyor ve o gece Mert’le birlikte oluyor. Bu olayın ardından ilişkileri tam 12 yıl sürüyor. Sonrasında ayrılıyorlar. Hale ilişkisi hakkındaki düşüncesini, “Şimdi geriye dönüp baktığımda, her şeyin gidişatını Mert’e bıraktığımı görüyorum. Hayatımın kontrol edilmesine izin vermişim. Çocukluk deneyimlerim, fikrimi ifade etmeyi öğrenmeme engel olmuş. Tabii biraz da bu yüzden Mert’i sevdim. Beraber geçirdiğimiz yıllar boyunca, yapmak istemediğim şeyleri onun için yapmışım. Kendim olmaya cesaret edebilmem ve Mert’e karşı koyabilmem için bana değerimi hatırlatan yeni biriyle tanışmam gerekiyormuş. İşte bu bizim hikâyemizin sonu oldu” diyerek paylaşıyor.

Psikosomatisyen Ghislain Devroede’e göre aşka dair iki senaryo bulunuyor: “Eğer tanıştığım kişiyi olduğundan farklı biri olarak kabul edip beni iyileştireceğine kendimi inandırırsam ve bir eksiğimi kapasın diye ona kalbimi verirsem, o benim yapboz parçama dönüşür. Taraflar durumlarından memnun olduğu sürece ilişki kırılgan bir denge üzerinde devam eder. Bu tip ilişki ölüm içgüdüsü üzerine inşa edilmiştir. Taraflar ‘bir şey kırmamak adına oldukları yerden kıpırdamama’ politikası yürütür. Eğer bir ilişkide taraflar birbirini memnun etmek için kendilerini değiştirmek zorunda değillerse, o ilişki yaşama içgüdüsü üzerine kurulmuş demektir ve gelecek vadeder.” İki kişinin tanışmasıyla ilişkiye başlaması arasındaki yolu çizen birçok etap var: Beraber geçirilen ilk gece, arkadaşlar ve aileyle tanıştırma faslı, aynı evde yaşama gibi. Psikanalist Robert Neuburger ilişkide yaşanan ilk çatışmayı şöyle açıklıyor: “İlişkinin üzerine kurulduğu adı konmamış anlaşma, partnerlerin ilişkideki fonksiyonlarını belirler. İlk kriz bu anlaşma sorgulanmaya başlandığında belirir.” 33 yaşındaki Sinem, üç yıl önce maço ve maceracı Sinan’a âşık olmuş. Bugün ise artık Sinan’a katlanamıyor. Sinem için mutlak romantizmi çağrıştıran Sinan’a dair her şey artık ona kaygı ve bezginlik sebepleri olarak görünüyor. Arabayı çok hızlı sürdüğü veya dağcılığı güvenlik önlemleri almadan yaptığı için çok kızıyor. Robert Neuburger şöyle diyor: “İlk krizi aşmak zordur, çünkü değer yargılarımızı geride bırakıp yenilerini bulmayı gerektirir. Taraflardan birinin diğerinin onunla ortak paydada buluşmayacağını kabullenmesi suretiyle çiftin ilişkilerini yenilemesi gerekir.” Bu ilk kriz, ilişkinin temeli olan anlaşmayı sarssa da, diğer yandan çiftin yaratıcılığını konuşturma fırsatı sunar. Yani ilişkiyi yeniden yaratma çabası ortaya konur, elbette karşılıklı olmak kaydıyla.

 

 

Önceki Yazılar

YENİ TREND: HATALARINI ANLATMAK!

Sonraki Yazılar

16. İSTANBUL BİENALİ