farkindalik-ile-yurume

FARKINDALIK İLE YÜRÜMEK

 

 

Tüm gün ayakkabı içine sıkışmış ayaklar unuturlar, bir bina gibi ayakta duran bedenin temelleri olduklarını. Yekpareleşirler. Halbuki, topuk ayrı, ayağın dış yan kenarı ayrı, parmak uçları ayrı temas kurar bastığımız zeminle.

Bir gün aceleniz varken, adımlarınızı yavaşlatmayı hiç denediniz mi? Sanat terapisi alanının kurucularından felsefe doktoru Stephen K. Levine der ki, “Aceleniz varsa, yavaşlayın. Derin bir nefes alıp iyice yavaşlayın ki zaman genişlesin”. Gelin, mindfulness temelli bir oyun oynayalım. Bir meydanda herkes pür telaş içerisinde bedenlerini gitmeleri gereken yere atmaya çalışırken, siz bedeninizin içinde saygıyla kalarak, yavaş yavaş yürümeyi deneyin. O kadar yavaşlayın ki, siz bir sağa bir sola adımlarınızı atarken, kollarınızın ters yönde salınışına tanık olun.

Farkındalık ile yürümeye zaman ayırabileceğiniz bir başka yer ise doğal ortamlardır. Ayakkabılarınızı çıkarın, ayakkabılarınızla birlikte gündeminizdeki dertleri bir süre geride bırakın. Kumun ya da çimenin üzerinde yalınayak, ağır ağır atın adımlarınızı, zihninizi ayağın anatomisine duyarlılaştırarak adımlayın. Nefes alın, nefes verirken önce topuğunuz, sonra ayağınızın kemeri ve son olarak parmak uçlarınız değsin yere. Tüm ayağınız yerdeyken, tekrar derin bir nefes alın. Sanki bacaklarınız yere uzanan bir boruymuş da siz topraktan oluk oluk yaşam enerjisini bedeninize çekiyorsunuz gibi, zihninizde bir imgelem canlandırın. Yahut, bedeniniz bir ağacın gövdesiymiş de bacaklarınız ve ayaklarınızın altlarından toprağın altına kökleriniz uzanıyormuş gibi hayal edebilirsiniz. Üzerinizde olumlu ya da olumsuz duyguların ağırlık verdiğini fark ettiğiniz günlerde, mesela taşıyabileceğinizin ötesinde öfke ya da arzu barındırdığınızı hissediyorsanız, yürüyüşünüzle bir paratoner gibi enerji yükünüzü toprağa aktardığınızı düşleyebilirsiniz. Adımlarınızı nefesinizle senkronize ettikten sonra, bu iki imgelemden birine odaklanıp yürüyüşünüzün rahatlatıcı etkisini artırabilirsiniz.

Rotanın sabit olduğu yürüyüşler, tıpkı adımlarını iyi bildiğiniz danslar gibi, beden hareket kalindeyken, zihnin serbest kalmasını mümkün kılar. Rotanın önceden belirlenmiş olması, zihninizin planlamayla meşgul kısmını özgür bırakır. Yaşadığınız şehirde önceden belirlenmiş rotalarınız olsun, böylece ilginiz sadece içinde olduğunuz ana ve adımlarınıza yoğunlaşabilir. Yürünecek yol belli olunca adımlarınızı nefesinize ve niyetinizle bağdaştırmaya yer açılır. Hareket meditasyonları, beden hareket halindeyken zihnin daha akıcı işleyebildiği esasına dayalıdır. Beden hareket halindeyken, beynin iki yarısı da etkin hale gelir. Mantıklı, çizgisel ve dile dair işlemlerin gerçekleştiği sağ yarımküre ile duygusal, yaratıcı ve sezgisel işlevlerin merkezlerinin barındığı sol yarımkürenin eşzamanlı aktivasyonu, şüphesiz insanın dengelenmesine ve bütünleşmesine olanak tanır. İster sağlık için kadim hareket yöntemleri olan yoga, çigong’u, ister Gabriel Roth’un yeni nesil “Beş Ritim” pratiğindeki doğaçlama dansı konu alalım, zihin ve duygular beden hareket halindeyken daha akıcı, yaratıcı hale gelir. Beden ve zihnin bütünleştiği deneyimlerde, bilinçte yenilikçi, şiirsel ve bazen ulvi düşünceler belirir. Yoga, çigong gibi uzun süreli disiplinle kazanılan bir meditasyonu öğrenmek size çok karmaşık geliyorsa, bilin ki kısa veya uzunca bir farkındalık yürüyüşü de hareketle bütünleşmenin bir yoludur. Kaş’tan Fethiye’ye uzanan üç bin yıllık Likya Yolu ve Fransa’dan İspanya’nın en batısına uzanan 600 kilometrelik El Camino Hac Yolu boyunca atılmış sayısız adım bu bilgiyi hafızasında taşır. İnsan yürüdükçe, kördüğümlerin çözüldüğüne, çıkmazların aşıldığına, karmaşık birçok soruya yanıt bulunduğuna ve en önemlisi yolun başında kendini kayıp hissederken, sonunda amacını ve anlamını yeniden bulabildiğine tanık olur.

Yazı: YASEMİN BİHTER ADALI (Ressam, dışavurumcu sanat terapisti. Sanat Psikoterapileri Derneği Genel Başkanı.)