Putting Knowledge Into Practice/Action - Concept. Easy to manipulate, elements are on different layers.

HAFIZA MÜHENDİSLİĞİ

 

 


Hafızamızın bize yaptığı küçük oyunların farkında mısınız? İstanbul Arel Üniversitesi’nin Psikoloji Bölümü’nde adli tıp üstüne uzman olan Araştırma Görevlisi Ezgi Ildırım Özcan, hafızanın bilmediğimiz yönlerini anlatıyor.

Küçükken sonu polis karakolunda biten bir suç işlediğinizi hatırlıyor musunuz? Hatırlamıyor musunuz? Hafıza mühendisleriyle yapacağınız üç görüşme sonrasında olayı bütün detaylarıyla hatırlayabilirsiniz. Üniversite öğrencileriyle yapılan deneyde üç görüşme sonrasında öğrencilerin yüzde 70’i aslında karışmadıkları suç olayını hatırlamakla kalmayıp, olaya ve polisle yaptıkları Hafıza mühendisliği görüşmeye ilişkin detaylar vermişler. Bu araştırma hafızamızın kusurlu yanlarını gösteren çalışmalardan sadece biri.

Hafıza oyunları

Ofise yeni gelen kişinin bir türlü hatırlayamadığımız ismi, unuttuğumuz doğum günleri, gözümüzde zamansız canlanan anılar… Bunların hepsi hafızamızın bize karşı oynadığı küçük oyunlar. Hafızamızın kusursuz olmadığı gerçeğiyle neredeyse her gün yüzleşiriz. Bu kusurlar bize sadece gündelik hayatta sorun yaratmazlar; adli sistem içerisinde daha büyük sorunlara neden olabilirler. Pazar alışverişinizi yaparken, biri ‘Hırsız!‘ diye bağırdı ve kendinizi tam da bir suç olayının ortasında buldunuz. Polise vereceğiniz ifade sizce ne kadar güvenilir ve doğru?

Bu sorunun cevabına ilişkin ilk çalışmalar, 1900’lü yılların başlarında yapıldı. Binet ve Stern öğrencileri üzerinde yapılan çalışmalar, hafızanın güvenilir bir kaynak olmadığını ortaya koydu. Stern, adli açıdan bu konunun önemini vurgulayarak, tanık ve mağdur hafızalarının güvenilir olmamasının tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Psikolog Frederic Bartlett ise hafızanın yeniden inşa edilebilir yapısından bahseden ilk kişi. Hayaletlerle savaşan ve savaş sırasında kendisi de ölen bir gencin hikayesini anlatan “Hayaletler Savaşı” öyküsüyle yaptığı çalışmada, insanların hafızalarındaki anıları yeniden nasıl yapılandırdıklarını gösterdi. Hikayeyi iki kere okuyan katılımcılar hikayedeki detayları değiştirmiş, bazı katılımcılar hikayedeki kişilerin arasındaki konuşmalara eklemeler yapmış, bazıları ise hikayeyi kısaltmıştı. Barlett günlük hayatımızdaki olayları aynı deneydeki gibi farklılaştırıp yeniden inşa ettiğimizi belirtmişti. Hafızaya ilişkin bu çalışmalarla birlikte adli psikoloji alanının gelişmesi ve adli sistemde bunun aktif rol oynaması, hafızanın kusurlarına ilişkin araştırmaların 1970’li yıllarda hız kazanmasını sağladı.

Bu araştırmalar hafızamızın kusurlu yapısını gözler önüne sermekle kalmayıp durumun ciddiyetini de ortaya koydu. Öncelikle hafızamızı etkileyen birçok unsur olduğu ortaya çıktı. Sizin kim olduğunuz, olayın içeriği ya da polisin soruşturma sırasında kullandığı teknikler bunlardan bazıları. Örnek olarak; olay anında birilerine silah doğrultulmuşsa, olaya ilişkin silah haricindeki bütün detayları hatırlamanız zor olacaktır. “Silah etkisi” diye adlandırılan bu durumda; dikkatiniz hayatınızı kurtarmaya yönelik olarak silaha odaklanır ve diğer tüm detayları göz ardı eder. Bu durumda olaya ilişkin anılarınız kısıtlı kalır.

Anıların yeniden inşası

Olayı hafızamıza nasıl kodladığımız önemli bir konuyken, diğer önemli konu ise bu anıları nasıl sakladığımız ve geri çağırdığımız. Kısacası anılarımız ve hafızamız sonradan da değişme ve bozulma riski altında. Tanıklık yaptığınız olaya ilişkin televizyonda, gazetede, sosyal medyada gördükleriniz, duyduklarınız ve okuduklarınız kendi kodladığınız anıyı bozarak tekrar yapılandırır. Hafızanız eksik bilgileri buradan tamamlayabilir ya da var olan anıyı bu bilgilere göre tekrar düzenleyebilir. Sonuç olarak olaya ilişkin tüm bilgilerin birbirine eklendiği yepyeni kolaj bir anınız olur. Bu bozulmadan sorumlu olan tek şey haberler ve sosyal medya içerikleri değil. Arkadaşlarımız, olaya bizimle tanıklık eden diğer kişilerle olan konuşmalarımız, olayla ilgili sorulan sorular ve sonradan öğrenilen tüm bilgiler anılarımızın yeniden inşasına sebep olur. Soru sorulurken kullanılan kelimeler ve soruluş şekli anılarımızı değiştirir. Sizden olay yerinde gördüğünüz kişinin boyunu tahmin etmenizi istesem ama bu soruyu sorarken, “Olay yerindeki adamın boyu ne kadar kısaydı?” diye sorsam, tahmininiz adamın boyunun kısa olduğu yönünde olur. Aynı sorudaki tek kelime değiştirilerek cevabınızın da değişmesi sağlanabilir. Soru, “Olay yerindeki adamın boyu ne kadar uzundu?” diye sorulsaydı, adamın boyuna ilişkin tahminiz daha yüksek bir sayı olacaktı.

Soru içerisinde kullanılan kelimeler sadece cevapları değil, olaya ilişkin anılarımızı da yeniden yapılandırır. İki arabanın çarpıştığı bir kaza videosu izlettirilen kişilere iki farklı şekilde soru sorulur. Deney gruplarından birine “Kaza sırasında arabalar ne kadar hızlıdır?“, diğer gruba ise “Kaza sırasında arabalar ne kadar yavaşlamıştır?” sorusu yöneltilir. Grupların arabanın hızına ilişkin verdikleri cevaplar değişmekle kalmamış, kazaya ilişkin diğer detaylar da değişmiştir. “Hızlı” kelimesinin geçtiği soruya cevap verenler daha şiddetli bir kaza anısını yeniden inşa edip, arabalarda fiziksel hasar ve kaza sırasında yaralananlar olduğuna ilişkin sorulara olumlu cevaplar vermişlerdir. Oysaki kaza videosunda bu tür görüntüler yoktur.

Sadece ufak kelime değişiklikleri anıyı yeniden yapılandırmakla kalmıyor, cevaplandırdığımız sorunun içine saklanmış farkına bile varmadığımız ek bilgiler de anılarımızı tekrar kurgulamamıza neden oluyor. Arka arkaya sorgulama sırasında gelen sorulara cevap verirken, hangi bilgiden yararlandığımız hafızamızın inisiyatifine kalıyor. Konu ile ilgili Psikolog Elizabeth Loftus’un yaptığı öncü araştırmada, kaza videosu izletilen deneklere iki farklı soru soruluyor. Dikkatli olunması gereken nokta ise sorulardan birinin hileli olması. Hileli soru: Kırmızı araba dur levhasının önünde durduğunda, başka bir araba yanından geçmiş miydi? Sorunun içinde “dur levhasına” ilişkin yanlış bir bilgi vardır. Kaza videosunda “yol ver levhası” varken, soruyla birlikte gelen yeni bilgi olay yerinde “dur levhası” olduğudur. Bu bilgi, kırmızı araba dur levhasını mı, yol ver levhasını mı geçmiştir sorusuna verilen cevabı değiştirmiştir. Katılımcıların doğru cevap oranı yüzde 41’de kalmıştır.

Hepimiz hafıza mühendisiyiz

Hafıza mühendisleri sadece var olan anıları değiştirmekle kalmıyor, olmayan anıları hafızanızda var edebiliyorlar. Çocukluğunuzda gittiğiniz markette kaybolduğunuza ilişkin yeni bir anının oluşmasını sağlıyorlar. Gerçek olmayan, markette kaybolduklarına ilişkin çocukluk anılarını okuyan katılımcılar daha sonraki görüşmelerde bu olayı hatırladıklarına ilişkin ifadelerde bulunmuş ve olayın nasıl olduğunu kendi eklemeleri ile anlatmışlardır. Bu etki daha güçlü olarak görsel bilgi aracılığıyla sağlanır. Bilgisayar programı aracılığıyla düzenlenerek çocukken sıcak hava balonuna bindiklerini gösteren fotoğrafları gören kişilerin yüzde 35’i olayı doğrudan başka bilgi olmadan hatırlar. Hatırlayan kişilerin oranı üçüncü görüşme sonrasında yüzde 50’lere çıkar. Bu katılımcılar, fotoğraf dışında da olaya ilişkin bilgiler sağlamışlardır. Hafızamızın yönlendirilmesi için hafıza mühendislerine ihtiyacımız yok. Aslına bakılırsa hepimiz birer hafıza mühendisiyiz. Çünkü çevremizdeki kişilerin, özellikle de tanıdıklarımızın dedikleri ve anlattıklarından da hafızamız etkileniyor. Aynı olaya tanıklık eden kişiler üzerine yapılan araştırmalar, aynı olaya ilişkin başkalarından duyduğumuz bilgileri kendi anımıza entegre ettiğimiz yönünde. Bilgiyi edindiğimiz kişilerin yakınlık derecesi de bilgiyi kabullenmemizde kolaylık sağlıyor. Yakın arkadaşınızın anısını değiştirmek aslında bu kadar kolay.

Hafızanın bu zaafları, günlük hayatımızda taşıdığı önemden daha fazlasını adli sistem içerisinde taşıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde yürütülen “Masumiyet Projesi“, yanlış tanık ifadelerinin masum kişilerin nasıl ceza almasına sebep olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Gelişen teknoloji aracılığıyla DNA analizi gibi yöntemler suçluların yakalanmasında güvenilir kanıtların mahkemeye sunulmasına olanak tanısa da tanık ifadeleri sistem içerisindeki önemini koruyor. Bu yüzden, hafızanın yönlendirilebilirliği ve diğer kusurları sıklıkla araştırılan konulardır.

Hafızanın yeniden inşa edilebilir yapısı hafızamızın özelliklerinden sadece biri. Buna karşın, hafızanın bu özelliğinin bir ceza mı yoksa lütuf mu olduğu ayrı bir soru.

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

İLİŞKİLERE DAİR HER ŞEY

Sonraki Yazılar

İÇSEL HUZUR YOLUNDA YEDİ ÖNEMLİ DERS