ebeveyn-problemi-yansitma

EBEVEYN PROBLEMİ: YANSITMA

 

 

Çocukla beraber gelen ikinci gençlik yanılsaması

Çocuklarımızın bizim yaşadığımız üzüntüleri yaşamalarını engellemek isteriz. Yapamadıklarımızı onların başarmasını umabilir ve kendi hikâyemizi onarmalarını isteme eğilimi gösterebiliriz. Bu istemsiz yaklaşımın bir ismi var: Yansıtma.

Rehine çocuk

Bir zamanlar olduğumuz çocuğun eksiklerini, kendi çocuğumuz üzerinden telafi etmeye, onarmaya ve onu telkin etmeye çalışmak, düşündüğümüzden daha sık kullandığımız bir yoldur. Bazı ebeveynler bu durumun bilincinde olsalar da (“Otoriter olmayı reddediyorum, çünkü ben otoriter bir babayla büyüdüm”), aramızdan çoğu iyi niyetle kendini savunma eğilimindedir. Pedopsikiyatr Alain Braconnier genç hastalarının ebeveynleriyle görüştüğünde, onlara her zaman şu soruyu yöneltiyor: “Peki bu çocuk kime benziyor?” Yanıtlar altta yatan yansıtma mekanizmalarını hemen ortaya çıkarıyor: “Doğru, ben de matematiği sevmezdim”, “Anne bana endişeli olduğumu söylüyorsun ama sen benden daha fazla endişelisin!”. Basit gibi görünse de bu soru anne ve babaların biraz kendi gençliklerine dönmelerini sağlıyor. Özellikle de aile için, sorunsalları etrafında bir paylaşım fırsatı yaratıyor. Hedef ne mi? Sağlıklı bir diyalog oluşturabilmenin yanı sıra çocuğu onu rehin alan yansıtmalardan özgürleştirmek.

İyi niyetler tuzağı

Kendimiz çocukken ya da gençken acı çektiğimiz, olumsuzluklara maruz kaldığımız veya başarısız olduğumuz için, çocuğumuzun hiçbir şeyden, özellikle de sevgiden, destekten ve şefkatten yoksun kalmamasını isteriz. Çabalarımıza rağmen, bazen bunlar işe yaramaz; bir bakarsınız ev cehenneme dönmüştür ve tam olarak da tekrarlamak istememiş olduğumuz ailevi işleyiş modeline geçilmiştir. Tüm iyi niyetimize rağmen, bu tekrarın sebebi nedir? Alain Braconnier, “Kişinin kendi çocukluğunu çocukları üzerinden onarmaya çalışması, her zaman diğerinden ziyade kendinden yola çıkarak düşünmeyi getirir” diyor ve ekliyor: “Oysa diğerinin farklılığını göz önünde bulundurmamak risklidir.” Bir örnek: Kendi ebeveynleri kadar sert olma korkusu yüzünden bazı anne-babalar çocuklarına bir eğitim çerçevesi sağlama konusunda isteksiz davranırlar, oysaki sınırlar belirlemenin çocuğun büyümesine yardımcı olması yadsınamaz bir gerçektir.

Kırılgan özgüven

Dolayısıyla, eğer kendimizi ebeveynlerimizin yaptıklarının “tam tersini” yapmak istediğimizi söylerken bulursak, dikkat! Aynısı, kendimizi çocuğumuz üzerinden gerçekleşmemiş eski hayallerimizin peşinden koşarken bulduğumuzda da geçerli. Alain Braconnier, “Kızının aslında kendi olmak istediği müzisyen olması için her şeyi planlamış bir anneyi hatırlıyorum. Benimle görüşmeye geldiklerinde, anne baskısından yıpranmış 13 yaşındaki kızı ne olursa olsun piyanoyu bırakmak istiyordu. Ergenlik çağıyla beraber, kendini iki zıt arzu arasında sıkışmış hissediyordu: Annesini memnun etmek ve kendi tutkularıyla kişiliğini inşa etmek. Bu tabii ki de kendine olan güvenini sarsıyordu ve kısa veya uzun vadede kendini sabote etmesine yol açabilirdi” diyor. Hepimiz çocuklarımızın bizimkinden daha iyi bir hayata sahip olmasını isteriz. Braconnier, “daha iyinin, iyinin düşmanı” olduğunu hatırlatıyor ebeveynlere. “Bir çocuğun kendi arzularına hakkı vardır. Ve hepimiz gibi, kendi deneyimlerini yaşamalıdır.”

 

 

Önceki Yazılar

HATA HER ZAMAN ANNELERİN Mİ?

Sonraki Yazılar

VİCDANİ İKİLEMLERDE NASIL KARAR VERİRSİNİZ?