elestirilerle-araniz-nasil

Eleştirilerle Aranız Nasıl?

Birçoğumuz çevresindeki her şeyi eleştirirken kendini diğerlerinden gelen eleştiriye kapatır. Oysa eleştiriler düzgün bir şekilde ifade edilir ve doğru anlaşılırsa, ilerleme kaydetmemize yardımcı olurlar.

Yargılamaktan, incitmekten, karşımızdakinin bizden soğumasından korkarız. Eleştirinin işte böyle kötü bir şöhreti vardır. Bu yüzden esas sözün etrafında dolanır durur ve gün gelir patlarız; sesimiz yükselir, diyalog kanalları tıkanır ve başa döneriz. Eleştiri bu yüzden gereklidir. Eleştiri olmazsa hakiki bir iletişim kurulamaz, yolunda gitmeyen şeylerin adı konulamaz, kısacası ilerleme kaydedilemez. “Sorun teşkil eden şey eleştirinin kendisi değil ifade şeklidir ve eleştiriyi karşılama biçimidir” diyor şirketlere profesyonel koçluk hizmeti veren psikiyatr Eric Albert. Günlük hayattaki iletişimimizde eleştiri söz konusu olunca hepimiz edilgen bir tutumla saldırgan bir davranış biçimi arasında sıkışıp kalıyoruz,
yani “kararlılık” gösteremiyoruz. Kararlılık, muhatabımızın ne düşündüğünü ve ne hissettiğini hesaba katarak ne düşündüğümüzü ve ne hissettiğimizi saygı çerçevesinde ifade etmektir. Bunu başarmak için ifade şeklimiz üzerinde çalışmamız gerekir.

ELEŞTİRİ YAPARKEN

1. Eleştirinizi hazırlayın

Eleştirinizi ifade etmeden önce, karşınızdaki kişinin davranışlarında neyin doğru olmadığıyla ilgili kendinizi sorgulayın. Böylece eleştirinizi net bir şekilde belirleyebilirsiniz.

Örnek: Proje koordinatörü Oktay, ekip arkadaşı olan grafik tasarımcısı Tolga’nın işe devamlı geç gelmesinden şikâyet ediyor. Daha önce bu rahatsızlığını dile getirmiş, ancak sonuç alamamış. Müdür artık devreye girmek zorunda, ancak önce eleştirisini hazırlaması lazım: Tolga kaç kez ve ne gibi durumlarda işe geç geldi? Bu davranışı neden ciddiyet teşkil ediyor? Eleştirimi nasıl ifade edeceğim? Tolga’yla konuşmanın en doğru yolu nedir? Kendinize bu soruları sorabilirsiniz.

2. Sorunları tanımlayın

Genelleştirmeyin, spesifik örneklerden yola çıkın. Amaç muhatabı suçlamak değil, diyaloga açık bir tutum takınmaktır.

Örnek: “Hep geç geliyorsun” demek, karşı tarafta direkt olarak saldıraya uğradığına dair bir algı yaratır. Bunun en büyük riski muhatabınızı tipik davranış kodlarına indirgiyor olmanızdır; “Hep aynı şeyi yapıyorsun” gibi. O da bunu inkâr etme yoluna gider; “Bu doğru değil. Bu sabah vaktinde geldim!” Doğru tutum olguya odaklanmaktır; “Tolga bu hafta üç toplantıya da yarımşar saat geciktin” ifadesinde olduğu gibi.

3. Sonuçları belirleyin

Muhatabın hatalı davranışının sonuçlarını açıklamanız ve yaptığınız teşhislerle aynı fikirde olup olmadığını sormanız gerekir.

Örnek: “Begüm senin yüzünden bir randevusunu ertelemek zorunda kaldı. İşe geç gelmenin ekibimiz üzerindeki etkilerinin farkında mısın?” Cevap “Hayır” ise, neden böyle düşündüğünü sorun ve davranışının doğurduğu sonuçları görmesini sağlamak için onu sorgulamaya devam edin.

4. Değişim talebinizi belirtin

Muhatabınızdan ne beklediğinizi açıkça söyleyin ve gerçekçi, erişilebilir bir davranışsal değişim hedefi belirleyin.

Örnek: “Tümden değişmen gerekiyor” gibi bir genellemede bulunmamanız lazım. Sadece somut taleplerde bulunun. “Tolga her hafta üç önemli toplantımız var. Üçüne de vaktinde gelmeni istiyorum.” Yani cümlenizdeki özne “ben” olmalıdır. Olayları kendi açınızdan gördüğünüzü belli eden “İşe kendini yeterince vermediğini düşünüyorum” gibi bir cümle, “İşe kendini yeterince vermiyorsun” gibi suçlayıcı ve saldırgan bir cümleden daha çok etkilidir.

5. Yardım teklifinde bulunun

Muhatabınıza işlevsiz davranışını değiştirmek için çözüm bulması konusunda yardım teklif edebilirsiniz.

Örnek: “Geç gelmen otobüs saatlerinden kaynaklanıyor olabilir mi? Toplantı saatini yarım saat ileri alsak vaktinde gelmiş olur musun?” Ancak burada dikkat etmeniz gereken yardım teklifini hemen yapmıyor olmanız. Elbette karşınızdakine işini organize etme konusunda yardım teklif edebilirsiniz ama asıl amaç onun davranışını değiştirmesidir. Diğer bir deyişle, toplantı saatini ileri alarak Tolga’nın gecikme halini değiştiremeyiz, özellikle de Tolga çalışma arkadaşlarını kendine uydurmaya bilinçsizce kararlıysa.

ELEŞTİRİ ALIRKEN

1. Eleştiride bulunanı sonuna kadar dinleyin

Eleştiriyi iyi karşılamaya muhatabınızı sonuna kadar dinlemekle başlamalısınız. Kendinizi savunmak (“Melis sana müşteriyi karşılamam için masamda olmadığımı mı söyledi? Bu doğru değil! Ben yan odada telefon görüşmesi yapıyordum”) veya gerekçe göstermek için (“Salı toplantısını kaçırmamın sebebi, oğlumu okula götürmek zorunda kalmamdı. Bakıcımız hastalanmıştı”) karşınızdakinin sözünü kesmeyin.

2. Karşınızdakini sorgulayın

Eleştiri size yöneltildikten sonra muhatabınıza eleştirisini biraz daha açmasını söyleyin: “Benim gecikmem ekipteki diğer kişilerin çalışmasına mani mi oldu? Tam olarak söylemek istediğin nedir?” Amaç, size eleştiri yönelten kişinin ağzındaki baklayı çıkarmasını, ne düşündüğünü ve hissettiğini söylemesini sağlamaktır.

3. Aldığınız eleştiriyi tanımlayın

Muhatabınızla aynı dilde konuştuğunuzdan ve diyaloga devam edebileceğinizden emin olmak için aldığınız eleştiriyi yeniden ifade edin: “Doğru anladıysam, toplantılara çok sık geç kaldığımı ve bunun ekibi olumsuz etkilediğini, artık vaktinde gelmemi istediğini söylüyorsun.”

4. Kendinizi konumlandırın

Eleştiri nedeni olan tüm konuları masaya yatırdığınızdan ve karşınızdakinin ne düşünüp hissettiğini anladığınızdan emin olduktan sonra cevap verebilir ve kendinizi konumlandırabilirsiniz. “Diğer arkadaşlarımın işine bu derece mani olduğumu bilmiyordum. Bunu aklımda tutacağım ve toplantılara vaktinde geleceğim” veya “Toplantılar çok erken başlıyor. Ben de senin gibi yarım saat ileri alınması gerektiğini düşünüyorum. Böylece 07.30 otobüsüne binebilir ve 9’da ofiste olabilirim” gibi.

ELEŞTİRMEK İLE SUÇLAMAYI BİRBİRİNE KARIŞTIRIYORUZ

Suçlayıcı biçimde konuşmak, muhatabımızın değişmesini sağlama amacı taşımaz. Onu sadece suçlu durumuna düşürür. Yolunda gitmeyen şey ne ise onu merkeze alarak muhatabımızı bundan sorumlu tutarız ve bunu yapmak için de duyguları üzerine oynarız, özellikle de suçluluk duygusu üzerine. Onu anlamaya çalışmayız, ilerleme kaydetmesini gözetmeyiz, sadece suçlarız.

Derleyen: Hazal Louze

 

 

Önceki Yazılar

Birbirimize Karşı Sorumluyuz

Sonraki Yazılar

Gülün Bedene ve Ruha Faydaları