duygulari-ozgurce-ifade-edebilmenin-yollari

Duyguları Özgürce İfade Edebilmenin Yolları

 

 

Hoş duygularımızı da, nahoş olanları da gizlemeyi ve bastırmayı çok erken yaşta öğreniyoruz. Oğlan çocuklarının ağlamaması gerektiğini, kişinin kibirli görünmemek için herkesin içinde başarılarıyla övünmemesini veya bir başkasının sahip olduğu şeyi arzulamamayı, çünkü bunun hırsa sebep olacağını bize aşılıyorlar. Birine hissedilen fiziki çekimi ifade etmenin veya karşı tarafın bize bunu ifade etmesinin uygunsuz ve aşağılık bir hareket olduğunu, ama aynı zamanda birine duygusal veya fiziki olarak açılmaktan çekinmenin veya bundan kaygı duymanın da utanç verici olabileceği ve yargıyla karşılanabileceğini söylüyorlar. Çocuklukta ve ergenlik döneminde kafamıza kazınan dayatmalardan kendimizi çekmek çok zordur. Ayrıca birçoğumuz için duygularımızı açmak da çok zor. Herkesin içinde hiç çekinmeden hislerimizi ifade etmek zorunda değilsek de duygularımızı yönlendirmemiz ve akıp gitmeleri için onlara “yol” açmamız gerekiyor. Öfkeli olduğumuz bir konuyu, endişelerimizi bir arkadaşımıza açmak, korkularımızı veya kıskandığımız şeyleri kâğıda dökmek, özel günlüğümüze yazmak, üyeleri bizim sorunlarımızla aynı konular üzerine tartışan bir destek grubuna tek başımıza veya bizi seven bir kişiyle birlikte dahil olmak ve hüzün veya mutluluk gözyaşlarımızı boşaltmak için kendimize fırsat tanımamız gerekiyor.

Acı veya mutluluk veren duygularınızı ifade etmek ya da aksine bastırmak zorunda kaldığınız anları hatırlıyor musunuz?

…………………

………………..

……………….

MİNNET SEBEPLERİM: HAFTALIK LİSTE

Bu hafta müteşekkirim, çünkü …….

EGZERSİZ

HİSSİYATI HİSSETMEK

Acı veren duyguların kapağını gevşetmek için özfarkındalığın gücünden yararlanabilirsiniz. Tara Bennett-Goleman Doğu’nun ve Batı’nın psikoloji anlayışlarını bir araya getiren bir terapist. Onun sözleriyle özfarkındalık, her şeyi onları değiştirmeye uğraşmadan olduğu gibi görmek demektir. Amaç, rahatsız edici duygulara verdiğimiz tepkilerimizi duyguyu yok saymadan yumuşatmaktır. Olumsuz bir duyguya odaklanıp kalbimizi ve ruhumuzu açarak onu kabullenmek ve o duyguya kendimizi bırakmak, onun çözülmesini ve yok olmasını sağlar. Örneğin bir topluluk karşısındayken heyecanlanıyorsanız, kendinizi yüksek bir platforma tırmanırken hayal edin; eğer sevdiğiniz birini kaybederseniz ve zaman acınızı dindirmiyorsa, kendinizi kaybettiğiniz kişinin yanında otururken veya ona veda ederken hayal edin. Ayrıca belli bir durumu kafamızda canlandırmadan da özgüven eksikliği, üzüntü gibi birçok duyguya yoğunlaşmak mümkün. Olumsuz bir duygu zihninizi kurcaladığında, onu değiştirmeye uğraşmadan, bir an olsun onun tadını çıkarın.

Tüm egzersiz boyunca mümkün olduğunca derin ama sakin nefes alın, tıpkı özfarkındalık meditasyonu yapar gibi. Eğer düşünceleriniz kontrolden çıkarsa, yine nefes alıp verme ritminizi koruyarak zihinsel yansımanıza dönün. İçinizden ağlamak geliyorsa, gözyaşlarınızı tutmayın. Öfke, hayal kırıklığı veya tam tersi mutluluk hissediyorsanız, ortaya çıkmalarına izin verin. Bedeninizin herhangi bir yeri o veya bu şekilde tepki gösteriyorsa (boğazınıza bir yumru oturuyorsa veya kalp atışlarınız hızlanıyorsa), o tepkiye yoğunlaşın ve onu hiç müdahale etmeden havaya doğru üfleyip özgür bıraktığınızı hayal edin.

Bu egzersiz hislerinizi hissetmeye kendinizi bırakmanız, duyguları tekrar tekrar evirip çevirmektense anı doyasıya yaşamanız içindir. Burada duyguları oldukları gibi kabul etmek ve kendimizi onları anlayıp “tamir etmeye” zorlamaktansa onlarla birlik olmak söz konusudur.

………..

……………….

………………