evrensel-yasam-enerjisi-reiki

EVRENSEL YAŞAM ENERJİSİ: REİKİ

 

 

Kökeni çok eski zamanlara dayanan ve 20. yüzyılın başında Japonya’da tekrar ortaya çıkan reiki, enerji aktarımıyla fiziki ve ruhsal rahatsızlıkları iyileştirirken, yaşanmış olayların üzerimizdeki etkilerini değiştirmeye de yardımcı oluyor.

Vücudumuza hastalık, rahatsızlık veya ağrı olarak yansıyan uyumsuzluğun ortaya çıkması için hayatımızda çok büyük bir dengesizliğin meydana gelmesi gerekmiyor. Uyumsuzluk genelde günlük yaşam stilimiz, beslenme ve egzersiz alışkanlıklarımızdan dolayı ortaya çıkıyor. Bedenlerimiz, bol fiziksel aktivite, dinlenme ve besleyici yiyecekler tüketme üzerine tasarlanmış. Oksijen ve suyun da sağlığımız açısından önemini biliyoruz. Tüm bunları göz önünde bulundurarak etrafınıza baktığınızda, neden kimsenin “enerjisinin kalmadığını” kolayca anlayabilirsiniz. Yediğimiz, içtiğimiz her şey, hatta soluduğumuz hava bile kirlendi. Uzun saatler boyunca stres altında çalışıyor ve trafikte saatler harcıyoruz. Bunların faturası ise bağışıklık sistemimize er ya da geç yansıyor. Kafamızı ne tarafa çevirsek, kahve molası verip anlık “enerji depolayabileceğimiz” bir mekân görüyoruz. Ne yazık ki bu kestirme çözümler uzun vadede bir işe yaramıyor ve çok geçmeden yeniden bitkin hissetmeye başlıyoruz. Ben de haftalardır süren uykusuzluk nedeniyle oldukça yorgun ve enerjisiz hissettiğim bir gün, ilk reiki seansımı deneyimlemeye karar verdim. Çevremde reiki’den bahsedildiğini hep duyuyor olsam da, reiki seanslarında tam olarak ne yapıldığı ve bu “evrensel yaşam enerji”sinin ne vadettiği konusunda açıkçası pek bir fikrim yoktu. İtiraf etmeliyim ki spiritüel yanı çok kuvvetli olmayan bir kişi olarak, arkadaşımın çakralarının nasıl açıldığına dair sohbetini hafif alaycı bir gülümsemeyle dinliyordum. Neyse ki meraklı yapım devreye girdi ve böylece reiki eğitmenleri Hande Özakhun ve Aybike McDonough ile beraber ilk reiki seansım için bir gün belirledik. Uzun yıllardır kurumsal firmaların pazarlama departmanlarında çalışan Hande ve Aybike, “Ben ne yapmak istiyorum, ne üretiyorum, varoluş amacım ne?” gibi sorulara yanıt ararken, reiki, EFT, mutluluk kolay ve mindfulness gibi farklı şifa yöntemleriyle tanışmışlar.

Bu öğretilerde uzmanlaşıp eğitmen olan Hande ve Aybike, şu an reiki seansları yapıyor ve eğitimler düzenliyorlar. Hande bana Reiki I. Seviye eğitimini uygulayacağını ve istediğim takdirde daha sonra ileri seviyedeki eğitimlere de katılabileceğimi belirtti. Reiki eğitimleri üç seviyeden oluşuyor. Reiki I. Seviye ise dokunarak şifa vermenin öğretildiği, reiki eğitmeni tarafından inisiasyon yapılan ve katılımcıya reiki teorisinin açıklandığı ilk aşamayı oluşturuyor.

Dengeyi yakalamak için

Reiki, Japoncada evrensel yaşam enerjisi anlamına geliyor. Enerji ilginç bir kelime, çünkü bir yandan basit, bir yandan da oldukça karmaşık bir kavram. Zor geçen bir günden sonra genelde “Hiç enerjim kalmadı, tükendim” deriz. Tabii ki bu tam anlamıyla doğru değildir. Bedenlerimiz, yediklerimiz, içtiklerimiz, çevremizde olan biten her şey, kısacası tüm evren enerjiden meydana geliyor. Yaşadığımız olaylar öncelikle bizi düşünmeye iter. Sonrasında ise bu düşünceler duygu oluşumuna sebep olur. Mesela sevdiğimiz biriyle tartıştığımızda, ilk önce düşünce, arkasından üzüntü, kırgınlık, öfke gibi duygular oluşur. Bu duygular ise hormon bezlerini aktif hale getirir ve kimyasal tepkimeye dönüşür. Örneğin kalp atışlarımız hızlanır, midemize ağrı girer. Çoğu zaman da duygularımızı ifade edemez ve içimize atarız.

Bu da yaşanılan duyguların ve özellikle de stresin içimizde birikmesine neden olur. Biriktirilen bu duygularsa enerji kanallarımızda tıkanıklıklar ve dengesizlikler yaratmaya başlar.

Peki, reiki’nin bütün bunlarla alakası nedir? Reiki enerjisi, bedenimizdeki enerji dengesini düzeltmeye yardımcı oluyor. Bastırdığımız duygularımızı serbest bırakmamızı, kendimizi ve başkalarını affetmemizi sağlıyor. Enerji kanallarımızdaki tıkanıklıklar açılıyor, enerji dengeleniyor ve yaşam enerjisi bedenimizde dengeli akmaya başlıyor. Tıp, hastalıkları fiziksel düzeyde iyileştirirken, reiki ise hastalıkları oluşturan sebeplerin şifa bulmasına yardımcı oluyor.

Enerji akışı

Seansa başlamadan önce Aybike ve Hande’yle sohbet ederken, reiki’nin üzerimde büyük bir etki yaratacağına inanmadığımı itiraf ediyorum. Bana reiki’nin dini bir inanış olmadığını ve seansın etkili olması için inanmama veya başka herhangi bir şey yapmama gerek olmadığını anlatıyorlar. Hande, “Reiki hiçbir dinle ilgisi olmayan saf bir şifa yöntemi. Dünyada farklı din ve mezheplerden birçok insan reiki enerjisini kullanarak hem şifa buluyor hem de şifa veriyor. Enerjiyi almak ya da vermek için inanmak gerekli değil” diyor.

Reiki seansı 45-60 dakika veya daha uzun sürebiliyor. Genelde masaj masasına yatarak, rahat bir ortamda ve giysiler çıkarılmadan uygulanıyor. Başlamadan önce, Hande ve Aybike bedenimdeki problemli bölgeleri veya üstüne çalışılmasını tercih ettiğim bir sorunum olup olmadığını soruyorlar. Birkaç haftadır uykuya dalmakta zorluk çektiğimi ve erken yatıp uyumayı başarsam bile gün içinde yorgun hissettiğimi anlatıyorum. Aybike, “Reiki yaparken önce uygulamayı yapacağımız kişiye sorununu soruyoruz. Sırasıyla tepe, üçüncü göz, boğaz, kalp, solar pleksus, cinsel ve kök çakraya reiki enerjisi veriyoruz. Daha sonra, problemli olan bölge ya da çakra üstüne tekrar çalışıyoruz. Sorun bilinçdışından kaynaklanıyorsa, bilinçdışı olumlama çalışması yapıyoruz. Bilinçdışı olumlama, şifa seansına göre daha uzun bir süreç olduğu için ne yazık ki tek bir seansla çözüme kavuşmuyor” diye açıklıyor.

Uzanıyorum ve seansa başlıyoruz. Reiki uygulaması sırasında eğitmenler ellerini nazikçe seansı yaptıran kişinin bedeni üzerinde belirli noktalara koyarak enerji akışını sağlıyor. Fakat bu aşamaya geçmeden önce Hande ve Aybike bazı el hareketleri yapıyorlar. Şifanın güçlenmesi, korunma, arınma ve kutsanma gibi amaçlarla şifa seansına başlamadan önce reiki sembolleri çizildiğini söylüyorlar. Reiki II. Seviye’de öğretilen bu sembollerin farklı anlam ve güçleri oluyormuş. Sonrasında ise niyet edilerek uygulamaya geçiliyor. Reiki’de niyet önemli. Aybike, “Reiki niyetle başlayan bir şifa öğretisi. Bu noktada önemli olan herkesin en yüksek hayrı için şifa niyetinde bulunmak. Bazen bir işin bizim için hayırlı olacağını düşünsek de aslında o işin olmaması daha hayırlı olabiliyor” diyor.

Reiki enerjisinin niyet ettiğimiz anda akmaya başladığını öğreniyorum. Hande ellerini kafama (tepe çakrası), Aybike ise ayak bileklerimin üzerine yerleştiriyor. Çoğu kişinin ilk hissettiği şey derin bir rahatlama hissi olduğundan, bu esnada uykunun gelmesi gayet normal bir durum. Hande ve Aybike, uykuya dalabileceğimi, bunun enerji akışına engel olmadığını söylüyorlar. Ancak ben elimden geldiğince uykuya dalmamaya ve seansta olup bitenlerin farkında olmaya çalışıyorum. Seansın sonuna doğru bu konuda çok başarılı olabildiğim söylenemez.

Hande ve Aybike elleriyle baskı uygulamıyor, sadece belirli bölgelerin üzerine ellerinin kendi ağırlığını bırakarak hafifçe dokunuyorlar. Konsantre olup rahatladığımda, önce hiçbir şey hissetmedim. Fakat sonra ayak bileklerimde tarif edilmesi kolay olmayan bir his oluştu. Kafamda bir şey hissetmiyordum ama kısa sürede Aybike’nin ellerinden ayak bileklerime bir sıcaklık yayılmaya başladığını hissettim. Ayrıca karıncalanma ve değişik bir ağırlık ya da basınç hissi vardı. Bu hissi rahatsız edici değil, tam tersine rahatlatıcı buldum. Eller diğer çakralarımın üzerine geçtiğindeyse ayak bileklerimdeki his hemen sona erdi.

Göbek deliğinin hemen üzerinde yer alan solar plexus çakrasına geçildiğinde ise, tok olmama ve normalde hiçbir sindirim sorunum olmamasına rağmen midemden sanki günlerdir yemek yememişim gibi gurultular gelmeye başladı. Aybike elini uzun bir süre solar plexus çakramın üzerinde tuttu ve bu süre boyunca midemden gelen sesler kesilmedi. O ana kadar uykuya dalmak üzereyken, midemden çıkan gurultulara bir anlam veremediğim için tüm dikkatim sesler üzerine odaklandı. Odaya girerken hiçbir şey hissetmeden bir saat uzanacağımı düşündüğümden, vücudumun dümdüz yatarken verdiği tepkilere oldukça şaşırmıştım. Buraya kadar her şey güzeldi; reiki hem beni şaşırtmış hem de meditasyon gibi rahatlatarak huzurlu hissetmemi sağlamıştı. Hande ve Aybike ellerini diğer çakralarımın üzerinde gezdirirken başka bir şey hissetmedim. Fakat seansın bitişine yakın, eller boğaz çakram üzerinde durduğunda, bu sefer ayak bileklerimdekinin aksine hoş olmayan bir basınç hissettim. Sanki yutkunma yetimi kaybetmiş gibiydim. Bu daha hızlı ve anlık bir histi, birden gelip geçti.

Seans sonrasında Aybike ve Hande, köprücük kemiğiyle gırtlak arasında yer alan boğaz çakrasının iletişim ve ifade gücüyle ilişkili olduğunu, kişinin kendini anlaması ve gerçek sesini duyması için bu çakranın dengeli çalışması gerektiğini açıkladılar.

Seans sonrası merak ettiğim bir başka şey ise, eğitmenlerin enerji akışı sırasında hissettikleriydi. Hande, reiki uygulaması sırasında sezgilerin güçlü hale geldiğini ve bu sayede ellerindeki enerji değişimlerini fark ettiklerini, hangi çakra üzerinde ne kadar durmaları gerektiğine dair rehberlik aldıklarını anlattı. “Hastalığa sebep olan fiziksel, duygusal sebepleri seans süresince sezgilerimiz aracılığıyla alabiliriz. Ancak sezdiklerimizi kişiye diretmemeli, sadece paylaşmalıyız. Yorumu kişinin kendisi yapmalıdır.”

Uyku problemleri ve reiki

Son birkaç haftadır uyku problemi çektiğimi söylediğim için, seansta özellikle tepe ve kalp çakralarıma yoğunlaşarak enerji akışı sağlandı. Hande, “Kalp çakrasının şifalanması bizi üzen olayların etkilerini azaltmada yardımcı olurken, taç çakranın şifalandırılması da bizim evrenin enerjisiyle daha kolay bağ kurmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Reiki seansımdan sonraki iki gece boyunca çok derin uyudum. Fakat asıl fark ettiğim gördüğüm rüyalar oldu. İki gece boyunca zihnimin arkasına attığım ve üzerine düşünmeyi istemediğim ne kadar durum varsa hepsi rüyalarımda karşıma çıktı. Sabah uyandığımda ise normal zamanların aksine, hepsini en ince detayına kadar hatırlıyordum. Bu ne kadar kulağa kötü bir yan etki gibi gelse de, benim üzerimde rahatlatıcı bir etki yarattı. Uzun süredir görmezden geldiğim, ertelediğim konular üzerine düşünmem için bir fırsat ortaya çıkmış oldu.

Eğer baş ağrısı, diz veya bel ağrıları, sindirim sistemiyle ilgili problemler, anksiyete ya da depresyon gibi şikâyetleriniz varsa, reiki seansı bunlar üzerine de özel olarak yoğunlaştırılabiliyor.

“Yalnızca bugünlük, müteşekkir ol”

Reiki ile ilgili önyargılarım seansı deneyimledikten, Hande ve Aybike’yle konu üzerine sohbet ettikten sonra ortadan kalktı. Bilmediğimiz şeyleri reddetmek çok kolay. Eski çağlardan beri dünyanın çeşitli yerlerinde değişik kültürlerden insanlar elle tedaviyi bir şifa tekniği olarak kullanıyorlar. Reiki, çağdaş tıpla beraber “tamamlayıcı” bir tedavi yöntemi olarak kullanılıyor. Tıbbi tedaviyi reddeden bir alternatif tıp yöntemi değil. Reiki’nin ilkelerinden bir tanesi “yalnızca bugünlük, müteşekkir ol”. Bu ilke, bizi yaşadıklarımıza farklı açılardan bakmaya, yaşadıklarımızın bize kattıklarını irdelemeye teşvik ediyor. Ben de Hande ve Aybike’ye, beni reiki ile tanıştırdıkları ve bu vesileyle stresli bir ayın ortasında soluklanıp kendimi dinlememi sağladıkları için teşekkür ediyorum. Açık fikirli olmadan kendimizle ilgili yeni keşifler yapmak mümkün değil!

Yazı: Tuğçe Temel

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

FOTOĞRAFIN HİKAYESİ: ON THE BASIS OF SEX

Sonraki Yazılar

ÇOCUKLARA NASIL SORUMLULUK KAZANDIRMALI?