ergenlikten-yetiskinlige-gecis (4)

Ergenlikten Yetişkinliğe Geçiş

 

 

Yetişkinliğe adım atarken kişinin kendisi için doğru kararları vermeyi, başkalarına saygılı davranmayı, tutku ile fanteziyi birbirinden ayırmayı öğrenmesi gerekir. “Sorumlu birey” olabilmek, zor bir yoldan geçer. Ebeveynler, yetişkin olma yolundaki çocuklarına bu geçiş döneminde nasıl yardımcı olabilirler? 

18-25 yaş arasındaki gençler ne tam ergen ne de tam yetişkindirler. O dönemde aileleriyle aynı çatı altında yaşarlar, okula giderler veya iş aramaya başlamış olurlar.  Günümüzde bu yaş grubu için, “genç yetişkinler” terimi kullanılır. Ergenlikten yetişkinliğe geçişte birey, bağımsızlaşma arzusu ile ebeveyninin kanatları altında olmanın verdiği güven hissi arasında gidip gelir. Hem her işin üstesinden gelirler hem de kararsızdırlar. Genellemeler her zaman indirgemeci ve karikatürize edici olsa da genç yetişkinler şaşırtıcı bir şekilde ailelerine yapışık olabilirler. Peki, onları boğmadan bağımsızlıklarını bulmaları için nasıl yönlendirebiliriz? Başka bir değişle kendi kanatlarıyla uçmalarını nasıl sağlarız?

Öncelikle şunu unutmayın ki çocuğunuzun ergenlikten çıkması için yardıma ihtiyacı var. “Bunun için ebeveynlerin yardımcı olmayı istemesi gerekir” diyor klinik psikolog Philippe Hofman. Ergenler üzerine uzmanlaşmış olan Hofman mizah ve sağduyuyla birlikte, modern ailelerin ve içlerinde barındırdıkları duygusal, karmaşık ve çelişkili bağların tablosunu çiziyor. Hofman şöyle diyor: “Zamane eveynlerini ‘ayrık-yapışık’ diye tanımlıyorum. Bu ebeveynler, kendi hayatlarına odaklanabilmek için ailelerinden, geleneklerinden ve zorunluluklarından zamanında kopmayı başarmışlar, ancak kendi çocukları söz konusu olduğunda, onlarla bağımlılık ve gerginlik içeren ilişkiler kurmaya yatkınlar. İçinde yaşadığımız güvensiz ve istikrarsız dünyada ebeveynlerin güvenli ve uzun soluklu bağ kurabildikleri tek kişi çocukları”. O yüzden anne ve babalar bu bağları korumak için ellerinden geleni yapıyorlar. Maddi, manevi her türlü desteği çocuklarına veriyorlar. Bu durum çocuklarını kırılganlaştırmasına rağmen, rahatları için her şeyi yapmaya devam ediyorlar. Dolayısıyla gençler de bu güvenli limandan uzaklaşmak ve dış dünyadaki sorunlarla yüzleşmek istemiyorlar.

Sorunlarla başa çıkmayı öğretin

Çocuklar ve ergenler üzerine uzman olan kişiler, ebeveynlerin ikiyüzlülüğünün farkında olsalar da bunu asla onaylamıyorlar. Çocuk psikiyatrı ve aile terapisti Anne Catherine Pernot Masson, “Ebeveynler duygusal ve maddi desteklerini vermeye devam ettikçe, genç birey içindeki yetişkini ortaya çıkarmakta o kadar gecikir. Başka bir deyişle, geleceğin doğru ebeveyn profili bu yüzden gençte oluşmaz” diyor. Çocuğu risklerle, sorunlarla tanıştırmadığımız sürece çocuk daha da kırılgan hale gelir. Çünkü kendi potansiyelini gösterip sorunları tek başına çözmeyi öğrenmemiş olur. “Olgunlaşma” süreci ebeveynlerin sürekli müdahalesiyle kesintiye uğrar. “En kötüsü de, ebeveynler hatalarının farkına varıp hiçbir sorun çözme yetisi gelişmeyen genci birden bire tek başına bırakırlar” diyor Masson.

Sorunlarla başa çıkmak, doğru kararlar vermek, özerk düşünce mekanizması geliştirmek, kendine ve başkalarına saygı duymak… İşte bunlar, psikologlara göre “sorumlu birey” olmanın ana gereksinimleri. Bu gereksinimlerin hepsinin hedefi ise aynı: Başkalarını unutmadan kendinden sorumlu olmak. Çocuk psikiyatrı Patrice Huerre, “Tüm bunlar, gencin idealleriyle hayatın gerçekleri arasında uzlaşma yakalayabilmesi için, yapabileceklerinin ve yapamayacaklarının farkında olmasını sağlar” diyor.

Hayatın sembolik aşamalarının farkında olun

Ergenin hayatının tam da bu aşamasında ebeveynin doğru mesafeyi bulması gerekir. Ancak çelişkili davranışlarıyla ebeveynler farkında olmadan çocuklarını tuzağa düşürürler. Psikiyatr ve psikanalist Alain Braconnier, ebeveynlerin çocuklarına ne yazık ki hem “Artık koca insan oldun” hem de “Bunu yapabileceğine emin misin?” gibi çelişkili ifadeler kullandığını söylüyor. Braconnier ebeveynlere, çocuklarının yetişkinliğe atılmasına yardım etmeleri için sembolik aşamaların bilincinde olmalarını tavsiye ediyor. Elbette çocuklar artık geleneksel törenlerle yetişkinliğe adım atmıyorlar, fakat günümüz toplumunda bazı aşamalarla yetişkinliğe doğru ilerleniyor. Örneğin lise diploması, sürücü ehliyeti, 18’inci yaş günü, ilk staj veya ilk iş gibi aşamalarda, aile içinde küçük çaplı kutlamalar düzenlenebilir ve çocuğa şu mesaj verilebilir: “Sen artık hayata atılıyorsun, yetişkinlerin tarafına geçiyorsun.” Geçişlerin bu şekilde sembolleştirilmesi gencin, bazen gelişmeleri önemsemiyormuş gibi görünse de, kendini değerli hissetmesini sağlar ve anne-babayı çocuğuyla arasındaki ilişkiyi yeniden inşa etmeye zorlar.

Gerçekle yüzleştirin

Gencin sorumluluk kavramının ne kadar farkında olduğunu görmek için hayata atılmasından daha iyi bir yol yok. Patrice Huerre, “Zorluklarla yüzleşmeden, başarısızlığı da, başarıyı da tatmadan kapasitemizi nasıl bilebiliriz?” diyor. Gençler ebeveynlerinin müdahalesi, yardımı olmadan dış dünyayla baş edebilmeliler. Çocuk psikiyatrı Huerre konuyla ilgili şöyle devam ediyor: “Örneğin evrak işlerini, bürokratik işlemleri tek başına halledebilmeli. Sağlık sorunlarını kendi aşabilmeli. Evde tek başına bırakılabilmeli ve ebeveynler onlarsız tatile çıkabilmeli. Tamir işlerinde onlardan yardım istenmeli, yurtdışında maaşlı staj bulmaları için cesaretlendirilmeli. Ayrıca başarılı olduklarında veya bir işi doğru yaptıklarında onları takdir etmek, ihtiyaç hissettiklerindeyse küçük tavsiyeler vermek gerekir.” İçinde yaşadığımız tüketim çağının nesli olan bu gençler olabildiğince az bir hata payıyla tek başlarına bütçe bilinci edinmeliler.

Bunun yanında, görev ve meşru karşılık kavramları ebeveyn için halen geçerlidir. Bunu Anne-Catherine Pernot-Masson şöyle açıklıyor: “Çocuğunun öğretim hayatı boyunca ihtiyaçlarını karşılamak aile için yasal zorunluluktur. Elbette başarısızlıklarını, hatalarını, hatta sınıfta kalmalarını kabul edebiliriz ama sınav notlarını da takip etmeliyiz. Eğer ebeveynle çocuk arasındaki bu ‘anlaşma’ bozulursa, ‘Artık okulun için para vermeyeceğim’ demeye ve sözünün arkasında durmaya hazır olunmalıdır.” Suçluluk duygusu veya gerginlik hisseden ebeveynlere motivasyonlarını geri kazandırmak için psikologlar, gençlerin ailelerinin ne yaptığını bilir halde davrandıklarını görmeye ihtiyaç duyduklarını söylüyor. Çocuklar ebeveynlerinden sağduyulu ve serinkanlı duruş görürlerse, hayatlarını yönetmek ve bir yetişkine dönüşmek için gereken en iyi yöntemleri kendi içlerinde aramaya daha sağlıklı bir şekilde devam edebiliyorlar.

Kurallar koymaya devam edin

Aile çatısı, ne yaramaz çocuklara katı kuralların koyulduğu ne de çocukların yan gelip yattığı bir yerdir. Philippe Hofman, ebeveynlerin aile hayatındaki kurallar üzerinde istikrarlı ve açık olması gerektiğini söylüyor. Ebeveynler önce aralarında, çatışmaya sebep olmayacak, uyum içeren bir anlaşma sağlamalıdır. Böylece reşit olan ama onlarla yaşamaya devam eden çocuklar, anne ve babanın arasındaki çatışmadan faydalanamazlar. Peki, bu neden önemli? Çünkü ailesiyle yaşayan genç, beraber yaşama kuralları gereğince ev işlerine yardım etmeli ve asgari görgü kurallarına uymalıdır. Eve geç gelecekse, ailesine haber vermeli; yemeğe yetişemediyse, özür dilemeli; evin kurallarını değiştirmeye veya yok saymaya kalkmamalıdır. “Ebeveynler günlük hayatlarının çocukları etrafında şekillenmediğini de onlara göstermeliler. Bu tutum hem onların hem çocuklarının iyiliğine olur. Evdeki her bireyin arkadaşları, hobileri, alışkanlıkları olduğu gibi zaman zaman beraber de vakit geçirilmelidir.”

Anne-Catherine Pernot-Masson’a göre, evdeki kurallar çiğnendiği takdirde cezalandırma da olmalı. “Cezalandırma, gençlerin yetişkin olma yolunun ne kadarını kat ettiklerini ve geriye ne kadarı kaldığını ölçmelerine yarar. Çünkü bu yaşlardaki gençler, ‘Ben artık büyüdüm’ tavrını takınmaya çok yatkındır. Örneğin genç, ailesine ait arabayı kullanırken zarara sebep olduysa, tüm tamir giderlerini karşılaması ve arabayı kullanmasının bir süre yasaklanması gerekir.”