estetik1

ESTETİĞİN PSİKOLOJİSİ


Güzelliğin evrensel bir tanımı, bir formülü var mı? Estetik arzusu bu formülün arayışından mı türer? İnsanlar bedenlerini mi yoksa duygularını mı değiştirmek ister? Bir estetik cerrah ve bir psikoloğun görüşlerini bir araya getirdik ve estetiğe psikolojik açıdan yaklaştık.

Derleyenler: Özlem Apaydın, Öktem Aykut

Dünyanın en büyük müzelerinden birinde bir turist grubu koridorlarda ilerliyordu. Bir an büyük bir merakla girdikleri holün duvarındaki bir tabloya odaklandılar. Rehber, tablonun hikâyesini anlatmayı bitirdikten sonra ilerledi, fakat grup hala tablonun başındaydı. Hayretler içinde birbirleriyle konuşuyorlar, şaşkınlıkla tekrar tekrar tabloya bakıyorlardı. Tablo, Çariçe 1. Katerina’nın portresiydi. Büyük Petro’nun kalbini çalmayı başaran bu meşhur kadının görüntüsü, çoğunun kafalarında canlandırdığı Çariçe’den çok daha farklıydı. Beklenenden kiloluydu, sarışın değildi, hatta dudaklarının üzerinde ince ve esmer bıyıkları bile vardı. Turist grubundan birkaç kişi dayanamayıp sordu: “Hani Katerina güzeldi?” Rehber yanıtladı: “Katerina dönemine göre güzel bir kadındı.”

Peki, güzellik döneme, koşullara ve diğer değişkenlere bağlıysa, nasıl olur da evrensel bir güzellikten bahsedilebilir? Bu güzelliğin bir formülü var mı?

Rönesans zamanı Da Vinci’nin meşhur altın oranı, insan güzelliğini belli oranlar arasındaki simetrik ilişkiyi esas alarak idealleştirdi. Doğada pek çok estetik örnekte bulunan altın oran, insan yüzündeki farklı organların mesafeleriyle incelendi. Bu, insanlığın her dönem baki kalacak mutlak bir güzellik formülü olacağına dair inancını pekiştirse de, dünyanın gitgide hızlanan değişimi, her dönemin güzellik anlayışının farklı olduğunu ortaya koydu. Bir dönem sarışınlık güzel olarak kabul edilirken, başka

bir dönem benli kumral kadınlar güzel ilan edilebiliyordu. Bir dönem sıfır beden popülerleşirken, diğer bir dönem 90-60-90 dişi bedenin güzellik formülü oluveriyordu. Dolayısıyla güzelliğin evrensel bir tanımı, bir formülü yoktu.

Peki, mutlak güzellik arayışı hangi noktada estetik arzusuna açılan bir kapı olur? İnsanlar dönemlerinin güzellik algılarından etkilenerek kendi bedenlerinde değişiklik yapma kararını nasıl alırlar? Aradıkları güzellik ya da istedikleri değişiklik bir noktasal atış mıdır yoksa duygusal bir dokunuş mu?

Bu soruların yanıtlarını her iki taraftan da dinlemek istedik ve hem Brezilyalı estetik cerrah Mauricio de Maio’ya hem de Psikolog Romina Kuyumcuoğlu’na kulak verdik.

Nedir bu güzellik algımızı etkileyen faktörler?

Psikolog Romina Kuyumcuoğlu, kendimizle ilgili algılarımızın oluşumunun bebeklik döneminde başladığını ve bebekken zihinsel süreçler gelişmemiş olduğundan, bebeğin ilişkilerini bedeni üzerinden kurduğunu söylüyor. Ardından çocukluk dönemi ile birlikte beden algısının zihinsel süreçlerin gelişimi ile birlikte daha da netleşmeye başladığını belirten Kuyumcuoğlu, “’Güzel kızım, yakışıklı oğlum, okka burunlum, selvi boylum, tosunum’ gibi yorumlarla bedenimize dair algımız derinleşmeye başlar. Yani güzellik algımız dışarıdan aldıklarımızdan çok fazla etkilenir” diyor.

Elbette bunların yanı sıra kendimizle ilgili algılarımız, içinde büyüdüğümüz ailenin ve toplumun güzelliğe bakış açısından da oldukça etkileniyor. Kuyumcuoğlu, ‘‘Beli ince olan kadın güzeldir, kaslı erkek yakışıklıdır, burnun küçüğü, bacakların incesi hoştur…’’ şeklindeki öğretilerin bakış açımızı etkilediğini ve bedenimizi duyduklarımızla değerlendirmeye başladığımızı söylüyor.

 

 

Önceki Yazılar

KENDİ İLİŞKİ KOÇUNUZ OLUN!

Sonraki Yazılar

İLHAM VEREN CÜMLE: AYFER TUNÇ

Bir cevap yazın