duygularinizi-anlamanizi-engelleyen-nedir

Duygularınızı Anlamanızı Engelleyen Nedir?

Duygusal zekâ yalnızca kötü kullanıldığında körelir. Herkes hayatını ve ilişkilerini daha akıcı ve zengin kılmak için onu yavaşlatan freni bulabilir.

Aşağıdaki 40 cümle arasından size en uygun olduğunu düşündüklerinizi seçin. Sonucunuz eşit çıkarsa, tekrar okuyarak yeniden seçim yapabilirsiniz.

1. Duygusal taşkınlıklara katlanamıyorum.

2. Hissettiklerimi söylemekten kendimi alıkoyamam.

3. Çok sık gaf yapıyorum.

4. Diğerlerinin duygularını kolayca okurum.

5. Başkalarından yardım istemekten kaçınırım.

6. Temelde herkes yalnızca kendisini düşünür.

7. Neler hissettiğimi sakince ve açıkça ifade edebiliyorum.

8. Çoğunlukla çok hızlı davranıyorum ve tepki gösteriyorum.

9. Zengin bir iç dünyam var.

10. Hak özenle korunması gereken bir silahtır.

11. Kendimi ifade etmekte veya bakış açımı savunmakta hiçbir zorluk çekmem.

12. Keşke hissettiklerimi sakince ifade edebilseydim.

13. Genel olarak insanları çok saldırgan buluyorum.

14. Hissettiklerimi kelimelere dökmek çoğunlukla bana zor geliyor.

15. Dinleyicilerimi ikna etmeyi seviyorum.

16. Kendime düzenli olarak sessiz ve sakin anlar yaratıyorum.

17. Nasıl hissettiğim hakkında konuşmayı sevmem.

18. Nadiren bir duyguya kapılıp giderim.

19. Duygularım hemen anlaşılır.

20. İç gözlemin bir işe yaradığını düşünmüyorum.

21. Suyu bulandırmadan nasıl eleştiri alacağımı ve yönelteceğimi biliyorum.

22. Duygularım her zaman yoğundur.

23. Şikâyet eden insanlarla anlaşmakta çok zorlanıyorum.

24. Duyguları ifade etmek bence gereksiz.

25. Empati bir modadır, geçecektir.

26. Hissettiklerimi nasıl gizleyeceğimi hiç bilmiyorum.

27. İnsanlar bana kolayca güvenir.

28. Rasyonel bir düşünce yapısına sahip mantıklı insanları gerçekten takdir ediyorum.

29. İnsan ne hissettiğini her zaman dile getirmeli.

30. İnsanlar bana iç dünyalarını açmaz.

31. Kendi duygularıma ve ihtiyaçlarıma kulak veririm.

32. Hiç dışarıdan etkilenen biri değilim.

33. Objektif ve tarafsız olmamdan ötürü sık sık insanlar bana danışır.

34. Kendimden nadiren şüpheye düşerim.

35. Çatışmaya girmem.

36. Sık sık aşırı tepki veririm.

37. İncelediğim konulara mükemmel derecede hâkim olmayı seviyorum.

38. İnsanlar genellikle incir çekirdeğini doldurmayacak meseleleri abartırlar.

39. Ortamın ruhunu yakalamam için 15 dakikaya ihtiyacım var.

40. İçime atıp sonradan patlayan bir karakterim var.

Sonucunuzu Hesaplayın

İşaretlediğiniz her ifade için cevabınızı yuvarlak içine alın. Ardından A, B, C ve D’leri toplayıp hangi profile ait olduğunuzu keşfedin.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
A B C D A C D B D A C B B A C D A D B C
21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40
D B C A C B D A B A D C A C D B A C D B

Profiliniz

A’LAR ÇOĞUNLUKTA

Sizi frenleyen: Bilinçdışına atmak

Hem kendinizin hem de başkalarının duygularına şüpheyle yaklaşıyorsunuz. Rasyonel düşünce yapınız koruma kalkanınız. Mantıklı ve kuvvetli bir söyleminiz var. Bir konuda uzmanlaşırken başarıyla parlayabilirsiniz, ama konu sizin ya da başkalarının ne hissettiğini ifade etmeye geldiğinde silahsızsınız. Bu duygusal olarak kapalı konumlanma yakın ilişkiler kurmanıza, yardım istemenize, çatışmalarla yüzleşmenize, sınırlar koymanıza ve çoğu zaman kendinizi ifade etmenize engel olabilir. Sık sık yaşadığınız yalnızlık hissi, çeşitli psikosomatik rahatsızlıklar ve kendini tekrarlayan (adaletsizce) yargılanma izlenimi buradan kaynaklanabilir.

Nedenleri: Duyguları eleştiren (utanılması gereken bir şekilde algılayan) veyahut onları fikirlere ve objektif olaylara kıyasla önemsiz gören bir aile kültürü olabilir. Yaşamın ilk zamanlarındaki anne-bebek ilişkisi, duygusal olarak yetersiz ve güven vermeyen bir şekilde yaşanmış olabilir (bebek teselli edilmemiştir, anne çoğunlukla orada değildir veya fiziksel olarak mevcuttur ama duygusal olarak orada değildir). Bu, çocuğun stres sistemini derinden etkileyen aile içi şiddetin bir türüdür.

Dengeyi yakalamak için: “Psiko-eğitiminiz” ile başlayın, duygular hakkındaki temel bilgileri öğrenin; herkesin duygu sahibi olduğunu, duyguların “normal” ve meşru olduklarını, onları ifade etmenin ve diğer insanlar tarafından karşılanmalarının kişisel ve ilişkisel hayatınızın niteliğine bağlı olduğunu bilmek gibi. Her gün duygularınızı hissetmek ve onları adlandırmak için alıştırmalar yapın. Bedeninizde nerede ve nasıl tezahür ediyorlar bakın. Ardından aşırı duygularınızı belirlemeye çalışın ve geçmişteki önemli olaylarla bağlantıları üzerine düşünün. Bu antrenman esnasında hissedilen rahatsızlık hissinin üzerinde durmayın, çabanız kişisel ve ilişkisel refahınıza çok daha büyük bir katkıda bulunacak.

B’LER ÇOĞUNLUKTA

Sizi frenleyen: Aşırı tepkisellik Her şey çok hızlı ve sert tepki vermenize sebep oluyor. Neşe, öfke, hüzün… Hemen yüzeyde bulunan duygularınız en ufak bir uyarıcıyla patlıyor ve sizi gecikmeden harekete geçmeye sürüklüyor. Düşünmek için gerekli olan bir adım geri çekilme ve uzaktan bakma sizin için zor, hatta imkânsız. Bu nedenle aceleci, aşırı ve verimsiz tepkileriniz olabiliyor. Tüm verileri dikkate alarak bir durumu analiz etmek için gereken içselleştirme sürecine sahip değilmişsiniz gibi görünüyor. Bu tepkilerle elde edilenler ise yanlış yorumlar, çatışmalar, psikolojik yorgunluk ve kötü kararlar oluyor.

Nedenleri: Çocuklukta duygular ayıplanmış ve çoğu zaman önemsiz detayların tetiklediği patlama anına kadar yok sayılmış olabilirler. Reddedilen veya yaraladığı bilinmeyen acı verici çocukluk deneyimleri birikmiş olabilir ve bunlar “açık” bir hassasiyet oluşturarak en küçük fırsatta duygusal patlamalar olarak kendini gösterebilir. Diğeriyle ilişkide füzyonel bir konumlanma da yoğun duygusal tepkiselliği açıklayabilir.

Dengeyi yakalamak için: Duyguların bedeninizin neresinde kendilerini ifade ettiklerini belirlemeye çalışın. Bu, söz konusu duygudan ayrışabilmenizi ve ona kapılmamanızı sağlar. Her gün korku, öfke, üzüntü gibi aşırı olumsuz duygularınızı ve meydana geliş sebeplerini not edin. Bu tanımlama ve dışa vurma alıştırması duygusal olarak hafiflemenizi sağlar. Son olarak, kendinize içselleştirme zamanı yaratmak için, duygunun “yukarı çıktığını” hissettiğinizde, nefes alın ve yavaş yavaş verin, kendinizi daha sakin hissedinceye kadar bu şekilde nefes alıp vermeye devam edin. Ayrıca konuşmaya ara vererek bir bardak su almaya gidebilir veya bunu yaptığınızı zihninizde canlandırabilirsiniz.

C’LER ÇOĞUNLUKTA

Sizi frenleyen: Empati eksikliği

Olayları sadece kendi bakış açınızdan görme eğilimindesiniz. Kendinizi başkalarının yerine koymak sizin için zor. Sadece kendi hissettiğiniz duyguları anlayabiliyorsunuz. Bu benmerkezcilik güvenlik hissinizin kaynağı. Öte yandan, duygusal olarak kolayca gaf yapmanıza, bazen sert olmanıza, diğerlerinin duygularına karşı alıcı olmayışınıza veya onlardan rahatsız olmanıza neden olabiliyor. Bu tavır başkalarının canını yakabilir ve çatışma nedenine dönüşebilir.

Nedenleri: Çocukluk çağında, benmerkezci olduğu kadar güçlü bir narsisizm oluşmasına da neden olan, uyumsuz pozitif desteklemelerin eşlik ettiği aşırı değer verilme (sıradan resimlerin veya notların yüceltilmesi gibi). Çocuğu, hayatta kalmak için sahte benlik (diğerinin gerçek veya hayali arzusuna göre inşa edilen kişilik) inşa etmeye götürmüş olan ebeveyn ihmalleri. Savunmacı veya agresif hiper bireyselciliğe teşvik eden bir aile kültürü (Her koyun kendi bacağından asılır). Zor olan hiçbir duygusal deneyimin yaşanmadığı bir çocukluk ve ergenlik de olabilir.

Dengeyi yakalamak için: Karşınızdaki kişiyi onu yargılamadan, samimiyetle dinlemeye çalışın. Bir aktörün role girmesi gibi, onun bakış açısına bürünün. Bu alıştırma zihninizi esnetmenizi, bakış açınızı genişletmenizi ve ilişkilerinizi daha hassas ve zengin hale getirmenizi sağlar. Hayattaki bazı sınavlar (duygusal bir ayrılık, işten çıkarılma…) narsisistik bir çökmeye neden olabilir, acı dindiğinde ise yalnız başına veya bir uzman eşliğinde içsel gözlem yapma imkânı verir. Bu kendine dönüş, aşırı benmerkezciliğin her zaman bir savunma mekanizması ve birçok koşula sahip bir sevginin (ebeveynler aşırı yücelttikleri çocukları üzerinden kendilerini yüceltirler) meyvesi olduğunun farkına vardırabilir.

D’LER ÇOĞUNLUKTA

Hiç blokajınız yok

Duygularınızı memnuniyetle karşılıyorsunuz, onlardan kendinizi sorumlu hissediyorsunuz. Duyguların iç dünyamıza ve ilişki yaşamımıza dair değerli istihbarat ajanları olduklarının farkındasınız. Özetle, duygularınızla iyi geçiniyorsunuz ve onları değerli müttefiklere dönüştürmeyi biliyorsunuz. Günlük olarak iyi seviyede duygusal düzenlemeler deneyimliyorsunuz. Bu da, akılcı ve hassas bir iletişim kurmanızı, duygularınızı ve beklentilerinizi doğru şekilde dile getirmenizi sağlıyor. Ayrıca ihtiyaçlarınızı dinleyebiliyor ve doğru kişilere uygun şekilde ifade edebiliyorsunuz. Bu duygusal zekâ aynı zamanda diğerlerini “okumanıza”, bir grubun “titreşimlerini” hissetmenize, yanlış anlaşılmalardan ve gereksiz çatışmalardan kaçınmanıza yardım ediyor. Sonuç olarak, duygusal ya da profesyonel durumlara üstün yarar sağlayacağınız şekilde uyum gösterebiliyorsunuz.

Nedenleri: Çocuğun duygularını yargılamadan karşılayabilmiş özenli ve dikkatli ebeveynlere, istikrarlı ve kararında, güven verici duygusal bir ortama sahip olmuş olmak. Kişisel hikayenin daha iyi anlamlandırılmasına ve duygu düzenlenmesinin daha doğru yapılmasına izin veren bir terapi sürecinden geçmiş olmak.

Dengeyi yakalamak için: Hissettiklerinizi dinleyin, her biri farklı duygu düzenlemeleri sağlayan yoga, meditasyon, bilinçli nefes, spor aktivitesi gibi küçük köklenme molaları verin. Hissettiklerinize isim vermeye bedendeki yerlerini belirleyerek devam edin. Aşırı duygulanma durumunda, kökenini anlamak için kişisel tarihinize geri dönmeye çalışın.

Hazırlayan: Duygu uzmanı psikiyatr ve psikoterapist Stéphanie Hahusseau

 

 

Önceki Yazılar

Yalnız Vakit Geçirmenin Önemi

Sonraki Yazılar

Hayal Etmek Yaratıcılığı Geliştiriyor