fobi nedir

Fobi nedir, Fobilerden Kurtulma Yolları Nelerdir?

 

 

Kalabalık korkusu, kapalı alan korkusu, yılan korkusu… Her fobi hayatımızı az veya çok sınırlar. Nedir aslında bu fobilerin kökeni?

“Yarı komaya girmiş halde titriyor, soğuk terler döküyordum ve nefessiz kalmıştım” diye anlatıyor Gözde yaşadıklarını. “Hayatımda ilk kez bir uçakta panik atak geçirdim. Daha önce şimşeklerin çaktığı, çok kötü hava koşullarında bile uçağa binmiştim. Bir keresinde şiddetli bir türbülans bile yaşamamıştım. O günse hiçbir sebep olmadan bende ipler kopmuştu. Bunu 15 sene önce yaşadım. O zamandan beri de uçağa binmiyorum.”

Neredeyse kimse havadayken kendini tamamen güvende hissetmez ama gerçek bir uçak fobiniz varsa, tercih edeceğiniz diğer ulaşım araçlarına göre gideceğiniz yerleri seçer ve kendinizi sınırlarsınız. Korku hissinin çok yoğun olması ve bu yoğunluğa sebep olan durumları hayatınızdan çıkarma ihtiyacı, sıradan bir korkuyla fobinin arasındaki farkı gösterir.

Bazı fobiler çocuğun gelişimiyle ortaya çıkar. 7-12 aylık çocukta görülen “yabancı yüz” korkusu; 2-4 yaş arasında çıkan hayvan veya karanlık korkusu; 5-8 yaş arasındaki canavar, yara, gök gürültüsü korkusu; 9-12 yaş aralığında görülebilen savaş, şiddet, ölüm korkusu örnek olarak verilebilir. Son araştırmalara göre bu korkular, milyonlarca yıl önce yaşamış ve doğadaki vahşi hayvanlarla karşılaşan atalarımızdan bize miras kaldı. Yaşadıkları korku hissi atalarımızın doğadan uzak durarak hayatta kalmasını sağladı.

Fobiler bireylerin yaşam kalitesini düşürebilir. Fobileri tanımak ve üstesinden gelebilmek için yapılması gerekenleri Uzman Klinik Psikolog Mia Medina’ya sorduk.

Psychologies: Fobi kelimesini günlük hayatta çok sık kullanıyoruz. Gerçek anlamıyla fobi nedir?

Mia Medina: Bir nesneye, aktiviteye ve duruma karşı deneyimlenen aşırı korku hissine ve kaçınma davranışına fobi diyoruz. Bu hisse yol açan uyaranlar çok çeşitlidir. Aklımıza gelebilecek yaygın örnekler: Yılan, köpek, örümcek gibi bazı hayvanlar; uçağa binme, dişçiye gitme, kan aldırma gibi bazı aktiviteler ve yükseklik, su gibi doğal çevreye yönelik durumlar olabilir. Kişi nesne veya durumla karşılaştığında, anksiyetenin otonomik belirtileri dediğimiz durum ortaya çıkar. Bu yoğun bir kaygıdan panik atak düzeyine kadar değişen şiddetlerde olur. Çarpıntı, terleme, bayılma hissi, ateş basması gibi belirtiler deneyimlenebilir. Ayrıca bu anksiyete belirtileri için, nesneyle karşılaşmak da şart değildir. Kişinin bu durumu hayal etmesi veya fobik nesnenin resmini görmesi bile benzer sonuçlara sebep olabilir.

Uyaranın türüne ve korkunun şiddetine göre, fobiler bireylerin özgürlüğünü ve günlük etkinliklerini kısıtlayıp yaşam kalitesini düşürebilir. Örneğin, şehirde yaşayan ve yılan fobisi olan birisi bundan çok da etkilenmeyebilir, ancak seyahat etmeyi isteyen ve uçak fobisi olan bir kişinin hayatı ciddi anlamda kısıtlanabilir.

Korku ve fobi arasındaki fark nedir?

Korku, fiziksel veya duygusal güvenliği tehdit eden bir tehlike karşısında yaşanan normal ve gerekli bir tepkidir. Korku sayesinde kişi tehlikeli duruma karşı önlem alıp güvenliğini koruyabilir. Fobilerse, uyaranla orantısız şiddette ortaya çıkan kaygı ve sıkıntı halidir. Kişiler çoğunlukla bu abartılı kaygının mantıksız olduğunu bildikleri halde şiddetli duygularını ve kaçınma davranışlarını engelleyemezler.

Fobiler nasıl oluşur?

Bu konuda birçok teorimiz olsa da, fobilerin oluşumunu anlamamıza yarayan bütüncül bir açıklamamız ne yazık ki bulunmuyor. Bazı araştırmalar anksiyeteye yatkın kişilerin fobi geliştirmeye de daha yatkın olduğunu gösteriyor. Çok ender vakalarda, basit bir sebep-sonuç ilişkisine imkân veren bir geçmiş deneyim bulunur. Örneğin, çocukken boğulma tehlikesi geçiren birinin sudan korkması ya da geçmişte bir köpeğin saldırısına uğrayan kişinin köpeklere karşı bir fobi geliştirmesi gibi. Ancak çoğu bireyin geçmişinde fobisini böyle basitçe açıklayabilecek bir deneyim bulunmaz. Yine de, fobiler derinine araştırıldığında, oluştukları zamanın kişinin hayatındaki önemli bir değişikliğe ya da sıkıntılı bir zamana denk geldiğini sıklıkla görürüz. Örneğin, şiddetli uçak fobisi yaşayan bir danışanım, bunu babasının ölümünden sonra ilk olarak deneyimlediğini fark etti. Başka bir danışanım, çocuğunun yedi yaşında kardeşi doğduktan hemen sonra şiddetli bir örümcek fobisi geliştirdiğini paylaştı. Bütün bunlar bize bu fobik nesne ya da durumların başka, daha büyük ve belki de yüzleşilemeyen bir deneyimi temsil ediyor olabileceğini düşündürüyor.

Bazı insanlar neden fobilerinden daha fazla etkilenir?

Aklımızda bulundurmalıyız ki, fobileri hayatın merkezine yerleştiren temel faktör korkunun kendisinden çok sebep olduğu kaçınma davranışı ve beklenti anksiyetesidir. Kişide hangi fobi alt tipi olursa olsun, temel hedef fobik durum veya nesneyle karşılaşmadan hayatını sürdürmektir. Sorun şu ki, kaçınma korkuyu besler ve artırır. Örneğin, yılan fobisi olan birisinin bir yılanla karşılaşmadan, onun resmine bile bakmadan, hatta o imgeyi aklına getirmeden hayatını sürdürmesi kolay olabilir. Ancak fobik nesneden uzak durduğu süre artıkça korku kalıplaşır ve fobik nesneyle karşılaşma olasılığı daha da kaygı yaratır. Yine de, fobik nesneden uzak durmak işlevselliği çok etkilemiyorsa, kaçınma birçok kişi için en basit çözümdür.

Eğer kişi korktuğu nesne ya da durumdan kaçınamıyorsa, yani karşılaşma olasılığı varsa, bu sefer beklenti anksiyetesine girer. Örneğin, kan veya şırınga fobisi olan birisinin mutlaka kan vermesi gerekiyorsa, kan verme eyleminden çok bunu yapana kadar yaşanan süreç zorlayıcı olur. Kişi gitgide yükselen bir kaygı yaşar. Bunun uyku sorunları, ruminatif düşünceler, somatik semptomlar (mide bulantısı vs.), durumla ilgili tekrar tekrar ayrıntılı bilgi edinme ihtiyacı gibi çeşitli dışavurumları olabilir. Kısacası, kişinin bu fobisiyle karşılaşma ihtimalinin yüksekliği veya azlığı, işlevselliği ve yaşanan sıkıntının düzeyini asıl etkileyen durumdur.

Fobiler ruhsal bir zayıflık belirtisi midir?

Hayır, değildir. Fobiler toplumun takriben yüzde 10’unu etkileyen, kişinin “güçlü” ya da “cesur” olmasından tamamen bağımsız bir ruhsal sıkıntıdır.

Fobisi olan bir insanın kendini daha iyi hissetmek için neye ihtiyacı var?

Bir kere neye ihtiyacı olmadığını söyleyeyim: Etrafındakilerin ısrarla “korkacak bir şey olmadığını” anlatmalarına! Mesela sosyal bir ortamda, kişi uçak korkusu olduğundan bahseder. O noktada mutlaka birisi çıkıp bir uçak kazası riskinin ne kadar düşük olduğuyla ilgili istatistikleri paylaşır. Elbette iyi niyetle kişinin korkusunu azaltmaya çalışıyordur, ancak daha önce de bahsettiğim gibi, fobiler rasyonel korkular olmadığı için akla dayanan açıklamalara da pek yanıt vermezler. Tam tersine, kişi kendini anlaşılmamış hisseder, hatta böyle “korkulmaması gereken” bir şeyden korktuğu için utanç duyabilir, güçsüzlük ve çaresizlik deneyimleyebilir. Bunun yerine, kişiye duygusal olarak destek olmak, belki zihnini oyalayarak fobik nesne ya da durumla ilgili saplantılı düşüncelerde kaybolmamasına yardım etmek ve en önemlisi neye ihtiyacı olduğunu sormak ona yardımcı olur.

Fobiden Kurtulma Yöntemleri

Uzman Klinik Psikolog Mia Medina fobilerden kurtulmanıza yardımcı olabilecek birkaç öneri sunuyor.

Tek başımıza başarabilir miyiz?

Hafif vakalarda kendi kendine iyileşme yöntemleri denenebilir. Başarı oranı yüzde 20-30 arasındadır ki bu azımsanmayacak bir orandır.

Fobinizi nasıl ölçebilirsiniz?

Kendinize “Ne kadar korkuyorum? Hangi durumlarda korkuyorum? Fobi atak yaptığı sırada neler hissediyorum? Neyi gözden kaçırıyorum?” gibi sorular sorabilirsiniz. Hedef: Fobinizi tanımak.

Kendinizi rahatlatın

Fobinin atak yaptığı anlarda kendinizi sakinleştirmeyi ve sinir halini azaltmak için nefes alış verişlerinizi kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz.

Korkunuzla yüzleşin

Fobi kaynağınızla 30-40 dakika boyunca yüzleşin. Ancak unutmayın ki bir örümceği bir kez elinize alabilmeniz korkunuzu yendiğiniz anlamına gelmez. Fobileri yenmek üzere profesyonel bir kurumla iletişime geçin.

Fobiler: Bilinçdışında Durduğu Gibi Durmuyor

Fobileriyle yaşayan okuyucularımız deneyimlerini paylaştı.

Açık alan korkusu (Agorafobi)

Cansu, 31 yaşında, hayvan bakım evi işletiyor

“Ekmek almaya bile gidemeyecek durumdaydım”
27 yaşındayken gittiğim psikolog, aileme fazla bağımlı olduğumu söyledi. Bunun üzerine ayrı eve çıktım. Kendimle baş başa kalınca, agorafobi ortaya çıktı. Ekmek almaya veya ailemi görmeye bile çıkamaz oldum. Bu hal beni eve hapsetti. Kimseyle görüşemiyordum. Okulu bıraktım, sevgilimden ayrıldım. Psikoloğa gitmeyi de bıraktım. Bunu kusma korkusu izledi. Biri benim evime geldiğinde kusmamak için o gidene kadar hiçbir şey yememeye başladım. Yedi ayda 10 kilo kaybettim. Hayatta kalabilmek için ailemin yanına döndüm. Kısa sürede psikoloğun hemen caddenin sonunda bulunan ofisine gidebilmeye başladım. Eski halime dönmem dört yılımı aldı. Sonunda bu fobinin çocukluğumdaki bir travmadan kaynaklandığı ortaya çıktı. Çocukken dedem özel yerlerimi taciz ediyordu ve ailem beni bundan koruyamamıştı. Agorafobim dışarıdan kendimi koruyabilmek için geliştirdiğim bir mekanizmaydı. Kendimi ifade edebildiğimde, agorafobi de yok oldu. Hayvan terapisi beni kurtaran şey oldu. Şimdi hayvanlarla ilgileniyorum ve internet üzerinden sahiplendiriyorum. Bu bana iyi geldi, çünkü onlar için veterinere ve ya barınaklara gidiyorum. Onlar sayesinde dışarı çıkıyorum ve gezebiliyorum.

Kapalı alan korkusu (Klostrofobi)

Sevgi, 46 yaşında, Tarot falcısı

“İki durak arasında duran metroda sinir krizi geçiriyorum”

Gençliğimde bir kere evden kaçmıştım. Yakalanınca ailem beni odaya kitledi. Sadece yemek saatlerinde kapıyı açıyorlardı. Bir gün odada nefes alamamaya başladım. Oradan çıkmam gerekiyordu. O gün bugündür kapalı bir alanda kaldığımda panikliyorum, özellikle de metroda. Bu yüzden, sadece çaresiz olduğum durumlarda metro kullanıyorum. İçinde çok yolcu varsa binmiyorum. En büyük endişemse metronun iki durak arasında durması. Bu ihtimali düşündüğüm için her zaman ilk vagona biniyorum.. Sinemada da çıkış kapısına yakın koltuk seçiyorum. Kalabalıktan fenalık geliyor. Krizi yönetememe hissi beni daha da fenalaştırıyor. Üç yıllık terapi ve beden kontrolü çalışmasına rağmen hâlâ fobimi yenemedim. Neyse ki tarot falına baktırmak isteyen müşterilerim evime geliyor.

Yılan korkusu (Ofidiyofobi)

Mine, 50 yaşında, Yönetici asistanı

“Eczane sembollerindeki yılandan bile korkuyorum”

Bir kitap kapağında yılan resmi gördüğümde istemsiz çığlık atıyorum. Kitabı elimden düşürüyorum. Bu fobiyi kontrol edemiyorum. Otobüsteyken birinin üzerinde yılan derisinden çanta veya giysi görürsem yer değiştiriyorum. Bu fobi ben küçükken ortaya çıktı. Bir gün gazetede bir kadının boa yılanı tarafından öldürüldüğünü görmüştüm. Kendimi kontrol edemeden çığlık attığımı hatırlıyorum. Artık bir eczanenin sembolünde gördüğüm yılan bile beni korkutuyor. Destek almak için eczaneye girecek başka birini bekliyorum, yoksa başka eczane bulana kadar yürüyorum. Öte yandan, hayvanat bahçesindeyken hayvanların yaşadığı doğal ortama gitmeye dair karşı koyamadığım bir istek duyuyorum. Saçlarım dikiliyor ve panikliyorum ama yine de karşıma sürpriz bir şekilde yılan çıkmasından daha az rahatsız edici. Belki de bu korkuyu yenmek için üstüne gitmeliyim. Televizyon programlarında insanların yılan korkusunu yenmek için yılana dokunduklarını görüyorum. Ancak şimdilik bunu yapabileceğimi sanmıyorum.

Doktor korkusu

Neşe, 27 yaşında, Çiçek dükkânı işletiyor

“İğnelerden ve hamilelerden korkuyorum”

Küçüklüğümden beri muayene edilmekten, hastanelerden ve kandan korkarım. Aşı ya da iğne olmak için bile beni 10 kişinin tutması gerekir, çünkü mücadele ederim. Muayene sırası beklerken soğuk terler dökerim. Kendim olmaktan çıkarım; ne yaptığımın, ne dediğimin farkında olmam. Bir doktorun hele ki jinekoloğun bana dokunmasına katlanamıyorum. Benim gözümde doktor bir işkenceciden farksız. Çocukluğumdan beri hep aynı kâbusu görüyorum. Rüyamda doktor beni ameliyat masasına yatırıyor ve üzerimde deneyler yapıyor. Bir diğer korkum da hamilelik ve doğum. Dört yaşından beri hamile kalma fikrini reddediyorum. Bu benim için kabul edilemez bir şey. Bir kadının içinde çocuk taşıması bana normal gelmiyor. Zaten benim doğumum da kolay olmamış.

Sosyal fobi

Zeynep, 48 yaşında, Blogger

“Telefonla konuşmaktan ve insanların beni yargılamasından korkuyorum”

18 yıldır çalıştığım vergi dairesinden çıkarılınca bu süreç başladı. Önce bir rahatlama hissettim. Orada sekreterlik yapıyordum ve telefonlara bakıyordum. Devam edemeyecek hale gelmiştim, çünkü telefonda sorulan her soru tuzak gibi görünmeye başlamıştı. Sosyal fobi özgüveninizi yok ediyor ve kendinizi değersiz hissediyorsunuz. Ne istediğinizi, kim olduğunuzu bilemez hale geliyorsunuz. Asıl çelişki ise şu: Ben hiçbir zaman içine kapanık biri olmadım. İletişim kurmayı severim. Ancak sesim titrer, hele de heyecanlandığımda. İşten çıkarılınca, yeni bir hayat kurmaya karar verdim. Fobimi yenmek için araştırmalar yaptım. Bilişsel davranışçı terapilere gittim. Zamanla fobiler üzerine yazılar yazmaya başladım. Başkalarına faydalı olurken kendimi yeniden sosyal hayata dahil etmiş oldum. Şimdi sıra kendime faydalı olmakta!

Röportaj: Deniz Çakmakkaya

Derleyen: Hazal Louze

 

 

Önceki Yazılar

İlişkiler Hakkında Bilmeniz Gereken Yedi Şey

Sonraki Yazılar

Sağlık Sorunlarına Doğal Çözümler