kendini sev

HERKESİN BENİ SEVMESİNİ İSTİYORUM

Başkalarından sevgi görmek istiyor ve bu sevgiyi kaybetmekten endişe duyuyoruz. Peki, bu bilinçdışı bağlılık ihtiyacı nereden geliyor?

Seda, 34 yaşında ve dolu dolu bir geçmişi var. İnsanların iletişim bilgilerini düzenli olarak defterine not alıyor, ilkokuldan beri tanıdığı arkadaşlarını doğum günlerinde bir araya getirmeyi başarıyor. Ancak etrafındaki bu kişiler arasında onunla gerçekten arkadaş olabilenlerin sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Onunla ilgili eleştiri duymak mümkün değil. Seda bu görüş birliğini hak edebilmek için elinden geleni yapmış: “Beni takdir etmeyen biriyle olmaktan rahatsız oluyorum” diye anlatıyor ve ekliyor: “Hatta fiziksel tepki bile verebiliyorum. Böyle biriyle karşılaştığımda donup kalıyorum ve tamamen saçmalıyorum. O kişinin karşısında eksikliklerim on kat artmış gibi hissediyorum. Bu yüzden sevecen olabilmek ve sevilmek için elimden geleni yapıyorum.”

Reddedilmekten korkuyorum.

Psikiyatrist ve psikoterapist Fréderic Fanget, “Kim sevilmeye ihtiyaç duymaz ki?” diye soruyor. “Problem, ‘herkes’ tarafından sevilmeyi istemek…” Peki, herkesin sizi sevmesini beklemek, bir kişi tarafından reddedilmek kadar korkutucu değil midir?

Seda da durumu doğruluyor: “Beni sevmeyen biri olduğunda, birçok kişinin sevgisinden daha önemli bir hal alıyor.” Sanki bizim kendimize verdiğimiz değer başkalarının onaylamasına bağlı gibi. Herkesi etkilemeyi istemek, kendi değerimizin bir başkası tarafından belirlenmesi anlamına gelir. Yalnızca dışarıdaki göz bizim önemimize karar verir. Burada Fréderic Fanget ebeveynlerin çocuklarına hissettikleri koşulsuz sevgiyi anımsatıyor. “Koşulsuz seven anne-babalar, ‘Ne yapmış olursan ol, sen her zaman bizim evladımız olacaksın’ der.”   

İlk aşkı arıyorum.

Psikanalist Katia Denard’a göre bu bastırılamaz sevilme arzusu çocukluktan gelen tepkisel bir his olabilir. “Ebeveynlerden biri, çocuğun diğer ebeveynle olan ilişkisinde üçüncü kişi olarak ayırıcı rolü doğru şekilde üstlenemezse bu ihtiyaç durumu ortaya çıkabilir. O zaman tanıştığımız kişilerin annemiz veya babamızla bağlantılı bu koşulsuz sevgiyi beslemesi gerekir” şeklinde açıklıyor. Ayrıca belirtmeden geçmeyelim; genellikle çok fazla sevgi bekleyen kişiler karşı tarafa çok az sevgi verirler ve bunu zorunluluktan yaparlar.

“Hayatın içindeyim”.

Frédéric Fanget’ye göre her bir “kusur” bir madalya gibi kabul edilebilir. Karanlık bir yüzü olsa dahi daha aydınlık bir ön yüzü var. Psikiyatrist kesin olarak olumsuz bakış açısı ile aşkı aramayı kısıtlayıcı buluyor. “Herkes tarafından sevilmeyi isterken başkalarının fikirlerini önemser, onlarla ilgilenir ve onların duygularına kulak veririz.” Katia Denard ise bu sevgi ihtiyacının bir eksiklikten kaynaklandığı üzerinde duruyor. “Oysa bu eksiklik arzuyu doğurur. Bu sayede canlı olduğumuzu hissederiz” diyor.

Benim çözümüm:

Jülide, 42 yaşında, şarkıcı

“Okuldayken, öğretmenimiz her birimize kompozisyon ödevi verirken benim için ‘Başkalarını sevmek için kendini sevmek gerekir mi?’ konusunu seçti. O dönem bana denk gelen bu konuya güldüğümü hatırlıyorum. O zaman kendime değer vermek yerine nasıl bir sevgi arayışına girdiğimin farkında değildim. Yıllar sonra beraber olduğum bir erkek duyarsız tavrıyla aradığım sevgiyi önce kendimde bulmam gerektiğini öğretmiş oldu bana. Başkalarının beni sevmesini istemek yerine önce benim kendimi sevmem gerek. Bu zor bir süreç ama çabalıyorum. Ve her zaman o öğretmenimi anımsıyorum…”

NE YAPMALI?

İlişkilerde Seçim Yapın

Fréderic Fanget, “Herhangi bir konuda yüzde 100 olumlu görüşe hiç şahit oldunuz mu?” diye soruyor.  “Hayatta da durum böyledir, kim görüş birliğinden yararlanabilir ki?” Psikiyatriste göre böylesi bir durumda bir seçim yapmak uygun olur: “Gerçekten kimlerin sevgisi benim için önemli?” “Herkes” tarafından sevilmeyi istemek yerine “çokluğa” sebep olan kişileri belirlemek gerekir. Bu ayrıca hayatımızda değerli olmayan kişilere gereksiz enerji sarf etmemizi de önler.

Kendinizi Sevin

Katia Denard’a göre etrafımızdan bir değişim beklemek yerine değişikliği kendimizin yapması daha iyi. Bu sebeple psikanalistin tek bir önerisi var: sevmek… Böylece kişi basit istekler yerine değişimin içinde yer alır. “Etraftan sevgi görmenin en güzel yolu bu” diyor. Böylelikle tek taraflı ilişkiler de kendiliğinden dengelenmiş olur.

Sevginin Göreceli Olduğunu Unutmayın

Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerek. “Eğer biri bizi sevmiyorsa, bunu kişisel algılamamalıyız. Bu tamamen o kişinin seçimidir” diyor Katia Denard. Karşımızdaki de bizi sevmemeyi seçebilir. Sanki biz herkesi sevebiliyor muyuz?

Etiketler:
Önceki Yazılar

ANNEMİZİ SEVMEK ZORUNDA MIYIZ?

Sonraki Yazılar

PLASEBO YENİ BİR TEDAVİ YÖNTEMİ Mİ?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir