erkeklerin-aglamasi-zayiflik-isareti-mi

ERKEKLERİN AĞLAMASI ZAYIFLIK İŞARETİ Mİ?

 

 

Erkekler için ağlamak; gözyaşlarını durdurmaya çalışmamak ve yenilmek olarak görülüyor. Çünkü onlara göre ağlamak ümitsiz kalındığında, çaresizlik hallerinde yapılan bir eylem. Catherine Aimelet-Périssol, “Erkekler bilinçdışında ağlamayı zayıflık işareti olarak görüyorlar. Bu yüzden ağlamak istemiyorlar” diyor. 52 yaşındaki Mehmet, hayatında hiç ağladığı bir anı hatırlamadığını söylüyor: “Ben böyle yetiştirildim. Hiçbir şey beni gözyaşı dökecek kadar altüst edemez, elbette çocuklarımın ölümünden başka hiçbir şey. Onları kaybetsem, ne yapacağımı bilemezdim. Bugüne kadar tuttuğum tüm gözyaşlarımı dökerdim.”

Ölüm, acı, ayrılık erkeklerin ağlama sebebi olarak gösterdiği anlık sebepler. Tabii bir de sevinç gözyaşı diye bir kavram var. 36 yaşındaki Kerim, “Oğlum doğduğunda ağlamıştım. Hatta buna şaşırdım. Bir anda gözyaşlarına boğuldum, ama ben bundan gurur duyuyorum, çünkü bu istisnai bir durumdu ve hayatımdaki en özel olay için ağlamış oldum” diyor. 37 yaşındaki Ahmet de benzer şekilde düşünüyor: “2002’de Türkiye Dünya Kupası’nda üçüncü olduğunda, evde hepimiz gözyaşlarına boğulduk. Bunda utanılacak bir şey yoktu, aksine gurur vericiydi.” Gurur verici olarak algılanmasının nedeni bir zafer için ağlanmış olması. Çok çalışan sporcuların zaferi söz konusu. Bunlar “erkek gözyaşlarıydı”, vatan için akıtılan gözyaşı, yani gurur kaynağıydı.

Ölçülülük ve soğukkanlılık

Kadınlara nazaran çok az erkek duygularına teslim olup şiddetli gözyaşı döker. Erkekler genelde soğukkanlılığı elden bırakmadan, ölçüyü kaçırmadan ağlamayı tercih eder. 34 yaşındaki Pamir, “Babam öldüğünde mahvolmuş haldeydim ama ağlayamıyordum. Kendime bu yüzden kızıyordum, kız kardeşlerim gözyaşları içindeydi ve duygusuz göründüğüm için bana kızıyorlardı. Ama yapacak bir şey yoktu, bir türlü ağlayamıyordum” diyor.

Patrick Lemoine, “Gözyaşları bir çeşit iletişim biçimidir” diyor. Gözyaşları içimizde olup bitenleri ifade etme aracıdır. Daha az konuşan erkekler sıra duygularını ifade etmeye gelince de daha az ağlarlar. Kadınlar bir şey söylemek için bile ağlayabiliyorken, erkekler “kendileri için” ağlar. Catherine

Aimelet-Périssol, “Bir erkek duygularına boğulmuş haldeyse, acil tek bir amacı vardır: Onu kendisiyle baş başa bırakmamız için içine kapanır” diyor. İçine kapanmak, kendine dönmek, kendiyle baş başa kalmak ve böylece biraz olsun iç huzuru bulmak için…

Nadiren ağlamalarına rağmen, ağlamak erkekler için kadınlara oranla daha terapötik olabiliyor. 21 yaşındaki Sinan, “Ben çok ağlamam ama ağladım mı tam ağlarım, hızlıca ve bir anda gözyaşı dökerim. Sonrasında da kendimi gerçekten daha iyi hissederim. Sanki temizlik yapmışım gibi!” diyor. Ahmet ise aksine, “Ağlamak hiçbir işe yaramaz. Tamam, bir duygu boşalması yaşarsınız, ama bu olumsuz anlamdadır. Ağlamak, bir sorun veya üzüntüyle baş etme yetisini kaybetmek anlamına gelir” diyor. Çünkü ağladıktan sonra, kendini saf, zayıf biri gibi hissediyor ve bunu utanç verici buluyor. Gözyaşı gardımızı kırıyor. Catherine Aimelet-Périssol, kendini bırakma anında erkeğin kendini mağlup durumda gördüğünü ve kendine yakıştırdığı “üstün insan” imajının çizildiğini belirtiyor. Gözyaşıyla yaşanan gerçeklikte erkeksilik illüzyonu zarar görüyor.

Erkeklerde derin hissiyatın dışavurumu kadınları da “güvensiz” hissettirebiliyor. 26 yaşındaki Elif, “Ağlayan bir erkek beni çok rahatsız eder” diyor ve devam ediyor: “Onların ağlaması kadın ile erkeğin arasındaki çizgiyi bulanıklaştırıyor, sanki rolleri değişmişiz gibi oluyor. Bu durumda ne yapacağımı şaşırıyorum.” 48 yaşındaki Melis kocasını ilk kez ağlarken gördüğünde, o da duygulanmış ve kocasında daha önce fark etmediği bir hissiyatı keşfetmiş. “Kocamın gözyaşları beni duygulandırdı, çünkü çok nadir bir olaydı. Eğer ilişkimizin başında onu bu halde görseydim, geleceğimiz için bu bana güven vermezdi! Çok duygulu bir erkeğin yanında kendimi güvende hissetmezdim.”

Çağlar boyunca erkeklerin gözyaşı erkekliğin tersine aktı. Günümüzde ise erkeklerin ağlaması yeni keşfedilen bir duygusallığın belirtisi olarak yorumlanıyor. Güçlü imajı çizmek için dişlerini sıkmaktan yorulan erkekler gardlarını düşürdükleri anları yaşama hakkını kullanıyorlar, ama hâlâ bu anlarda sessiz ve yalnız kalmayı tercih ederek.

En son ne zaman ağladılar?

Can, 36 yaşında, öğretmen: “İki ay önce babaannem öldüğünde ağladım. Sadece ölüm beni ağlatır. Bir film izlerken veya mutluluktan ağladığımı hayal bile edemiyorum.”

Kadir, 19 yaşında, öğrenci: “Altı ay önce büyükbabamın mezarını ziyaret ettiğimde ağladım. İki sene önce öldü ama her ziyaretimde ağlıyorum. Yalnız olsam da, olmasam da kendimi tutamıyorum.”

Cihan, 67 yaşında, emekli: “Bundan iki yıl önce Polonya’daki Auschwitz toplama kampına gittiğimde ağladım. Anıtın önünde binlerce küçük çocuk ayakkabısı vardı. Bütün o çocukların öldürüldüğünü düşünerek ağlamaya başladım. Her aklıma gelişinde de ağlarım.”

Arda, 31 yaşında, sanatçı: “Altı ay önce kızım doğduğunda ağladım. Mutluluktan dengem şaşmıştı ve gözyaşlarım akarken doğal olarak gururluydum.”

Okan, 32 yaşında, pazarlama sorumlusu: “Bir hafta önce, cenaze işlerinden para kazanan bir ailenin hikâyesinin anlatıldığı ‘Six Feet Under’ isimli diziyi izlerken ağladım. Dizideki çocuğun üzüntüsünden çok etkilenmiştim.”

Doğan, 25 yaşında, esnaf: “Özel hayata fazla giren bir soru! Bir sene önce sevgilimden ayrıldığımda ağladım. Gerçekten çok ağladım ama tek başıma!”

Ali, 45 yaşında, basın görevlisi: “12 sene önce annem vefat ettiğinde ağladım. O zamandan beri sadece mutlu olaylar yaşadım ama mutluluk gözyaşı dökmedim.”

Kaan, 8 yaşında, ilkokul öğrencisi: “Dün hastalandığım için ağladım.”

Hilmi, 24 yaşında, öğrenci: “Geçen sene hukuk diplomamı kazandığımı öğrendiğimde ağladım. Yaşadığım yorgunluk, stres ve sonunda gelen mutluluk beni ağlattı.”

 

 

Önceki Yazılar

HAYAT BAŞARISI NEDİR?

Sonraki Yazılar

SIĞINMACI ÇOCUKLARLA EMPATİ YAPABİLMEK ÖNEMLİ