egitimde-toplumsal-cinsiyet-ve-esitlik

EĞİTİMDE TOPLUMSAL CİNSİYET VE EŞİTLİK

 

 

Çocuklara alan tanınması ve saygı gösterilmesi gereken ilk yer olan ailenin ardından en önemli yer elbette ki eğitim kurumları. Genel normların dışında duruş sergileyen “farklı” özellikleri, tercihleri olan çocuklar, gerek okul öncesi eğitim kurumlarında gerek ilkokul, ortaokul hatta lise çağında sıklıkla akran zorbalığına maruz kalıyor ve yaşıtları tarafından acımasızca eleştirilebiliyor. Bunun sonucunda ise kendilerini “olması gerekenin dışında, yetersiz, problemli” olarak addedip zorlu ruhsal süreçlerden geçebiliyorlar. Veya çocuğun genel çerçeve dışında bir tutumu olmasa dahi kız çocuğu veya oğlan çocuğu rolleriyle akranları tarafından baskı altında tutulması, ileriki yaşantısını etkileyecek problemlerin tohumlarını bilinçdışına ekebiliyor. Ailenin müdahalesinin minimum düzeyde olduğu eğitim kurumlarında kontrol mekanizması olarak en büyük görev eğitimcilere düşüyor, ancak ne yazık ki eğitimciler de zaman zaman toplumsal cinsiyet konusunda yetersiz kalıp mevcut sistemi destekleyebiliyorlar.

Rayka Kumru, “Aile, arkadaşlar, eğitim kurumları ve medyadan oluşan dört alanda toplumsal cinsiyetçiliğe karşı tam anlamıyla bir mücadele olmadıkça sürecin çözümü mümkün değil. Kapsayıcı süreç, çeşitliliğe saygı ve kabul etme, eğitim kurumlarında da temel prensip olmalı ve ‘insanlar çeşitlidir’ cümlesi temel olarak kabul edilmeli” diyor. Toplumsal cinsiyetçilikten en çok etkilenenler ise toplumsal cinsiyet rollerine uymayan ve LGBTİ+ çocuklar, yani aslında toplumun “standart” olarak görmediği çocuklar. Biliyoruz ki bu çocukların destek gördüklerine inanmaları için hayatlarında onlara destek olan bir yetişkine ihtiyaçları var. Bu desteğin karşılığı muhakkak ki boş vermişlik değil, çözüm odaklı düşünerek yanında olmak. Eğitim almak, koşulsuz tüm çocukların hakkı ve eğitim kurumlarında problem yaşayan LGBTİ+ çocuklar hukuksal olarak da korunmak durumunda. Bu konuda ebeveynler derneklerle işbirliği içine girebilir ve çocuklarının lüks veya lütuf olmayan haklarını elde edebilmeleri için uzman desteğine başvurabilir. Rayka Kumru, “Her çocuğun gittiği okulda fiziksel, psikolojik ve gelişimsel olarak güvende olması da bir hak. Bu durumda ilgili kurumlardan, derneklerden ve uzman avukatlardan destek alınabilir. Fakat LGBTİ+ çocuklar için çok önemli olan bir başka durum da eve geldiklerinde kendilerini güvende hissetmeleri” diyor ve ekliyor: “Ebeveynlerinin onları anladığını, gördüğünü, dış dünyada ne kadar olumsuzluk olursa olsun ailelerinin her koşulda onların arkasında olduğunu hissetmeleri, anne-babanın çocuğu için yapabileceği en güzel şey. Çocukla konuşulmalı ve ona toplumun her şeyi her zaman doğru yapmadığı, bazı insanların evlerinde bazı değerleri öğrenmediği ve bu yüzden bu şekilde davrandığı ama bunun asla kabul edilebilir bir şey olmadığı anlatılmalı.”

Yazı: Hüma Kaya

 

 

Önceki Yazılar

ÖZGÜRLÜK KAVRAMI NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Sonraki Yazılar

BAĞ KURMAK İÇİN DÖRT ÖNERİ