hayirdemek-1

“HAYIR DEMEYİ BİLMİYORUM”


Yazı: Anne-Laure Gannac

Derleyen: Büke Tozlu

İşleri başından aşkın olmasına rağmen yeni bir dosyayı kabul ederler. Denedikleri kıyafet üstlerine olmasa bile yine de alırlar… Reddedemeyenler, “Hayır” kelimesini tabuları arasına koyarlar. Kimdir bu “Evet, evet” karakterleri? “Hayır diyememe, başkalarının arzularına kendininkinden daha fazla önem vermekten kaynaklanırdiyor Kişisel Gelişim Uzmanı Dominique Fromm. Negatif bir kendilik imgesine bağlı olan bu davranış aslında bir çeşit kendini değersizleştirmedir. Sebep olacağı tüm hayal kırıklıkları ve öfkeye rağmen bir şekilde ötekini kendimizden daha çok tatmin etmeyi tercih ederiz. Yeni bir işi, projeyi veya istemediği bir ilişkiyi kabul ettiği için kişinin kendisine öfke duymasının yanı sıra kendisinden istediği şeyi almayı bilen kişiye karşı da büyük bir öfke duyulur. Dominique Fromm, “Reddetmeyi bilmeyenler kendilerini gerçekleştirmedei engeller yaşar.”

Bu tatminsizliğe paradoks olarak bir de saygınlığını yitirme eklenir. Sürekli onaylayan birine karşı güveninizi nasıl koruyabilirsiniz? “Evet” demesi gerçek bir evet mi yoksa sahte bir evet mi? Sonsuz onaylayanın inandırıcılığı ve dürüstlüğü sorgulanmaya başlanır.

İtaatkâr bir çocuk olarak kalanlar

Reddetmek, itaat etmemek, hayır demek… Ebeveynler, öğretmenler, patronlar… Yasaklama şimdi onların sırası. Psikiyatr ve Psikanalist Samuel Lepastier’in açıkladığı gibi, “Ötekine karşı ‘Hayır’ demeye cesaret edemeyenin, otoriteyle çocuksu bir ilişkisi vardır. Bu kişilerin genelde ebeveynlerine bağımlı olduğu görülür”.

2-3 yaşlarında, çocuk iki yönelim arasında gidip gelir. Bir taraftan yavaş yavaş bağımsızlığını kazanmasıyla ebeveyninin arzularına karşı çıkar. Bu bir “hayır” dönemidir. “Öte yandan terk edilme ve ebeveyninin sevgisini kaybetme kaygısı yaşarken, katı bir eğitime ya da duygu değişimine maruz kalmaktan korkarlar. ‘Eğer bize itaat etmezsen, seni sevmeyiz’ kaygısı çocuğu hemen ele geçirir” diyor Psikolog Marie Haddou.

Bunlardan kurtulmak içinse tek bir çözüm vardır; ebeveynine karşı uyumlu bir duruş içine girmek ve sonsuza dek itaatkâr olmak. Yetişkinlik çağındaki bu çocuksu korkular sosyal ve duygusal ilişkilerde de kendini gösterir. “Hayır” hâlâ yasaklı bir kelimedir. Kişi bu çocuksu duruş içine sıkışarak, kendinden daha güçlü kişilerle yaşadığı çatışmalardan ve krizlerden kurtulamayacağını düşünür. Burada tam da bilinçdışı korkunun hâkim olduğunu söyleyebiliriz.

Tümgüçlülük duygusunu besleyenler

Ötekini kollama, onu hayal kırıklığına uğratmama isteği “Hayır” dememek için kabul edilebilir bir sebep gibi duruyor. Fakat Marie Haddou’nun da altını çizdiği gibi bu durum aslında bilinçdışında içsel bir tümgüçlülük duygusunun tatmin edilme arzusuna gönderme yapar. Kişinin zayıf bir özgüveni vardır, fakat bilinçdışında tümgüçlülüğü hüküm sürmeye devam eder. Ofiste “Bay Evet”, başkalarına -ve aslında kendine- karşı her şeyi yapabileceğini kanıtlamak için her şeyi kabul eden tümgüçlü bir kahramandır. Arkadaşlık ve duygusal ilişkilerinde her zaman müsait, herkes için hazır ve nazır olan arkadaştır. Böylece herkese verilen “Evet”, aslında kendini benzersiz ve eşi bulunmaz sanan egoyu alttan alta pohpohlar.

Yakınları için öneriler

Sürekli her şeye “Evet” diyen birinin, gerçekten hoşuna giden cevaplarla ikna olmadan verdiği cevapları nasıl ayırt edebiliriz? Daha da zor olanıysa aslında kişinin de bunları ayırt edememesidir. Öyleyse bu kişiye ilk olarak verdiği onaylama yanıtına inanmaması ve çabalamasında yardım etmeliyiz.

Soruyu birkaç defa farklı şekillerde sormalıyız ve kabul etmesinin gerçek nedenleri üzerine konuşmalıyız. Bir diğer deyişle, kendisinin duymakta zorlandığı iç sesi olmalıyız.

NE YAPMALI?

Kendinize sorun

“Kimlere değer veriyorum? Ne yemeyi, ne görmeyi, ne duymayı seviyorum?” Bu sorulara cevap vererek kendimizi dinleriz. Bu şekilde ihtiyaçlarımıza ve aslında kendimize “Evet” diyebiliriz.

Ne zaman cevap vermeli?

Eğitim, itaati ve düşünceyi öğretir; konuşmadan önce düşünmek gerekir. Size yöneltilen bir talebi ya da soruyu cevaplamadan önce kendinize zaman tanıyıp seçenekleri iyi düşünün. Bu, başkası tarafından manipüle ediliyormuş gibi hissetmekten kaçınmayı sağlar.

Sözü ve konuşan kişiyi ayırt edin

“Hayır” demek, bir öneriyi reddetmektir, öneriyi sunan kişiyi değil. “Hayır” demek, karşımızdakinin bizimle ilgili düşüncesine zarar vermez. Cevap yalnızca o anki tartışmada geçerlidir.

Dilsel önlemler

“Evet, ama…” şeklinde cevap vermek şarta bağlı bir onayı, “Hayır, ama…” demek ise alternatif olanın reddini gösterir. Ve ikisi de ilişkinin bir aktörü olarak kendini ifade etmeyi sağlar.

Bu davranış kalıplarını tasarlayın

“Yalnızca çok az sayıda kadın ve erkek kendileri olarak var olurlar ve içten gelerek evet ya da hayır deme cesaretine sahiptirler” diyor yazar ve akademisyen Marguerite Yourcenar. Tarihçi Maurice Rajsfus ise, “İtaatsizliği öğrenmek uzun bir yoldur. Mükemmeliyete ulaşmak için bütün bir hayat gerekir” der. Filozof Alain de, “Düşünmek, ‘Hayır’ demektir” diyerek son noktayı koyuyor.

OKUMA ÖNERİSİ

“Hayır Demeyi Bilmek”, Marie Haddou, İletişim Yayınları

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

ÜÇ NEFES EGZERSİZİ VE TEKNİĞİ

Sonraki Yazılar

DAHA GENÇ BİR CİLT İÇİN…