ebeveynimizle-roller-degistiginde-neler-yapilmali (1)

Ebeveynimizle Roller Değiştiğinde Neler Yapılmalı?

Ebeveynimizin yaşlandığını görmek ve gündelik ihtiyaçlarıyla bizzat ilgilenmeye başlamak, rollerin ufak ufak değişmesine sebep olabilir. Çoğumuz bu sürece hazırlıklı olmadığımız için ne yapacağımızı bilemeyebiliriz. Aynı anda tepkilerimizi kontrol etmek, kardeşler arasında ortaya çıkabilecek sorunları kabullenmek ve kendimize zaman ayırmak tahmin ettiğimizden daha zor olabilir. Önerilerimiz sayesinde hayatlarınızın bu dönemini daha iyi anlayabilir ve yaşayacaklarınıza kendinizi hazırlayabilirsiniz.  

59 yaşındaki Nedim, “Annem tek başına yaşıyor ve iki gözü de artık pek görmüyor. Yardımcısı hafta içi mutfak alışverişini yapıyor, yemeğini hazırlıyor ve yediriyor. Pazarları annemle ben ilgileniyorum. Annemi asla bir başına bırakmam. Beni doğuran o. Beni hep cesaretlendiren o. Ancak ona gidip gelmek beni çok yoruyor. Onu böyle yardıma muhtaç görmekse daha da beter. Annem çok kibar biridir. Halinden şikâyet etmez. Ona rağmen bazen bıkkınlık geliyor, hayatımı yaşayamıyormuşum gibi hissediyorum. Bencilce olduğunu biliyorum ama bu durumun adeta sonsuza dek süreceğinden korkuyorum. Eğer bir pazar günü anneme gitmeyip dinlenirsem, suçluluk duyuyorum. Ne dinlenebiliyorum ne de keyif alıyorum. Duygularım çok değişken. Sanırım aslında ben onun yaşlandığını görmeye tahammül edemiyorum” diyor.

Bu dönemde ebeveynlerimize çocukluğumuzdakinden farklı bir anlamda bağlanırız. Bazen bu bağlılık çok sert ve ani bir giriş yapar hayatımıza. Örneğin anne ya da babamıza bir anda inme inebilir. Veya bazı hastalıkların hafıza kaybı, idrar kaçırma gibi görmezden geldiğimiz başlangıç belirtileriyle daha yumuşak bir geçiş yaşayabiliriz. İçimizdeki çocuk gerçekleri görmek istemeyebilir ya da ebeveynimizden biri hastalanıyorsa, diğeri bizden bunu saklayabilir. Her iki olasılıkta da biz evlatlar kendimizi onlara yardımcı statüsünde buluveririz. Bu role hiç hazır değilizdir ama kardeşler arasında bizi bekleyen görevler olabilir. İşte nesiller arası rol değişimi hayatımızdaki düzeni değiştirmeye böyle zorlar bizi.

“Babamın oğlu olarak kalmak istiyorum”

Uzman Klinik Psikolog Romina Kuyumcuoğlu, “Anne-baba yaşlandığında aile yapısında yeni bir dönem başlar” diyor. Kuyumcuoğlu’na göre bu değişimi kabul etmek ve onların yeni ihtiyaçlarını bilmek yeni döneme adaptasyonu kolaylaştırır. İnsanlar 50 yaş civarında hayatlarının bilançosunu yaptıkları bir döneme girerler; varoluşsal bir kriz yaşayabilir ve yapmak istedikleri şeyleri gözden geçirirler. Ve tam da bu dönemde muhtaç hale gelen ebeveyn, kişiyi yapmak istediklerinden alıkoyabilir. Öfke, şefkat, tahammülsüzlük, acıma, reddetme… Yetişkin çocuk, bakıma muhtaç ebeveyniyle ilgilenirken kaçınılmaz olarak tüm bu çelişkili duyguları bir arada yaşar. Ebeveyninin hayatının son demlerine yardımcı olmaya çalışırken bir yandan da bu durumun hep devam edeceğinden korkar. Yaşlı bireylerin zihinsel ve ruhsal sağlığıyla ilgilenen psikogeriatri uzmanı Pierre Charazac, bu değişken duyguları olduğu gibi kabul etmemizi ve çocuklara bu tutumları yüzünden kızılmaması gerektiğini belirtiyor. “İdeal evlat yoktur. Elinden gelenin fazlasını yapanlar bile zorlanabilir. Ve bu durum yaşlı ebeveyne kötü davranmakla sonuçlanabilir.” Bazıları ise yaşlı ebeveyniyle arasına mesafe koymayı tercih edebiliyor. Bunu, bağımsızlık elde etmek için veya ebeveyninin özel alanına duydukları saygıdan yapıyorlar. Başka bir deyişle, ebeveyniyle arasındaki duygusal bağı zedelememek adına dışarıdan yardım almayı tercih ediyorlar. 49 yaşındaki Mithat şöyle diyor: “Babam günlük ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldi, ama ne hasta ne de bunama yaşıyor. Annemin istediği gibi onun ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olursam, bu bizim aramızdaki ilişkiyi bozabilir ve babamın gururunu incitebilir. Şu an annemle babamın arasındaki ilişki buna evrilmiş halde ve bu beni rahatsız ediyor. Ben babamın oğlu olarak kalmak istiyorum.”
Sosyolog Bernard Ennuyer, evlatların ve yardımcıların yaşlı bireye çocuk muamelesi yapmaya meyilli olduklarını belirtiyor. “Halbuki kişinin fiziki olarak bağımlı olması hâlâ bazı konularda bağımsız olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu kişileri ilgilendiren konulara saygı duymaya devam etmek ve sosyal hayatlarının devam etmesini sağlamak çok önemli. Yaşlı bireyi evinde hapis tutmanın hiçbir faydası yok.”

Ebeveynlerimize yardım konusunda ne kadar ileri gitmeliyiz? Mutfak alışverişlerini yapıp yemeklerini hazırlamakla mı yetinmeliyiz? Bakımlarını yapmalı, onları yıkayıp giydirmeli miyiz? Psikolog Marie de Hennezel şöyle diyor: “İleri yaşta bedenle kurulan ilişki kolay değil, çünkü değeri düşüyor, fiziksel kapasitesi azalıyor. Onları böyle görmek bizi de rahatsız ediyor; kendi yaşlılığımızı düşündürüp korkutuyor. Örneğin sırtı kamburlaşmış bir kadın görünce, 20 yıl sonraki halimizi düşünmeye başlıyoruz. Kendimizi bir yaşlıyla benzeştirmek kaçınılmaz oluyor.”

Psikanalist Catherine Bergeret-Amselek, “Ebeveynlerimizin bedeni bizim için bir tabudur” diyor ve ekliyor: “Anne-babayı yıkamak çocukların görevi değildir. Bunlar, ensest yasağına teğet geçen rahatsız edici durumlardır. Anne olan bir kadın için ebeveynine bakmak belki daha az zor olabilir. Yine de bu görevden kaçınmalı ve bakıma muhtaç ebeveynler profesyonel ellere teslim edilmelidir. Böylece büyüklerimizin özel alanlarına girmemiş oluruz. Böylece örneğin bir kız evlat, annesinin kozmetik bakımıyla daha çok ilgilenebilir ve bu her ikisine de iyi daha iyi gelebilir.”

Her evladın bir rolü var

Bazı kişiler ebeveynle ilgilenme konusunda diğerlerinden daha rahat olabilir. Yetiştirilme şekline bağlı olarak, ebeveyne sarılmak ve sevgi göstermek, çocukluğumuzda onlar bize sarılmışsa daha kolay olur. Ebeveyndeki değişime verilen tepkiye bağlı olarak da kardeşler arasından biri muhtaç ebeveynin bakımına dair daha aktif rol alırken, diğeri talep edildiğinde devreye giriyor olabilir, üçüncüsü de sadece maddi ihtiyaçları karşılamayı üstlenebilir. Kardeşlerin her biri farklı ve çoğu zaman tamamlayıcı görevler üstlenir. Duygumuzu göstermenin birçok yolu vardır. Elbette bu duyguların yoğunluğu aramızdaki bağın gücüne göre değişir. Marie de Hennezel, “Üstüne düşeni daha az veya farklı bir biçimde yapana kızmamalıyız; aksi takdirde, farklılıklarımıza zarar veririz. Herkesin hikâyesi farklıdır ve bazılarımız karşısındakinin ölümünden daha çok korkar” diyor. Kardeşler arasında illa ki biri ebeveyne yardım konusunda daha ön plana çıkar. O, ya kendiliğinden ya da kardeşlerinin onu görevlendirmesiyle bakım görevini üstlenir. Genelde bu kişi ebeveyne yakın oturan kız kardeştir. Bu kardeş, ebeveyn için diğerlerine göre daha çok şey yaptığından ve kendini ihmal ettiğinden (haklı olarak) şikâyet eder. Öte yandan, kardeşler arasında yönetici durumundadır da. Aileyi çekip çeviren olmaktan memnundur. Kendini gösterdiği kadar da adamaz aslında. Psikogeriatri uzmanı Philippe Thomas, bu kişilerin ebeveynle fazla ilgilenmesinin altında onarıcı bir tarafın olduğunu belirtiyor. “Kardeşler arasında ebeveynle en çok ilgilenen kişi belki böylece ebeveyniyle eskiden kuramadığı bağı kurma fırsatı yakalamıştır, belki ona olan borcunu ödüyordur, belki de bir konuda kendini affettirmeye çalışıyordur. Bu kişi, ebeveynini evde hapis tutmadığı ve diğer kardeşlerinin aileyle ilgilenmesini engellemediği sürece bakıcı görevini üstleniyor olmasının sebebi önemli değildir.” Her aile içi krizde olduğu gibi, ebeveynin muhtaç duruma gelmesi kardeşler arasında rekabeti tetikleyebilir. Üç ayda bir ziyarete gelen ağabey en değerli görülürken, ebeveynin çamaşırlarını yıkayan, mutfak alışverişini yapan ve günlük her sorunu sırtlayan kız kardeş önemsenmez. Psikogeriatri uzmanı Olivier de Ladoucette, “Her evladın daha ağır veya daha hafif bir rolü vardır. En iyisi bunu olduğu gibi kabullenmek ve mevcut durumu daha iyi bir hale getirmeye çalışmaktır. Ebeveyne en uzak oturanın her hafta ziyarete gelmesini beklemek gülünçtür, ama bu kişi tatile çıktığı haftalardan birini ebeveynle geçirecek şekilde planlarsa, kardeşinin yükünü hafifletmiş olur” diyor. Kardeşlerin bakım görevi konusunda gösterdiği davranış farkı, çocukluk ve ergenlik çağından itibaren anne-babayla olan ilişkilerin farklılığından da kaynaklanır. Bu çağlarda ebeveynlerinden daha çok sevgi görmüş çocuk, yıllar sonra anne-babasının bakımını üstlenmeye daha meyilli olur. Catherine Bergeret-Amselek bu noktada şöyle diyor: “Ebeveynimizin korunmasız hale gelmesi bizi altüst eder ve bizi onlardan bağımsızlığımızı kazanmaya çalıştığımız zamanlara geri götürür. Sanki ebeveynimiz bizi yeniden ‘yakalamıştır’ ama tek fark artık bizim yetişkin olmamızdır. Onlara baktığımızda, aynada dönüşmek istemediğimiz kişiyi görürüz. Ve onlarla, eğer o güne kadar yapmadıysak, hesaplaşmak isteriz. Dikkat edin, artık bu noktada geçmişle şimdiki zaman karıştırılmamalıdır ve anne-baba ile çocuk yer değiştirmiştir.” Bizi dünyaya getiren ve yetiştirenler bugün muhtaç haldeyken gösterdiğimiz tutum onlara olan borcumuzun derecesine bağlıdır. Ebeveyne karşı görevimizi yerine getirmek yapıcı olacaktır ve bunu inkâr etmek boşunadır. Yeter ki ebeveyn bakıma muhtaç halini istismar edip çocuğunu ona bakmak zorunda hissettirmesin. Pierre Charazac şöyle diyor: “Ebeveynle ilgilenme baskısı suçluluk duygusuna sebep olur. Çocuklar ya görevlerini yeterince yapamaz ya da kötü yaparlar. Bu yüzden, ebeveynle ilgilenmek için asıl motivasyon kaynağı suçluluk duygusu değil, sevgi olmalıdır. Zira burada amaç kendimizi rahatlatmak değil, hayatlarının bu zor etabında ebeveynlerimize yardım etmektir.”

“Ziyaretlerim aramızdaki bağı kuvvetlendirdi”

İlişkiyi onarma fırsatı, aile baskısı veya borç ödeme dürtüsü… Motivasyon ne olursa olsun, çocuklar kendi iş hayatlarını, yuvalarını tehlikeye atmamak için muhtaç ebeveynleriyle ilgilenmeyi abartmamalıdır. Bir yaşlıyla ilgilenmek, zamanın çoğunu alan ve stres kaynağı bir meşguliyete dönüşebilir. ABD’de bu konu üstüne yapılan araştırmalar, maaşlı çalışan sayısının azalmasının birçok kişinin hasta çocuğu kadar yaşlı ebeveyniyle de ilgilenmesinden kaynaklandığını ortaya koyuyor. Olivier de Ladoucette, “Örneğin Alzheimer hastalığı tüm aileyi etkiler. Bu hastalıktan en çok etkilenen de hastanın bakımını üstlenen çocuktur. Bu kişilerde psikosomatik rahatsızlıklar belirir. Özellikle bakım görevini üstlenen kız çocukları aynı zamanda işe gidip, kendi çocukları ve eşleriyle ilgilenmeye çalışırken çok yıpranırlar. Halbuki önceliklerini belirlemelidirler. Bana kalırsa öncelik kocaları, yuvaları olmalıdır. Bu, bakıma muhtaç anne-babayı boşlamak anlamına gelmez. Ancak bir yakının veya bir profesyonelin desteği alınmalıdır.” Büyüğümüzün bakımını üstlenmek zor olmasının dışında ileri yaşla ilgili olumsuz yargılarımızı silmemize, sonsuz olmadığını gördüğümüz gençliğe veda etmemize ve bizi bekleyen yaşlılığımızla yüzleşmemize fırsat yaratabilir. Ebeveynin durumu kardeşlerin yakınlaşması ve büyüdüklerini hissetmeleri için önayak olabilir. Kardeşler dayanışmada iyi bir sınav verebilirler. Marie de Hennezel, “Yaşlı ebeveyne gösterilen yardım anne-baba ve çocuk ilişkisinin ötesindedir. Burada bir kişinin yardımına başka bir kişinin koşması söz konusudur” diyor. Hayatımızın bu zor dönemi aslında bizi ebeveynimizin kaçınılmaz ölümüne hazırlar ve hesapları kapatmamız için bir fırsattır. Onlara hiç dememişsek bile “Seni seviyorum” demek ve huzurla yataklarında ölmelerine ortam hazırlamak için asla geç değildir. Annesinin bakımını üstlenen 59 yaşındaki Nedim şöyle diyor: “Anneme yaptığım ziyaretler ilişkimizi kuvvetlendirdi. Bu durum, hem pek az hatıram olan çocukluğumu hem de onun acıyla geçen çocukluğunu gözden geçirmeme yaradı. Annem çekingendir ama küçük müdahalelerle kendini açar. Rahatsızlığı onu daha iyi tanımama, ona daha müteşekkir olmama ve daha iyi bir anne-oğul ilişkisi kurmamıza yaradı. Onun bana verdiği sevgiyi ben de ona verebildiğim için memnunum.”

Derleyen: Hazal Louze

 

 

Önceki Yazılar

Neden Selfie Çekiyoruz?

Sonraki Yazılar

Bencillik Ve Fedakarlık Arasındaki İnce Çizgi: Vicdan Ve Adalet