gestalt-terapi

GEŞTALT TERAPİ

 

 

Klinik psikolog ve psikoterapist Prof. Dr. Ceylan Daş, varoluşçu terapiler arasında yer alan Geştalt terapiyi okuyucularımız için açıklıyor.

Kısaca nedir? Geştalt terapi yaklaşımı 1940’lı yıllarda Fritz ve Laura Perls ile Paul Goodman tarafından geliştirilmeye başlandı. Geştalt, Almanca bir kelimedir, tam bir Türkçe karşılığı bulunmuyor; “görüntü, şekil, bütün, görünüş” olarak ifade edilebilir. Geştalt parçalara ayrılamaz bir bütünü temsil eder. Yaklaşımın temelinde varoluşçu, fenomenolojik ve bütüncü bakış açıları yer alır.

Kimler içindir? Terapinin amacı hem danışanın ihtiyaçlarına hem de terapistin görüşlerine göre belirlenir. Geştalt terapi yaklaşımı her tür nevrotik, psikotik ve kişilik bozukluklarında uygulanır ve başarılı sonuçlar elde edilir. Yoğun psikolojik sorunlar yaşayan kişiler dışında, kendini tanımak ve geliştirmek isteyen herkese uygulanabilir. Bu yaklaşım, kurumların organizasyonel yapılarındaki sorunların giderilmesinde, öğrencilerin, sağlık personeli ve sanatçıların performanslarının yükseltilmesinde de etkili bir biçimde kullanılır.

Nasıl uygulanır? Bireysel terapi, çift, aile terapisi veya grup terapisi olarak uygulanabilir. Terapi 45 dakikalık seanslar halinde yapılır. Genellikle 7-10 gün aralıktaki seansların sayısı şikâyetlerin düzelmesine göre ayarlanır. Terapist ve danışan arasındaki diyalog ilişkisinin en önemli iyileştirici faktör olarak ele alınması, onu diğer yaklaşımlardan ayıran en belirgin özelliklerinden biridir.

Neden etkili? Her bireyin çeşitli ihtiyaçları vardır. Normal koşullarda bir ihtiyaç belirginleştiğinde enerji ortaya çıkar ve kişi ihtiyacını karşılamak üzere harekete geçer. Hareket için ortaya çıkan enerjiye heyecan denir. Heyecan hem aranan ve zevk alınan hem de korkulan ve kontrol edilmeye çalışılan bir durumdur. Anksiyete ise heyecanın bastırılması ihtiyacına bağlı olarak ortaya çıkan rahatsız edici bir durumdur. Anksiyete şimdi ve sonra arasındaki boşluk ya da gerilimdir. Genellikle ölme, zarar görme, yaralanma, sevgi veya ilgi kaybı gibi varlığını sürdürmeyle ilgili alanlarda yaşanır.

Terapide öncelikle anksiyetenin kişi için taşıdığı anlam üzerinde durulur. Bu anlamın araştırılabilmesi için, temelde yatan ihtiyaçların ve bunların karşılanamamasında rol oynayan faktörlerin belirlenmesi gerekir. İhtiyaca dair farkına varamama, sıralayamama, yargılama; tamamlanmamış işler, kutuplar, ihtiyacın sorumluluğunu almama ve temas biçimleri gibi faktörler ihtiyacın karşılanmasını engelleyebilir. Terapide diyalog ve fenomenolojik sorgulamaya ek olarak hayalleme teknikleri, beden, dil, boş ve çift sandalye çalışmaları etkili olur.

PROF. DR. CEYLAN DAŞ: (Klinik psikolog ve psikoterapist. Geştalt Terapi Derneği Başkanı. “Temas” adlı Geştalt terapi dergisinin editörü. Çeşitli üniversitelerde öğretim üyeliğinin yanı sıra, “Bütünleşmek ve Büyümek: Geştalt Terapi” ve “Ezbere İlişkilere Ezber Bozan Çözümler” kitaplarının yazarı.)

 

 

Önceki Yazılar

ÇALIŞMAK BİZİM İÇİN NE İFADE EDİYOR?

Sonraki Yazılar

ANKSİYETE ÇOK YÖNLÜ BİR KAVRAM