ebeveyn-cocuk catismasi

EBEVEYN-ÇOCUK ÇATIŞMASI

 

 


Ebeveynle çocuk arasındaki en büyük tartışmaların sebebi genelde bilgisayar ya da telefon başında geçirilen uzun saatler oluyor. Çileden çıktığınız o anlarda, sesinizi yükseltmeden çocuğunuzun telefonu ya da tableti elinden bırakmasını nasıl sağlayabilirsiniz? İşte tavsiyelerimiz.

“15 yaşındaki oğlumuz iki saat boyunca Fortnite oynadı. Tableti bırakmasını istediğimizde, bağırdı: ‘Sizin yüzünüzden öldüm!’ 17 yaşındaki ablası ise akşam geç saatte parmaklarını Snapchat ve Instagram üzerinde gezdirip duruyor. Sabah paylaşım yapması gerektiğini, yoksa takipçilerini kaybedeceğini söylüyor panik halinde. 10 yaşındaki ufaklık mı? Xbox’ın kumandalarını sakladığımız yeri buldu ve Minecraft oynamak için telefonlarımızı çalıyor. Kısacası cehennem” diye özetliyor üç çocuk annesi olan Merve. Anlaşıldığı üzere, problem sadece ergenleri ilgilendirmiyor. Çocuklar da buldukları her fırsatta anne-babalarından tablet istiyorlar. Aileler de öfke krizini engellemek için veriyorlar. Çocuklar ekrana yakalanıyorlar ve zaman kavramını kaybediyorlar. Öte yandan psikiyatr ve psikanalist Serge Tisseron, “Çocukların, iyi kullanıldığında yararlı olabilen kendi nesillerine ait bir cihazla bağlantılarını kesmek üretkenlik karşıtı olacaktır” diyor. Püf noktası: Nasıl kullanılacağını öğrenmek ama yeri geldiğinde bırakmayı da bilmek. Bunun için, ailenin çocuğa eşlik etmesi önem taşıyor.

Doğru içerikleri seçin

“Herkes oynasın/izlesin” düşüncesi, küçük ya da büyük bir çocuğu, şiddet veya uygunsuz davranışlar içeren görüntülere maruz bırakmak için kabul edilebilir bir sebep değil. Bilgisayar oyunlarına, favori sosyal ağlarına veya dizilerine önce onunla beraber bakmak ve yaşına uygun olup olmadığından emin olmak daha doğru. Çocuklara, oyun kutularının üzerine minimum yaş ve içerik (şiddet, ayrımcılık vs.) olmak üzere iki seri logo yerleştiren PEGI (Pan Avrupa Oyun Bilgi Sistemi) sınıflandırmasını açıklamak gerekiyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin “Dijital Medya ve Çocuk” isimli, #yasaklamayönlendir hashtagli bir projesi bulunuyor. Proje, dijital medya ve çocuk ilişkisi hakkında yapılan akademik araştırmaları kaynak alarak anne-baba ve eğitimcileri bilgilendirmeyi amaçlıyor. Çocukları doğru dijital içeriklere yönlendirmeye vurgu yapan projenin web sitesinde, Ebeveynlere İpuçları, Uygulama Önerileri, Dijital Oyun Önerileri, Dijital Okuryazarlık gibi başlıklar bulunuyor. Psikiyatr Serge Tisseron, içerikleri gözetmenin, aynı zamanda çocukların önünde anne-babanın kendisinin de uygunsuz oyun veya film izlemekten bizzat kaçınması anlamına geldiğinin üzerinde ısrarla duruyor.

Sınırları belirleyin

Üç yaşından önce ekran, altı yaşından önce bilgisayar oyunu, dokuz yaşından önce refakat edilmeden internet kullanımı ve 12 yaşından önce sosyal medyaya erişim yasağını içeren “3-6-9-12” kuralının yaratıcısı Tisseron, ekran kullanımı etrafındaki çatışmaların önüne geçebilmek için ritüelleştirmeyi tavsiye ediyor: Her zaman aynı saatte ve sürede, ideal olarak da ödevlerden sonra. Akıllı telefon, tablet, televizyon, oyun konsolu dahil olmak üzere tüm ekranlarda ideal olan; 3-6 yaş arasında yavaşça artacak şekilde 30 dakikadan bir saate ve 6-12 yaş arasında da bir saatten iki saate geçmek. Tisseron sonraki dönemler içinse bu süreyi aşmama önerisinde bulunuyor. Çocuğun söylenen saatte ekrandan uzaklaşması için, her ebeveynin kendi yöntemi olmalı: Beş dakika öncesinde haber vermek, aşılan süreyi ertesi günden düşmek, ebeveyn denetim araçlarını kurmak gibi. Çocuğun bu düzene uyması için, faydalarının açıklanması ve onunla bir anlaşma yapılması gerekiyor, özellikle de direnmeyle karşılaşıldığında. Bu noktada, güvenilir kalmaya devam etmek için kendimiz de ekranlar önüne geçmekten kaçınıyoruz.

Beraber zaman geçirin

Çocukları sportif, kültürel veya sanatsal aktivitelerle tanıştırmak, onlarla oyun oynayarak ve sohbet ederek daha fazla zaman geçirmek de yine bize düşüyor. Bu ekransız sürelerde sevdikleri oyunlara ilgi gösterebiliriz: Oyunda amaç nedir, neler hoşlarına gider? “Çocuğu muhakeme yapmaya yönlendirerek, onun anlatı zekâsını canlandırırız. Bu aynı zamanda eğer okulda sorunları varsa, onunla ilgilenmenin ve sanal yeteneklerine değer vermenin bir yoludur.” Tisseron, “Ebeveynlerin bu yeni uygulamaların risklerinin yanı sıra olumlu yönlerinin de farkında olmayı öğrenmesi gerekiyor” diyor. “Eğer çocuk sanal ve gerçek etkinliklerin ikisini de yapıyorsa, ders notları sabitse, programında sosyallik ve yaratıcılık varsa, her şey yolundadır!”

 

 

 

Etiketler:
Önceki Yazılar

FOBİLER: BİLİNÇDIŞINDA DURDUĞU GİBİ DURMUYOR

Sonraki Yazılar

POZİTİF BEDEN ALGISI