noise

“GÜRÜLTÜYE TAHAMMÜLÜM YOK”


Sokakta otomobillerin korna sesleri, müzik setinin basını biraz fazla açmış bir komşu, bir köpeğin uzun süren havlaması, yönetici asistanı olan 41 yaşındaki Burcu’nun sinirlerini oynatmaya yetiyor. “Birden kasılıp kalıyorum. Bütün zihinsel enerjim bu rahatsız edici sesten sese odaklanıyor ve başka hiçbir şey duyamıyorum.

Seslere karşı çok fazla duyarlıyım
Herkesin görme kapasitesi aynı olmadığı gibi, işitsel duyarlılık konusunda da hepimiz eşit değiliz” diyor Psikoterapist ve Nörobiyolog Béatrice Millêtre. “Bazılarımız matkap sesinden rahatsız olmazken, bazılarımız fren yapan arabanın lastiğinin sesinden irkilir.” Kulak-burun-boğaz doktoru Jean-Marc Juvanon’a göre bu ‘hiperakuzi‘ denen bir durum. Bu kişiler normalin üstünde işitme kapasitesine sahiptirler. İç kulakları diğer insanlara göre daha iyi çalışıyor. Yoksa bu aşırı duyarlılık süper kahramanlara has, doğuştan bir yetenek olabilir mi? Açıklaması o kadar da kolay değil. “İşitmemiz iyi olmasa da bazı sesler dayanılmaz gelebilir” diyor Juvanon. İç kulağı zedelenmiş birinin işitmesi azalır ama yine de belli bir sesi rahatsız edici bulabilir.

Uyumsuzluğumu gösteriyorum
Psikiyatr Claude Leroy’ya göre, aslında gürültü diye bir şey yok. Sadece kişinin algısına göre gürültüler var. Eğer uyku sorunu yaşayan komşumuz gecenin üçünde hafif bir müzik dinliyorsa, uyumaya çalışan bizlere aynı hafif müzik işkence gibi gelebilir. Béatrice Millêtre’e göre, genellikle kendi değer sisteminizin dışındaki sesleri rahatsız edici buluruz. Örneğin yaşlı bir kişi torununun dinlediği rap müziğine katlanamaz, aynı şekilde hayvanları sevmeyen biri için arkadaşının köpeğinin havlaması dayanılmazdır. Millêtre’e göre, bu yaşadığımız çağa ait bir özellik. “Toplumumuz eskisine göre giderek daha bireyci hale geldi. Herkes dünyanın kendi bakış açısına uygun olması gerektiğine inanıyor.

Geçmişim beni yansıtıyor
Bazen seslere olan aşırı hassasiyetimiz bir şey yerken çıkan çiğneme sesi ya da siren gibi çok belirgin seslere yönelik olabilir. Peki ya bu sesler bize geçmişimizden bir olayı hatırlattığı için dayanılmaz geliyorsa? “Saldırı kurbanlarının beklenmedik en ufak bir seste yerlerinden zıplamaları oldukça sık görülür” diyor Jean-Marc Juvanon. Sese dair toleranssızlığı açıklamak için her zaman geriye de gitmek gerekmiyor. Claude Leroy, “Bazen kendi hoşnutsuzluğumuzdan kaynaklanan durumlar da bunu açıklar” diyor. Barda karşımızda oturan müşteriye sinir oluyorsak, gerçekten gürültü yaptığı için mi yoksa bize kendi yalnızlığımızı hatırlattığı için mi sinir oluyoruz? Bu gürültülerin verdiği huzursuzluk, gürültünün kendisinden çok bu seslere bilinçdışımızın gösterdiği bir tepki olarak yorumlanabilir. Bu da bizi kendimiz hakkında düşünmeye teşvik eder.

Derleyen: Pınar Fourreau

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

BÜTÜN YOLLAR MARS’A ÇIKACAK

Sonraki Yazılar

ARKADAŞIMIZA HER GERÇEĞİ SÖYLEMELİ MİYİZ?