kreatif

İÇİNİZDEKİ YARATICILIK KEŞFEDİLMEYİ BEKLİYOR

 

 


Neler yapar yaratıcı insanlar? Alışılagelmiş olanın dışına çıkar, yeni çözümler üretir, gündelik hayatı yeniden kurgular, hayallerini gerçeğe dönüştürmeye çalışır… İşte bunları hepimiz yapabiliriz. Yaratıcı olmadığınızı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Potansiyelinizi açığa çıkarmak için dört egzersiz yeterli.

Derleyen: Dilara ADAŞ

“Harika bir çorba, kötü bir tablodan daha çok yaratıcılık ortaya koyar” demişti Psikolog Abraham H. Maslow. Hepimizin çevresinde tadilat ya da dekorasyon işleriyle uğraşırken küçük buluşlar yapan ya da birkaç makas darbesiyle eski elbiselerini yeni moda kıyafetlere çeviren becerikli sihirbazlar vardır. Düşünür Gaston Bachelard’a göre, yaratıcı hayal gücü beşeri özgünlüğün temelini oluşturur. Ne de olsa ateşin bulunuşundan antibiyotiklerin üretilmesine kadar hayatta kalışımızı ona borçluyuz. “Yaratıcılık, kendimize sorduğumuz sorulara özgün cevaplar bulmak ve yeteneklerimizi somut bir yaratıcı eyleme dökerek kişisel potansiyelimizi gerçekleştirmektir” diyor Psikiyatrist ve Davranış Psikoterapisti Jean Cottraux. Yaratıcılık, dans ederken yeni bir adım şekli bulduğumuzda veya zor bir problemi çözdüğümüzde kendini gösterir. Ölümüne kavgalı iki arkadaşı uzlaştırmak için hünerlerimizi sergilediğimizde ya da daha iyi bir dünya için harekete geçtiğimizde de…

YARATMA DÜRTÜSÜ

“Yaratma; bir tablo, bir bahçe, bir saç modeli, bir senfoni, bir heykel ve hatta bir yemektir” demişti Pediatrist ve Psikanalist Donald W. Winnicott. Ona göre yaratıcılık, doğumdan sonraki ilk aylarda belirir. Yani insan doğasında yaratıcı bir dürtünün var olduğundan bahsetmek mümkün. “Bebek, çocuk ya da yetişkin; o hepimizde var” diyor Donald W. Winnicott. İlk yaratıcı etkinlik düş gücüdür. Daha sonra, çocuğun bir yönetmenmişçesine iç dünyasını sahneye koyduğu ve arzularına göre bir dünya şekillendirdiği oyun gelir. Winnicott’a göre, bireyin yaratıcı kapasitesinin yoğunluğu annesiyle kurduğu ilişkiyle de alakalıdır. Gerçekten de her zaman reel ya da sembolik biri için yaratırız. Blokajlarımızın nedeni, bizi yargılamaya ya da düşüncelerimizi
hor görmeye meyilli “başka biri”dir. Çocukları karşısında sanat eleştirmeni rolü takınan ebeveynler, çocuklarını olumsuz etkileyebilirler.

Mutlu bir çocukluk yaratıcılığın şartı mıdır? Her zaman değil, çünkü bazı şeylerin düzenini değiştirme isteği eksiklik ve tatminsizlikten kaynaklanır. Belli bir doz endişe de karşımıza dikilen problemlere çabucak çözüm bulma konusunda harekete geçirici bir işlev görür. Freud’a göre yaratmak, cinsel dürtüleri sanatın hizmetine sokmak için asıl amaçlarından saptırıyor. Freud bu süreci “yüceltme” olarak adlandırır. Fotoğraf çekerken ya da resim yaparken bizi harekete geçiren şey, bakıştan, bakılıyor olmaktan alınan tatmindir. Aynı şekilde bize şiirler yazdıran ya da yeni yemek tarifleri icat ettiren dürtülerin temelinde de sözlü tatmin isteği yatar.

Peki, oyun hamuruyla şekiller yapan çocuk ile Rodin’in dehası arasında bir benzerlikten bahsedilebilir mi; ya da gitarını tıngırdatan ergenle opera besteleyen genç Mozart arasında? “Sanatsal yaratım, içine girilemez, nüfuz edilemez bir gizem olarak kalmaya devam ediyor” diyen Freud, özellikle Leonardo da Vinci’nin eserini analiz edip yaratıcılığa dair söz konusu bu gizemi çözmeye çalışırken, “uygulamalı psikanaliz” yöntemini geliştirmişti. “Yaratıcı, insanlık komedisinden şikâyetçi seyirciyi alışılagelmedik olanla karşılaştırarak altüst etmiş kişidir” diyor Jean Cottraux. Bir çeşit başkaldıran kahraman da diyebiliriz. Depresyon ve mani gibi ciddi mizaç sorunlarını inceleyen Cottraux, toplumun yüzde 0,7’sinin bu durumdan etkilendiğini, ancak büyük yaratıcılara bakıldığında bu oranın yüzde 7’ye çıktığını ortaya koyuyor. Aşırı yaratıcı kişilerde yasak algısının az gelişmişliği gibi birçok kişilik özelliği, onları kalıp dışı olarak da tanımlayabileceğimiz sınırlara yaklaştırıyor. Aynı şekilde İsveç’te yer alan Karolinska Enstitüsü’ndeki araştırmacıların oluşturduğu bir ekip tarafından gerçekleştirilen çalışma, büyük yaratıcıların beyinlerinin psikotik kişilerininkine çok benzediğini ortaya koyuyor. Peki, neden akıl hastaları tuhaf muhakemeler üretiyorken, yaratıcı kişiler özgün fikirler buluyor? Bilim insanları cevabı halen bilmiyor. Yaratımın gizemi, bizi bu konu üzerinde daha uzun bir süre aralıksız çalıştıracağa benziyor. Fakat bu şekilde Aristo’nun önsezisi bir kere daha kanıtlanmış oluyor: “Hiçbir deha yoktur ki içine biraz delilik karışmamış olsun.”

Dediğimiz gibi, yaratıcılık hepimizin içinde var. Bazı sebeplerle şu ana kadar potansiyelinizi kullanamadığınızı düşünüyorsanız, artık yaratıcılığınızı saklandığı yerden çıkarma vakti gelmiş demektir. Uzmanlar tarafından hazırlanmış bu dört egzersiz, keşif yolculuğunuzda size yardımcı olacak.

1/ KENDİNİZE BİR FİLM ÇEKİN

Amaç: Özgürce ve hiçbir baskı olmaksızın olabilecek bütün olumlu değişimleri hayal edebilmek için geri çekilerek ve perspektif değiştirerek kendini yeniden icat etmek.
Balkonunuzdan, otobüste oturduğunuz koltuktan ya da bir kafenin terasındaki sandalyenizden kendinize bir yabancı seçin ve hayatını hayal etmeye çalışın; duygularını, düşüncelerini, eylemlerini… Daha sonra kendinize şu soruyu sorun: “Eğer o olsaydım, hayatım nasıl olurdu?” Kendinizi bir kez onun yerine koyduktan sonra, hayatınızın tüm alanlarını sorgulayın: Eğer mümkün olsaydı hangi konularda daha cüretkâr olurdunuz? Günlük hayatınıza hangi değişimleri katardınız? Yakınlarınız size nasıl davranırlardı ve karşılıklı ilişkileriniz nasıl olurdu? Yaratımınızdan yola çıkarak, hayatınızı yeniden biçimlendirmenize imkân sağlayacak bin bir çeşit şema üzerine artık düşünebilirsiniz.

2/ DÜŞÜNCELERİNİZİ BİR ARAYA GETİRİN

Amaç: Çekingenlik, gülünç duruma düşme korkusu ya da ciddi olma zorunluluğu gibi kendimize vurduğumuz ketlerden kurtulmak, analojik düşünceyi serbest çağrışım sayesinde seferber etmek ve yeni perspektifler, çözümler bulmak için bilinçdışıyla etkileşim halinde olmak. Aile üyeleri ya da arkadaşlarınızdan 5-10 kişilik bir grup kurun. Kâğıt parçalarına birden fazla değişik
anahtar kelime yazın (ekoloji, ahlak, aile, çift, sanat, yaratıcılık vb.) ve kâğıtları katlayıp bir kutuya koyun. Bir daire oluşturun ve saat yönünde hepiniz sırayla birer kâğıt parçası seçin. Çektiğiniz kâğıdın üzerindeki kavramın hızlıca tanımını yapın. İkinci ya da üçüncü turun sonunda, her birinizin hayal gücünün serbest kaldığını ve vurulan ketlerin ortadan kalktığını fark edeceksiniz. Aynı oyunun bir diğer versiyonunu belli bir problemi çözmek adına yardım almak için de oynayabilirsiniz:

1. Bir kişi var olan problemi açıklar. Örneğin, “İşimi değiştirmek istiyorum”.

2. Gerçeklik korkusu olmaksızın düşüncelerin havada uçuşmasına izin verin. Unutmayın ki önemli olan düşüncelerin çeşitliliği. Daha sonra bunların gerçekleştirilebilirliklerine bakarak aralarından seçim yapın.

 

 

Önceki Yazılar

YATAY VE DİKEY MUTLULUKLAR

Sonraki Yazılar

“BAŞKALARI NE SIKLIKLA SEKS YAPIYOR?”

Bir cevap yazın