guven-ve-huzur-veren-ic-tasarim (1)

Güven ve Huzur Veren İç Tasarım

Evde geçirdiğimiz zamanın arttığı bugünlerde, hem sığındığımız yuvayı hem de iç dünyamızı sadeleştirmek ve dinginleştirmek için üç farklı öğretiden faydalanabiliriz: Hygge, wabi-sabi ve lagom.

Güven ve aidiyet, huzur kavramını en iyi açıklayan iki kelime. Evimiz de kendimizi huzurlu ve güvende hissettiğimiz yegane yerlerden biri. Fakat çoğumuz yaşam alanımız söz konusu olduğunda bunu gözden kaçırabiliyor ve evlerimizi sadece barınmak, ihtiyaçlarımızı karşılamak ve uyumak için kullanabiliyoruz. Ne var ki son aylarda yaşanılan karantina süreciyle “yuva” kavramını yeniden düşünür olduk. Belki kimimiz evimizin verdiği huzura özlemle sarılıyor, kimimiz kendiyle yeniden tanışmanın tadını çıkarıyor, kimimizse yaşadığı alanın ona hissettirdikleri ve nasıl bir yer olması gerektiğini sorguluyor. Farkında olalım veya olmayalım, bunun için çabalayalım veya boş verelim, evlerimiz kokusuyla, yaşantımızın izleriyle ve ihtiyaçlarımızla hayat tarzımız ve kişiliğimiz hakkında çok şey anlatır ve dahası, bize çok şey öğretir. Evimizi temizlemek, havalandırmak, düzenlemek içsel güven duygumuzu besler. Evimize iyi bakmak demek, hem kendimize hem de çevremize iyi bakmak demektir. Kendimizi iyi hissetmek için evimizle daha çok ilgilendiğimiz bugünlerde daha çok okuyup araştırmayı ve daha önce deneyimlemediğiniz yaşam tarzlarını uygulamayı düşünebilirsiniz. Farklı kültürlere ait üç yaşam tarzı öğretisinden, mekanlarınıza sadelik ve dinginlik katacak önerilerimizi uygulayabilirsiniz.

Hygge: Yaşam alanınıza huzur katın

Hygge’yi hayatın basit zevklerinin tadını çıkarmak olarak tanımlayabiliriz. 18. yüzyılda Danimarkalılar tarafından yaratılan bir yaşam stili olan Hygge, bugün kültürlerinin ayrılmaz bir parçası. Kelime temelde Danimarkalıların yaşam biçimini ifade etse de, dekorasyon zevklerini de yansıtıyor. Hygge dekorasyonunun anafikri, dağınıklıktan uzak, huzurlu, sakin bir alan yaratmak. Tam da ihtiyacımız olan şey değil mi?

Dekorasyon önerileri

Hygge, aileniz ve arkadaşlarınız için güvenli bir alan yaratmayı esas alıyor. Dekorasyon yaparken, kendinizi bu kaygısız ve rahat yaşam tarzına dahil etmek için işleri basit tutmanız önemli. İşte evinize hygge felsefesini yansıtmanın yolları.

Nötr renklerin hâkimiyeti

Ev dekorunuzun renk teması hygge söz konusu olduğunda asla çok karmaşık olmamalı. Hygge’ye göre, dekore ettiğiniz evinize eklediğiniz her şey bir uyum ve barış atmosferine katkıda bulunmalı. Rahatlatıcı bir alan yaratırken nötr bir renk paletine sadık kalmak önemli. Açık grilerle kahverengileri ve krem tonları gibi pastel renkleri kullanmak, evinizde iç açıcı bir alan yaratmanızı sağlar.

Rahat bir atmosfer

Hygge tarzı dekor söz konusu olduğunda, “konfor” anahtar kelime. Bunu yapmanın bir yolu, evinizi kabarık yastıklar ve yumuşak koltuk örtüleriyle süslemek. Aynı etkiyi pencere kenarında rahatlamak için hazırlanmış bir oturma köşesiyle de elde edebilirsiniz. Bunlar kahve eşliğinde kitap okuyup dinlenmek için kusursuz alanlardır.

Mumlara yer açın

Mumları düşündüğünüzde aklınıza ilk olarak ne geliyor? Rahatlatıcı bir banyo, meditasyon veya biraz romantizm. Bunların hepsi hygge yaşam tarzını kapsayan unsurlar. Bir mumun yumuşak ışıltısı kadar huzurlu bir şey yoktur. Bu yüzden evinizde sıcak bir ışık yaratmak için mumları kullanabilirsiniz.

Peri ışıkları kullanın

Peri ışıkları olarak da bilinen şerit aydınlatmalar hygge ev dekoru için ideal. Sadece neşeli ve eğlenceli değil, her tür atmosferde harika görünüyorlar. Onları yatak odanızda, oturma odanızda ve hatta balkon gibi açık alanlarda kullanabilirsiniz. Tıpkı mumlar gibi yumuşak bir ışık verirler ve ev tasarımınıza hoş bir dokunuş katarlar.

Wabi-sabi: Kusurlardaki güzellik

Wabi-sabi, esasen kusurda güzellik bulmak anlamına gelen Japonca bir terim. “Wabi”, doğayla birlikteyken alçakgönüllülük ve sadelikle yaşamayı işaret ederken; “sabi”, her şeyin yaşam döngüsünü olduğu gibi kabul etme yeteneği olarak tanımlanıyor. İç tasarım ve dekor açısından ele alırsak bir wabi-sabi evi, otantikliği kucaklayan, sevgiyle yıpranmış ve yaşadığı yerde değer bulan, sadeliği kullanarak genel bir huzur hissini teşvik eden bir evdir. Wabi-sabi tarzında dekorasyonu benimseyenler, her zaman en yeni, en parlak şeyleri edinmek ve her ayrıntıyı mükemmelleştirmek için takıntılı olmak yerine, otantiklik ve kusurlulukta uyum bulurlar. Böyle bir yaklaşım kaotik, mükemmeliyetçi ve takıntılı dünyamızda aradığınız panzehir olabilir.

Dekorasyon önerileri

Tabii ki wabi-sabi gibi soyut fikirleri dekorasyonda uygulamak her zaman kolay değil. Evinizde istediğiniz rahat ve iyi hissettiren atmosferi yaratmak için bu fikirler size yardımcı olabilir.

El yapımı eşyaların değeri

Wabi-sabi, otantikliği kucaklamak ve kutlamakla ilgili bir felsefeye sahip olduğu için el yapımı dekoratif objeler başrolü oynuyor. Gittiğiniz bir tatilde edindiğiniz bir vazo, kendi ördüğünüz bir battaniye veya yerel bir pazardan aldığınız el yapımı seramikler wabi-sabinin en önemli özelliklerden biri olan romantik, sıcak etkiyi evinize yansıtmanıza yardımcı olurlar. Öyleyse neden bu hafta sonu yeni bir “kendin yap” projesini üstlenerek evinizin hissiyatını yükseltmiyorsunuz?

Doğayı içeri taşıyın

Organik ve doğal malzemeler, taşıdıkları evrensel pozitif enerji nedeniyle bir wabi-sabi evinin ana bileşenlerinin başında geliyor. Buna ek olarak bitkiler, ahşap ve taş gibi doğal materyaller, kusurda bulunabilecek güzelliğin günlük bazda en iyi hatırlatıcılarıdır. Bu pozitif enerjiyi evinize taşımak için ahşap mobilyalar, taze çiçekler ve dilediğiniz kadar bitkiyi yaşam alanınıza dahil edebilirsiniz.

Geleneksele dönüş

Wabi-sabi; nostalji, güzellik ve fayda unsurlarının tümünü evinizde barındırmayı ve sadeleşmeyi temel alır. Minimalizmle eşdeğer düşünceler taşıyabilir, ancak en büyük farkı sevdiğiniz bir şeyi elinizde tutma arzusuna karşı çıkmamasıdır. Sevdiği bir vazoyu elinden çıkarabilecek gayretli bir minimalistin aksine, wabi-sabi felsefesini benimseyen biri bu vazoyu sadece onu mutlu ettiği için evinde tutabilir.

Lagom: Ne çok az ne de çok fazla

İsveççe “lagom” kelimesi, doğru miktar anlamına geliyor. Başka bir deyişle, ne çok fazla ne de çok az. Genellikle bir dekorasyon trendi olarak algılansa da, lagom aslında bir İsveç yaşam biçimi. Sürdürülebilir ve basit bir şekilde yaşamayı, ihtiyaç duyduğunuz şeyleri almayı ve sahip olduklarınızı değerlendirmeyi içeriyor.

Dekorasyon önerileri

Lagomun temelinde yatan sürdürülebilirlik fikri; geridönüşüm, iyi bir iş-yaşam dengesi ve tükettiğiniz gıdalara özen göstermek gibi pratik ev alışkanlıklarına dönüşebilir. Yaşam stilini destekleyecek şekilde ev dekorasyonunuzda da lagomdan ilham alabilirsiniz.

Doğal ve minimal

Minimalist bir ortam hayal edin, ancak bunun tamamen boş bir alan anlamına gelmediğini unutmayın. Evinize sıcaklık katmak ve ölçülü, sade bir his yaratmak için hafif, nötr renkler ve bol miktarda ahşap, koton gibi doğal malzemeler kullanın. Bununla birlikte, canlı renkler sizin için olmazsa olmaz ise kontrollü olmak kaydıyla dekorasyonunuza ekleyebilirsiniz.

Ekolojik bir yaşam

Yaşam alanınızdan yeşil bitkileri eksik etmeyin ve evinizin doğanın özgürlüğünü yansıtmasına izin verin. Balkonunuzda yetiştirdiğiniz otlar ve sebzeleri yemeklerinize dahil ederek sürdürülebilirliği sağlayabilirsiniz. Eski veya artık istemediğiniz eşyalarınız varsa, bunları çöpe atmak yerine geri dönüştürmeyi deneyin. Evinizi lagom dostu bir şekilde muhafaza edebilmek için çevreye zararlı olmayan temizlik ürünleri ve vernikler kullanın.

Uyum ve denge yaratın

Lagom, hayatı basitleştirmekle ilgili bir felsefe. Hayatı aşırı karmaşık hale getirmekten kaçının. Kendinizi sıkışmış hissetmemek için eşya yoğunluğundan arınabilirsiniz. Mesela camınızı açmanızı engelleyen o büyük mobilya! Evinizde uyum ve dengeyi sağlamak için renk paletinizi birkaç temel renk ekseninde şekillendirin. Özgür hissettiren nötr renkler, zarafet ve sadeliği sağladığından bunun için idealdir. Soğuk grilerle beyaz, rahat ve yaşaması kolay bir fon oluşturur. Doğal ahşap objeler ve döşemeler ruhunuzu dinginleştirirken, ortamı canlandırmak için mavi gibi renkleri tercih edebilirsiniz.

Yazı: Hüma Kaya

 

 

Önceki Yazılar

Çocuklar için Bağımsız Oyunun Önemi

Sonraki Yazılar

Pandemi Süreci Çocukları Nasıl Etkiledi?