evcil-hayvan-ile-terapist-arasindaki-fark (5)

EVCİL HAYVAN İLE TERAPİST ARASINDAKİ FARK

 

 

Evcil hayvanlar farkında olmadan terapist işlevi mi görüyorlar? Psikolog Nadine Centena, “Hayvanlar konuşmadan iletişim kurmalarına ve sevgi gösterme konusunda usta olmalarına karşın terapist görevi görmezler ve varlık amaçları da bu değildir” diyor. “Her şeyin terapiyle aşılmaya çalışıldığı bir dönemde evcil hayvan, sahibiyle çok iyi ilişki kurar ki bunun birçok faydası da vardır ama bundan terapi etkisi beklenmemelidir. Bir köpek veya kedinin sahibiyle arasında özel bir bağ varsa da bu terapötik midir?”

Nadine Centena’ya göre insan-hayvan arasındaki ilişkinin asıl önemi yaratıcılığı tetiklemesinden ileri geliyor. “Hayvan ile iletişim konuşma yoluyla olmasa da onu anlamak ve onun tarafından anlaşılmak için onu çok iyi gözlemlemek ve tanımak gerekir. Buna birbirini anlama ve tanıma prensibi denebilir.”

Amerikalı hayvan davranışları uzmanı Aaron Katcher, insanla minik dostunun arasındaki bağa dikkat çekerek, hayvanla kurulan ilişkinin insan ilişkilerini ikame edemeyeceğini aksine insanlarla olan ilişkilerimizi kuvvetlendirebileceğini belirtiyor. Antropolog Jean Pierre Digard ise konuya bambaşka bir yaklaşım getiriyor: “İnsanın doğayla iç içe olma ihtiyacı milyonlarca yıldır DNA’sına işlenmiş bir gerçek. Evcil hayvan edinme olgusu, insanın doğadan zamanla kopması sonucunda ortaya çıkmıştır. Aynı çatıyı bir hayvanla paylaşmak insanı doğaya yeniden yaklaştırır.” Digard’a göre, insan bir hayvanla dostluk kurarken, yakınlık ve sevgi arayışının da ötesinde affedilmeyi ümit eder. “Avcı-toplayıcı toplumlarda insanlar vurdukları hayvanın yavrularını evlerine getirir ve beslerlermiş. Bu şekilde insan vurduğu hayvanla beslediği yavrusu arasında denge kurarken, evcilleşen hayvan farkında olmadan insanı yaptığı kötülük için affedermiş. Ben buna ‘masumiyet arayışı’ diyorum.”

KÖPEK

Onu tanımlayan söz: Sokulgan.

Hem sevgi dolu hem de hiyerarşiye saygılıdır. Çevresini iyice gözlemledikten sonra kişilerle bire bir ilişki kurar.

Sahibiyle kurduğu ilişki: Köpeğin cinsi ne olursa olsun sahibiyle kurduğu ilişki aynıdır. Köpek sahipleri hiyerarşik ilişkiyi ve sadakat görmeyi bekler. Köpek için sahibi onu yöneten kişidir. Köpek kötü muamele bile görse, sahibinin sözünden çıkmaz. Erkekler genelde büyük boy ve komut verebileceği köpekleri tercih ederken, kadınlar kollarına alabilecekleri ve anaçlık gösterebilecekleri köpekleri tercih ederler. Köpek sahipleri dostlarının duygusallığından ve şartsız sevgi göstermesinden hoşlanır.

Ondan alınacak ders: Köpekler aynı evi paylaştıkları kişilerle bire bir iletişime geçmeden önce herkesi gözlemler. Bağ kurmak en iyi oldukları konudur. Gözlemci, empati yönü kuvvetli olan köpekler insanlardaki korku, mutluluk gibi hisleri hemen sezerler. Yeni bir yere getirilen köpek ilk 15 gün sadece gözlem yapar. Oradaki hiyerarşinin kimde olduğunu anlamaya çalışır. Mamayı kim veriyor? Kim onunla oynuyor? Bu verileri aldıktan sonra herkesle tek tek iletişime geçer. Köpeklerin en büyük özelliği sevgi gösterirken aradaki hiyerarşiyi unutmamasıdır. Sadece oyun vaktinde hiyerarşi kalkar ve sonra yeniden başlar. Köpekler sokulgan ve sosyaldir.

KEDİ

Onu tanımlayan söz: Mesafe.

Bu özgür ruhlu ve aşırı hassas varlıklar sahiplerine gerektiği ve uygun gördükleri kadar sevgi gösterirler.

Sahibiyle kurduğu ilişki: Kedi severlerin yalnızlığı ve estetik olanı sevdikleri düşüncesi klişe de olsa doğrudur. Nitekim kediler de içe dönüktür ve sosyal değildir. Onunla iyi geçinmek için sahibinin kedinin özel alanına ve ritmine saygı duyması gerekir. Ona müdahale etmemek ve gözlemlemekle yetinmek durumundadır. Sahibiyle duygusal iletişim kurulan ve sevgi alışverişi yapılan anları kedi belirler. Bu yüzden kediyle yaşayan kişi başka insanların da özel alanlarına saygı duymayı öğrenir ve buna paralel olarak kendi alanına daha çok saygı bekler.

Ondan alınacak ders: Yaşamak ve yaşatmak. Başkasına alan açmak. İhtiyaçlarını bilmek ve kendin için en iyisini belirlemek. Kediden başka hiçbir hayvan bu meziyette daha iyi değildir. Kedi esasında aşırı hassas bir hayvandır ve ilk görüşte belli etmese de sahibine olan bağlılığı onu sadık bir dost yapar. Kediler sahipleri üzerinde sakinleştirici etki yaratır. Minik ve sevgi dolu dokunuşlarla sevgisini göstermeyi iyi bilir. Ne çok samimi ne de çok soğuktur; tam dozundadır. Duygusal dengenin canlı örneğidir adeta.

BALIK

Onu tanımlayan söz: Sükûnet.

Su olan her yere kolayca adapte olur. Mutlak huzurun tanımıdır.

Sahibiyle kurduğu ilişki: Bir sahipten bahsedebilir miyiz? Kim beslediği balığıyla duygu alışverişinde bulunabilir, hele ki balığın gördüğü tek şey ona yemek veren else? Ancak soğukkanlı hayvanların genelde yine soğukkanlıları sevdiği bir gerçek. Gözlemci, içe dönük olduğu kadar akvaryumun renkli ve sakin dünyasından hoşlanır ve o akvaryumu istediği gibi şekillendirmekten mutlu olur. Akvaryum hobisi (akvaristlik) değişimi seven bir tutkudur. İnsan eliyle yaratılan akvaryum ortamı bilimsel bilgi ve estetiğe dair ilgi arttıkça zenginleşir.

Ondan alınacak ders: Bir balıktan her şarta ve ortama uymayı öğrenebiliriz. Çevresindeki dünya dönüp dururken balık hep sakin ve vurdumduymazdır. Olan biteni olduğu gibi kabul eder. Molière’in “Kibarlık Budalası” isimli eserindeki Mösyö Jourdain gibidir balıklar; nereye yönlendirirseniz oraya giderler. Balıklardan alınacak ders, Darwin’in evrim hakkında söyledikleriyle bire bir bağlantılıdır. Balıklar tamamen yapay olan ortama kısa sürede adapte olurlar. Oksijen pompası, yapay kum ve algler arasında balık, gerçek bir denizdeymişçesine yüzebiliyor ve doğal ortamındaymış gibi davranıyor. Salonlarının bir köşesinde Hint Okyanusu’nun altındaki gibi bir ortam yaratacak kadar akvaryumlarına para harcayan akvaristlerin ilgisini çeken de budur.

AT

Onu tanımlayan söz: Sahicilik.

Gerçek anlamda duygusal varlıklar olan atlar sevgiyi de, korkuyu da, sıkıntıyı da derinden hisseder. Samimi ve duygu yüklü bir ilişki kurarlar.

Sahibiyle kurduğu ilişki: Atlar için iki tür sahip profili vardır: Eğitici ve eğlendirici. İlk profil bir köpek sahibinden farksızdır. Eğitici profil, hiyerarşi, mesafe ve otorite gerektirir. İkincisi ise ata özgürlük, bol alan ve doğayla iç içe bir hayat sunar. Eğitici profil ne kadar zor beğenirse, eğlendirici profil o kadar cool’dur.

Ondan alınacak ders: Atlar için sevgi olmadan otorite de yoktur. At içindeki sevgiyi ortaya çıkarır ve karşı tarafın sevgisini de derinden hisseder. Başka hiçbir hayvanın anlamadığı kadar korkuyu, siniri, sabırsızlığı ve nezaketsizliği anlar. Bunları anladığını da hemen belli eder. Ona dediğini yaptırmak isteyen mutlaka sabırlı, nazik ve dediğim dedik olmalıdır. Verdiği komutlar birbiriyle asla çelişmemelidir. Atların aşırı hassasiyeti çelişkili komutları derhal anlamasını sağlar. Asla kandırılamazlar.