ilk1

“ERKEK ARKADAŞIMA ÇOK FAZLA BAĞLIYIM”


Her ay bir Psychologies okuru, Psikiyatrist ve Psikanalist Robert Neuburger’le ön görüşme yapıyor. Bu ayki okuyucumuz 26 yaşındaki oyuncu Pénélope.

Fotoğraflar: Bruno Levy

Çeviri: Dilara Adaş

“Zor bir dönemden geçiyorum. Duygusal ilişkilerim beni çok fazla etkiliyor” diyor Pénélope. “Bu durum hayatımda çok fazla yer tutuyor. Her şey buna bağlı. Eğitimimi, işimi, hayatımın geri kalanını mahveden bu bağlılık üzerine düşünüyorum. Babam ben 2 yaşındayken vefat etti, onsuz büyümemle bağdaştırıyorum. Onu hiç hatırlamıyorum.”

“Anneniz, erkek kardeşiniz ya da kız kardeşiniz var mı?” diye soruyor Robert Neuburger.

Pénélope: Bir ablam ve 13 yaşında bir üvey kız kardeşim var. Annem 15 yıl önce yeniden evlendi.

Robert Neuburger: Duygusal ilişkilerinizin olumsuz etkilediği eğitim ve iş durumları hangileri?

P.: Hep oyuncu olmak istedim. Önce annemin hoşuna gitsin ve beni rahat bıraksın diye dil alanında lisans yaptım. Daha sonra tiyatroya geçtim. Aynı zamanda müzik ve şarkılarla da ilgilenmeye başladım. Zor da olsa bugün hayatımı az çok bunlarla idame ettiriyorum. Fena işler çıkarmayan bir şirkete bağlı olarak çalışıyorum.

R.N.: O halde ekonomik olarak annenize bağlı değilsiniz?

P.: Maalesef biraz bağlıyım. Bir yıl önce erkek arkadaşımı terk ettikten sonra annemin yanına döndüm. Şu an için bir orada bir burada yaşıyorum. Bazen arkadaşlarımda ya da altı yıl önce annemle boşanmış üvey babamda bazen de annemde kalıyorum. Ama annemle ilişkim çok kötü.

R.N.: Neden?

P.: Bizimle hiç ilgilenmedi, sadece kendisiyle ilgileniyor. Ablam ve ben çocukken, bizi arkadaşlarıyla eğlenmeye götürürdü, eve sabah 4’te dönerdik. Sinirlenmeye başladığı zaman bağırıp çağırır, onu durdurmak mümkün olmaz. Ablam uzun zaman önce aileyle bağlarını kopardı, onu artık çok az görüyoruz. Küçük kız kardeşim de babasıyla yaşamaya karar verdi. Ama onun için orası da ideal çözüm değil, çünkü babası oldukça sert ve otoriter. Bu yüzden bana çok ihtiyaç duyuyor.

P.N.: Onunla sık sık görüşüyor musunuz?

P.: Birbirimizi her gün arıyoruz ve mümkün olduğunca sık ziyaretine gidiyorum. Aslında ona karşı kendimi suçlu hissediyorum, çünkü annemle üvey babam ayrıldıklarında bir ilişkim vardı ve tüm zamanımı alıyordu. Onun ne kadar acı çektiğini ve boşanmadan ne kadar çok sarsıldığını fark edemedim. 7 yaşındaydı, karmaşanın tam ortasındaydı… Ben de onun yanında değildim. Yaşadığı acıyı yıllar sonra fark ettim. Ona yardım etmek, destek olmak için yanında olmadığım için kendime kızıyorum.

R.N.: Üvey babanızın hayatında biri var mı?

P.: Hayır, sadece kız kardeşim.

R.N.: Ama kız kardeşiniz babasıylayken annenizle olduğundan daha iyi hissediyor.

P.: Onun için yine de zor. En son depresyondaydı. Bana çıldırmaktan korktuğunu söyledi. Sanırım ne annesiyle ne de kendisini bu şekilde hissettiren babasıyla olamamanın ve ergenliğin yarattığı bir durum. Ama ondan bu kelimeleri duymak, çok zor…

R.N.: Evet, anlıyorum. Derinlerde bir yerlerde onun annesi gibisiniz.

P.: Evet, aynen.

 

 

Önceki Yazılar

ODAKLANAMAMA PROBLEMLERİNİN ÜSTESİNDEN GELİN!

Sonraki Yazılar

İLİŞKİ APLİKASYONLARI HAKKINDAKİ GERÇEK NE?

Bir cevap yazın