feminist-sloganlari-tuzak-mi

Feminist Sloganları Tuzak Mı?

Feminist sloganlar şimdi her yerde: “Gelecek Kadındır”, “Kız Gücü”… Bu sloganlar etkili mi, yoksa birer pazarlama kampanyası mı?

Google’a “The Future is Female” (Gelecek Kadındır) yazıldığında, otomatik tamamlama şu kelimeleri öneriyor: Tişört, poster, bebek tulumu! Dünyaca ünlü slogan, erkekler tarafından tasarlanmış güncel dünya düzeninin gelecekte kaçınılmaz olarak işlemez hale geleceğine ve belki de en başta olması gerektiği gibi kadınlar tarafından tasarlanmış dişil bir düzene geçileceğine dair bir inancı duyuruyor.

Sloganlar ve hashtag’ler son beş yılda son derece popüler oldu ve tişörtten bebek tulumuna üzerinde yazılı olduğu her şeyi çok satan bir ürüne dönüştürdü. Taleple beraber çeşitlemeleri de piyasaya sürüldü: “Femme” (Kadın), “The Future is Feminine” (Gelecek Dişildir), “Girl” (Kız), “Super Woman” veya “Super Femme” (Süper Kadın), “Girl Power” (Kız Gücü)…Günlük giyim markalarının hem kadınlara hem de kız çocuklarına hitap eden bölümlerinde kolayca bulunabilecek ürünler bunlar. Tişörtler, bez çantalar, aksesuarlar… Peki, bu sloganlar feminist fikirleri görünür kıldığı için kadın güçlenmesine dair olumlu bir gelişme olarak mı görülmeli, yoksa feminizmi de tüketilebilir bir ürün haline mi getiriyorlar?

Dişil Gelecek

“Gelecek Kadındır” sloganı aslında 1970’lerde New York’ta kurulan ilk kadın kitabevi Labyris’ten geliyor. Ayrılıkçı, yani heteroseksüel toplumdan uzaklaşmayı savunan lezbiyen bir grup tarafından kurulan kitabevi, aynı zamanda kadınların düşünmek ve paylaşmak için bir araya geleceği bir yer olarak tasarlanmıştı. Slogan da kitabevinin satışlarını artırmak için kurguladığı mütevazı bir slogandı, ta ki internet çağına kadar. 2014’te, feminist giyim markası Otherwild’ın kurucusu Rachel Berks, Instagram’da @h_e_r_s_t_o_r_y adında, pop kültürden yüksek sanata lezbiyen kültürünü paylaşan hesapta, 1975’te çekilmiş, Liza Cowan imzalı bir fotoğraf gördü. Fotoğrafta, Liza’nın kız arkadaşı Alix Dobkin ünlü tişörtle görünüyordu. Rachel Berks’in tasarımını güncellediği tişört çok satıldı ve ardından ünlendi. Slogan Clara Delevingne ve Hillary Clinton gibi ünlü isimler tarafından kullanıldı. Evet, slogan feminizmin, farklı bir gelecek modelinin, kadın haklarının duyulmasını sağladı.

“Sloganlar hatırlanabilme, yaygınlık ve kalıcılık yönlerinden en etkili iletişim araçlarından biridir” diyerek açıklıyor yazar Hande Öğüt ve ekliyor: “Üretildikleri dönem, zihniyet ve vizyonun paradigmalarını taşıyor. Her slogan içinden çıktığı tarihi, kültürel, siyasi arka plana dayanıyor. Aynı zamanda ekonomik, sınıfsal ve cinsel farklılıkları da içinde barındırıyorlar.” İki-üç kelimenin bir araya getirebileceği insan sayısı ve içlerine sıkıştırabilecekleri anlam imkânı gerçekten şaşırtıcı. Ancak bu slogan ve benzerleri popülerleşirken, anlamlarından kaybettiler mi? Eğer anlam kaybedildiyse, “Gelecek Kadındır” sadece pembe yazılı tişört giyilmesinden mi ibaret olacaktı?

Kız Gücü

Son dönemde yine kadınlara yönelik birçok farklı üründe kullanılan bir diğer ifade de“Girl Power” (Kız Gücü). Kız çocuklarını -gelecekte olacakları kadınları ve şu an kadın olanların geçmişte oldukları kız çocuklarını düşünerek-, özgüvenli, bağımsız, hayata karşı daha güçlü bir duruşta yetiştirme ihtiyacını vurguluyor. Bu sloganın kökeni ise 1990’larda “Girl Power” isminde feminist bir fanzin çıkarmış olan Amerikalı punk grubu Bikini Kill’e uzanıyor. “Girl Power”, yine 1990’lardaki bir diğer kadın hareketiyle, müzikte erkek egemenliğini kırmayı amaçlayan ve bunu diğer sanatlara genişleten “Riot Girl” (İsyan Kızı) ile beraber anılıyor.

Yazar Hande Öğüt, tarihe geçmiş diğer sloganları hatırlatıyor: “Özel olan Politiktir”, “Bedenim Bana Aittir”, “Kadın Doğulmaz, Olunur” ve “Yapabiliriz (We Can Do It)… Sloganlar üzerinden kadın hareketlerinin tarihini okumak mümkün.

Tabii, bir parantez açarsak, sadece kadınlar slogan üretmiyor, “Kadın düşmanı sloganlar olduğu gibi, elbette kadınların da karşı yönde ürettikleri sloganlar oldu tarih boyu” diyor Öğüt ve ardından feminist sloganların bakış açılarındaki farklılıkları vurguluyor: “Erkek egemenliğine, eril bakışa ve simgesi her şeye, devlete, kurumlara, aileye ve de son tahlilde cinsiyetçi sistemlere oklarını çevirmiş radikal feministlerin ‘Özel Olan Politiktir’ ve ‘Bedenim Bana Aittir’ sloganları ikinci dalga feminizme damgasını vurmuş, devrimci bir eylemlilik, aktivizm ve bilinç yaratmışken; Simone de Beauvoir’ın kadın hareketi tarafından sloganlaştırılan ‘Kadın Doğulmaz, Olunur’ kuramı, politik, felsefi ve ideolojik bağlamlar taşıyordu. Patriarkaya ve erkek egemen kültüre karşıydılar.”

Yapabiliriz!

Feminizm içerisinde de birçok farklı görüş yer alıyor. Bunlardan bir diğeri de bireyselci bakış açısına sahip, kadınların kendi davranışları ve tercihleriyle erkeklerden doğaları gereği fiziksel ve entelektüel olarak daha az becerikli olduklarına olan inancı değiştirebileceklerini ve eşitliği sağlayabileceklerini savunan liberal feminizm. “19. yüzyılın liberal feministleri eğitim ve kamusal alanda hak eşitliğiyle yetinirken, kadının eğer eğitilirse her işi yapabileceğine dair tezleri, 20. yüzyılın liberal feminist mottosu ‘Yapabiliriz!’i (We Can Do It!) doğurdu” diyor Hande Öğüt.

Öğüt’ün anlattığı gibi, II. Dünya Savaşı sırasında Amerika’da işçi tulumu içindeki Rosie the Riveter “Yapabiliriz!” diye bağırarak, kadınları askere alınan kocalarının yerine geçip vatan, millet ve aile için fabrikalara davet etmişti. Howard Miller tarafından yaratılan çizgi kahraman, o dönem kadınları fabrikalarda çalışmaya ve işgücüne katılımı teşvik ettiği gerekçesiyle feministlerce desteklendi. Günümüzde de farklı feministler tarafından sahiplenilmeye devam ediyor.” Peki, “Yapabiliriz!” feminist bir slogan mıdır gerçekten de? Öğüt’e göre, “Militarist ve kapitalist zihniyet içinden yaratılan anti-feminist bir slogandır. Bütün kadınları aynı koşullara sahipmiş varsayan, tek katlı, eksik bir feminist zihniyetin ürünüdür. ’80’lerden itibaren popülerleşen dişil karakterli sloganlar da yine kapitalizmle kenetlenmiş yaşam tarzı feminizmine yaslanan dişil bir mitolojiye hizmet etmiştir”.

Hepimiz Feminist Olmalıyız!

Popülerleşen her şey bir noktada ticarileşmeye başlıyor. “İşçi kadınları en düşük ücretlerle ve zor şartlarda çalıştıran ünlü markaların feminizm baskılı tişörtlerinin, ‘feminist iç çamaşırı’ ve ‘feminist makyaj’ piyasasının da bir modası, sloganı var! Connie Britton’ın Altın Küre Ödülleri’nde giydiği ‘Yoksulluk Cinsiyetçidir’ (Poverty is Sexist) yazılı tişörtün fiyatı 400 dolar, Dior’un ‘Hepimiz Feminist Olmalıyız’ (We Should Be All Feminists) baskılı tişörtü ise 700 dolar!” Yazar Hande Öğüt’ün vurguladığı örneklerden anlaşıldığı gibi günümüzde kapitalizm, feminizm üzerine de ağlarını atmış bulunuyor. “‘Özgürleştirici feminizm’, bire bir ‘özgürleştirici kapitalizmin’ ağlarıyla örülüyor ve ana örüntünün içinde yuvalanıyor. Kadının kurtuluş isteği kendini gerçekleştirmekten değil, tüketimden, daha iyi görünmekten, harikulade hissetmekten, başarılı olmaktan geçiyor. Oysa bugün kadınların ezilmişliği patriarkanın olduğu kadar piyasanın mekanizmalarıyla da çok iç içe geçmiş durumda” diyor Öğüt. Nijeryalı kadın yazar Chimamanda Ngozi Adichie’nin 21. yüzyılda feminizmin neden herkes tarafından benimsenmesi gerektiğini anlatan kitabının başlığında dediği gibi, “Hepimiz Feminist Olmalıyız”. Ama hangi feminist? Sloganlara kapılmış, fark etmeden pembe marketing ürünlerine elini ayağını kaptırmış bir feminist mi? Yoksa kendi ve diğerlerinin kadın haklarının farkında olup hayatında her an, sosyal ve iş yaşamında bilinçli, etken ve güçlü olarak mı? Tişörtü giyerken bir kez daha düşünmek gerekiyor!

Hande Öğüt (Yazar. “Kadın Öykülerinde İstanbul” ve “Kadın Öykülerinde Doğu” adlı antolojileri hazırladı.)

 

 

Önceki Yazılar

Koşmak Ölüm Riskini Azaltıyor Mu?

Sonraki Yazılar

Nostalji: Geçmişe Özlem Duymak