Hard working woman between the pile of papers in her office

EVRAK İŞLERİNİ SEVMEMEK

 

 


Formları doldur, vergi ödemeleriyle ilgilen, maaş bordrolarını klasörlere yerleştir… Çocuklarımın doğumunu bile devlete bildirmek zorundayım, tüm bunlar beni yoruyor!” diyor 38 yaşındaki editör Çiğdem ve ekliyor: “Çalışma masam kâğıtlarla dolu. Önünden her geçişimde kendime kızıyorum ve gözlerimi kapamayı tercih ediyorum. Düşünmemeye çalışıyorum. Aksi takdirde, en kötü senaryolar aklıma geliyor. Düzenlenmesi gereken işler, düzeltilmesi gereken hatalar veya kötü bir haber mi var bu kâğıtların arasında? Dışardan saçma ve çelişkili görünüyor ama bu evrak işleriyle ilgilenmedikçe kafamı daha da takıyorum.” Peki, ya bu ‘yer kaplayan, gereksiz kâğıt yığını‘ kimliğimizi olumsuz etkiler hale geldiyse?

Üstesinden gelememekten korkuyorum

Yaşam koçu ve fobileri olumlu düşünceye çevirme alanında uzmanlaşan Sofrolog Gaëlle du Penhoat, çalışma masasının üstündeki kâğıt yığınına baktıkça stresin arttığını çünkü kişinin egosunun kendini tehdit altında hissettiğini belirtiyor ve ekliyor: “Karmaşık ve anlaşılmaz işler karşısında kabiliyetlerimiz sınanır. Kendimizi kaybolmuş hissederiz ve kapasitemizden şüphe duyarız. Hata yapmaktan korkarız.” Yenilme endişesi ve riskinin sebep olduğu rahatsız edici düşünceleri yok saymak için havlu atıyor ve işleri boşluyoruz. “Çocukça davranarak geri adım atıyoruz. İnsan tehlikeyi hissettiği an ya kaçar, ya mücadele eder ya da hareketsiz kalır. Sonuç olarak yapılması gereken işleri ötelemeyi tercih ediyoruz.” Ne yazık ki bu ötelemenin verdiği rahatlık hissi geçicidir. “Yok saymak, sorunları daha da büyütür” diyor Psikiyatr Christophe Massin.

Zorlukları sevmiyorum

İşleri ötelemeye sebep olan korkunun altında başka sebepler de yatar. Bazı insanlar görevleri yerine getirmeyi, sorumluluk almayı sevmez” diyor Massin. “Savsama gibi görünen davranışın arkasında aslında otoriteye karşı örtülü bir isyan vardır. Bu tip insanlar baskı altına girmekten hoşlanmazlar.” Peki, itaat etmek utanç sebebi midir? İtaat edince varlığımız tehlikeye mi girer? Şu bir gerçek ki evrak işleriyle uğraşmak özgürlüğümüzü katlediyor. Psikanalist Christian Jeanclaude, “Evrak işleri, zevkimiz için geçirebileceğimiz vakti sorumluluklarımız uğruna elimizden alır. Kâğıt yığını ayak bağı olur, bizi engeller ve sinirlendirir. Adeta enerjimizi emer” diyor. Halledilmesi gereken işler hiç de eğlenceli olmayan ‘gerçekler prensibini‘ bize dayatarak ‘zevk prensibinin‘ aksine bir yol izler.

Kendimi aşağılanmış gibi hissediyorum

Jeanclaude bu noktada, kâğıt yığınlarından korkmanın altında duygusal sebepler olabileceğini belirtiyor. Evrak işinin kendine ait bir dili vardır. Bu jargonun bizi tehdit altında hissettirmesi korkmamıza sebep olur. Masanın üstündeki kâğıtlar bizi aşağılıyormuşçasına zalim, sorgulayıcı ve küçümser görünür. Bunun sebebi doldurduğumuz tüm o kâğıtları ve formları okuyacak olan kişileri bizzat tanımıyor oluşumuz ama onların bizim hakkımızdaki her şeyi bilecek olmalarıdır. Bu yüzden, kendimizi Kafka’nın ‘Şato‘ romanında enerjisi devlet memurları tarafından azar azar emilen başkarakter gibi veya yine bu formları doldururken okul yıllarına dönmüş gibi hissederiz. Hani her eylül ayında okulda doldurmamız için önümüze konan o formları hatırlayın. Ebeveynimizin mesleği gibi yargılayıcı bilgileri bu fişlere yazardık. Sanki onları doldurmak yeterince rahatsız edici değilmiş gibi!

NE YAPMALI?

İşe koyulun

Yaşam koçu Gaëlle du Penhoat, “Evrak işlerinize bir yerden başlayın. Bitmesi gereken işlere kendinizi vermeniz 15 dakikanızı alacaktır” diyor. Aksi takdirde, bitmeyen işler zihninizi meşgul etmeye devam eder. Tamamlanmayan işlerin bizi tamamlanan işlerden daha çok rahatsız etmesine ‘Zeigarnik etkisi‘ deniyor. Bu kavram adını Rus Psikolog Zeigarnik’ten alıyor. Başlamak bitirmenin yarısıdır!

İhtiyaçlarınızı belirleyin

Psikiyatr Christophe Massin kısırdöngüden çıkmamız gerektiğini belirtiyor. “Nahoş durumlar karşısında sağduyulu hareket edin. O an içinde zorluklarla karşı karşıya olduğunuzu kabullenin ve kaçmamayı, güçlü durmayı tercih edin. Sorunlarınızı analiz edin. Neye ihtiyacınız var? Yardım almaya mı? İşleri başkasına paslamaya mı? Eksik olan ne? Vakit mi dar, yoksa bilgi dağarcığı mı?

Kaygı halinizi sorgulayın

Psikanalist Christian Jeanclaude, kaygı halinin ruhsal bir sorunun habercisi olduğunun altını çiziyor ve ekliyor: “Bizi rahatsız eden şeyler her zaman olur ve geçer. Bunları kabullenmek en iyisidir. Kendimizi analiz etmek işlerin bizde yarattığı kaygı halinin altında yatan sebepleri belirlememize yardımcı olabilir.” Evrak işinden ve duygulanımlardan bunaldığınızda danışmanlık almaktan çekinmeyin.

Yazı: Aurore Aimelet , Derleyen: Hazal Louze

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

“BENİM BİR HAYALİM VAR”

Sonraki Yazılar

RACHID TAHA HAYATINI KAYBETTİ