erkeklik-ve-babalik

ERKEKLİK VE BABALIK

 

 

Türkiye’de erkeklik ve babalık kavramları toplumsal açıdan birbiriyle çatışıyor. Kişilerin erkeklik anlayışlarının babalıklarını nasıl etkilediğini sorduğumuz AÇEV Aile Eğitimleri Direktörü Hasan Deniz, bu etkiyi, “Elbette erkeklik ve babalık arasında güçlü bir bağ var. Her şeyden önce, babalar önce erkek, sonra baba oluyorlar. Dolayısıyla, baba olduklarında, babalık tutumları onların erkek olarak edindikleri sosyal kalıplar ve tutumlar içerisinde gerçekleşiyor. Örneğin bir erkek yetiştirilirken mutfakla ilgili herhangi bir beceriye yönlendirilmediği için, baba olduğunda da çocuğun bakımında beslenmeyle ilgili bir sorumluluk üstlenmiyor” ifadesiyle açıklıyor.

Hasan Deniz, erkeklik ile babalık anlayışının arasının açık olmasının bir sebebinin de, işe alım politikaları olduğunu belirtiyor: “Cinsiyet rollerine bağlı olarak şekillenmiş istihdam politikaları nedeniyle, büyük çoğunlukla çalışma hayatında erkekler olduğu için, babalar çocuklarının bakımında, gelişiminde birincil sorumlu olarak görülemiyor.”

Çocuğuyla ilgilenen baba “kadınsı” mıdır?

Erkekler, çocuğuyla ilgilenen bir baba olmayı kadınsılaşmak olarak görebiliyor. Psikiyatr Arzu Erkan Yüce, esas sorunun toplumda cinsiyetlere hangi rolleri ve anlamları yüklediğimizle ilgili olduğunu belirtiyor: “Toplumsal cinsiyet rolleri kadına şefkatli, bakım veren ve ilgili ebeveyn; erkeğe de sevgisini göstermeyen, otoriter, mesafeli rollerini atfeder. Geleneksel rolleri reddeden erkek, ‘erkekliği’ sorgulanarak toplumca yıpratılır, ‘kadınsı’ denilerek değersizleştirilir; eş ve çocuğuyla ilişkisi zedelenir. Erkeğe atfedilen roller sakıncalı, kadına atfedilenler ise her iki ebeveyn için gereklidir.” Toplumda alışılagelmiş tutum ve fikirlerin değişmesi çok kolay olmasa da daha iyi ve daha huzurlu bir toplum hayatı için bu yönde çaba sarf edilmesi gerekiyor. “Toplumsal cinsiyet rollerinden özgürleşmek kolay olmasa da yaşamın her alanında eşitlik, iş bölümü ve dayanışma sağlıklı nesiller için esastır.”

Aynı zamanda, psikiyatr Arzu Erkan Yüce, geçen yüzyılda çocuk gelişiminde anne-bebek ilişkisinin mutlaklığının savunulduğunu, ancak günümüz araştırmalarının bebeğin diğer kişilerle de bağ kurabildiğini gösterdiğini açıklıyor: “Günümüzde bebeklerin bakım veren rolündeki diğer kimselere de çoklu/eşzamanlı bağlanma deneyimlediği gösterildi. Anne, baba, bakıcılar, nineler, dedeler, kardeşler ile bebek arasında bağlanma gerçekleşebiliyor.” Bu doğrultuda önemli olan nokta ise, anne-baba veya erkek-kadın değerlendirmeleri değil, “ebeveyn” görevleridir. “Çocuğun, fiziksel ihtiyaçlarının yanı sıra ruhsal gereksinimlerine de ilgi gösteren, şefkatli, empatik, oyun oynayan, birbirleriyle ilişkileri de sağlıklı olan ebeveyn figürlerine ihtiyacı vardır. Artık ‘annelik-babalık’ görevleri ve ‘kadın-erkek’ rolleri olarak sınıflandırmaktan uzaklaşıp ‘ebeveynlik’ görevlerine odaklanmalıyız.” Son olarak Arzu Erkan Yüce, boşanmış ailelerde de ebeveynlerle geleneksel rollerden bağımsız ve nitelikli etkileşimin sürdürülmesi gerektiğini ekliyor.

 

 

Önceki Yazılar

CİNSELLİK HAKKINDA KONUŞUYORUZ

Sonraki Yazılar

ÇOCUKLAR İÇİN BEDENSEL SÖZ HAKKI KAVRAMI