duygusal-zekanin-is-hayatindaki-onemi

Duygusal Zekânın İş Hayatındaki Önemi

“Duygusal zekânın düşük olması başarısızlığı getiriyor”

Duygusal zekâ iş hayatında da fark yaratan başarıların kaynağı olarak gösteriliyor. Özellikle üst düzey yöneticinin başarısında belirleyici olan insan ilişkilerinin önemini Prof. Dr. Acar Baltaş anlatıyor.

“İnsanlar işe IQ’ları nedeniyle alınır, duygusal zekâları nedeniyle yükselir veya işten çıkartılırlar.” Bu çarpıcı ifade, 1995 yılının ortalarında duygusal zekâ kavramı yeni popüler olmaya başladığı dönemde, konunun önemini anlatmak için kullanılan güçlü ve iddialı bir mesaj olarak zihinlere yerleşti. Üst düzey bir yöneticinin başarısında rol oynayan birçok değişkenin, özellikle de IQ ve deneyimin önüne geçen bu kavramın ne ölçüde geçerli olduğunu bazıları kuşkuyla sorguladı. Ancak yukarıdaki mesajın yaygınlaşmasından bu yana 20 yıldan uzun bir zaman geçmesi, mesleki başarı için insanlar arası ilişkilerin önemi konusunun yapılan araştırmalarla bilimsel açıdan sınanmasına imkân verdi.

Son 20 yılın iş hayatına getirdiği en önemli özelliklerden biri de değişim hızının giderek artması. Bunun sonucu olarak, başarılı bir iş liderinde aranan önde gelen özelliklerin başında değişimi yönetme kapasitesi geliyor.

Bir kuruma değişimi yönetecek bir yönetici arandığında, öncelikli olarak hangi özelliklere odaklanmak gerekir? Öncelikle akla gelenler güçlü bir akademik geçmiş, daha sonra uluslararası itibarlı şirketlerde deneyim ve burada elde ettiği sayısal başarılardır. Karar vericilerin bazıları IQ’yu ön plana çıkartırken, bazıları da deneyime ağırlık verir. Yakın zamanda bilimsel temellere dayanan kişilik de değerlendirme faktörleri arasına girdi.

Yönetici başarısında anahtar yetkinlikler

Alanının önde gelen, üst düzey yönetici arama ve yerleştirme kuruluşlarından biri olan Egon Zehnder, dünyadaki 62 ofisinde sahip olduğu geniş veri tabanında yöneticilerin başarısını belirleyen, anahtar yetkinlikleri araştırdı.

Bu çalışmanın sonucunda, başarılı iş sonuçları alan üst düzey yöneticilerde şu özellikler bulundu: Sonuç odaklılık (işleri sonuç alacak şekilde ele almak), ekip liderliği (etkin ekipler kurup üyeler arasındaki uyumu sağlamak), işbirliği ve etkileme (tüm ilgililerle iş performansını olumlu etkileyecek ilişki kurmak), stratejik yönelim (günlük sorunların dışına çıkarak büyük resmi görmek).

Deneyim ve duygusal zekâyı birleştiren başarı formülü

Egon Zehnder’in uzun yıllar yöneticiliğini yapmış olan C. F. Araoz, 11 yıl içinde 11 bin kişiyle iş görüşmesi yaptığını söylüyor. Araoz bunlar arasında üst düzey pozisyona yerleştirdiği ve işteki başarı düzeyini izlediği 250 kişiyle ilgili sonuçları IQ, deneyim ve insan ilişkilerindeki etkililiği (duygusal zekâ) açısından değerlendirerek bazı sonuçlara ulaştı.

En yüksek başarının deneyim ve duygusal zekâ (DZ) bileşiminde olduğu görüldü. Yüksek DZ ve deneyime sahip yöneticilerin yeni bir pozisyonun güçlüklerine rağmen %97 oranında başarı sağladığı anlaşıldı. Buna karşılık en yüksek başarısızlığın %25 oranında, “yüksek IQ, yüksek deneyim ve düşük DZ” grubunda olduğu ortaya çıktı. Dolayısıyla, deneyim ve IQ yüksek olmasına rağmen duygusal zekânın düşük olması başarısızlığı getiriyor.

Değişim ve duygusal çeviklik

Değişim son yıllarda giderek artan ölçüde farklı durumlarda temel bir ihtiyaç konumuna geldi. Değişim ihtiyacı birçok nedenle ortaya çıkar. Bu nedenler arasında, yeni bir iş kurulması, birleşme ve satın almalar, yeni strateji uygulamaları, performans sorunlarının giderilmesi, rekabete dayanmak için büyüme, kurumu gelecekteki gelişmelere hazırlamak sayılabilir.

Bütün bu nedenlerle üst düzey yöneticinin değişim durumlarıyla başa çıkma ve bunları yönetme potansiyelini öngörmek büyük önem taşır. Yöneticinin kendisinin hızla değişen koşullara uyum sağlaması ve kendi olumsuz duygularını denetleyip yönetmesi yetmez. Aynı zamanda, birlikte çalıştığı kişilerin duygu durumundaki dalgalanmaları ve değişim döneminde ortama egemen olan kaygıyı yönetmesi daha büyük önem taşır. Duygusal zekâ kişinin kendisine ve sosyal ilişkilerine yönelik duygu düzenleme stratejilerini hayata taşıması için gerekli temeli sağlar. Bu temel, düşünülmüş tepkileri hayata taşıma becerisi kazandırır.

Başarısız yöneticiliğin en önde gelen özelliği yarattığı etkinin farkında olamamak ve/veya bunu önemsememektir. Geçen yıl katıldığım bir toplantıda Goleman, her türlü işte duygusal zekânın rolünün %66, yöneticilik pozisyonunda ise %85 olduğunu söyledi. Duygusal zekâ olumsuz bir durum karşısında başkalarını veya kendini suçlamak yerine alternatif yollar aramayı, takılıp kalmak yerine olumsuzluğu kabul edip çözüme yönelmeyi ve sorunları fırsata çevirmeyi mümkün kılar. Çünkü değişim, çevik olmayı gerektirir. Deneyimin duygusal zekâ ile birleştiği noktada duygusal çeviklikten bahsedebiliriz. Duygusal çeviklik, duyguları yöneterek deneyimin olumlu sonuçlarını hızla uygulamaya koymayı sağlar. Değer sistemimiz üzerine inşa edilen duygusal çeviklik, değişimin getirdiği belirsiz koşullarda yolumuzu aydınlatarak, düşünülerek alınan kararları hızlandırır ve bu kararların bireysel değil, toplumsal faydaya hizmet edecek doğru kararlar olabilmesi için bizi duygularımız aracılığıyla yönlendirir.

Acar Baltaş (Klinik nörofizyoloji alanında tıp bilimleri doktoru, psikolog ve akademisyen kimliğine ek olarak kurumsal psikolojik danışmanlık alanında öncü.)

 

 

Önceki Yazılar

Küçük Ev Akımı

Sonraki Yazılar

Depresyondan Kurtulmanın Basit Yolları