doktora-gitme-korkusu-nasil-yenilir (1)

DOKTORA GİTME KORKUSU NASIL YENİLİR?

 

 

Bazı kişiler için doktora gitmek adeta bir kâbus gibidir. Randevu öncesinde, karında kasılmalar, soğuk ter dökmeler, boğazda oluşan yumru hissi gibi kaygı belirtilerini yaşarlar. Hele muayenehanenin bekleme salonunda geçen dakikalar bu durumu daha da kötüleştirir. Doktorlardan korkan 40 yaşındaki öğretmen Filiz, “Sadece eşim beni zorladığında, doktora gidiyorum ve randevu gününün arifesinde uykularım kaçıyor. Doktorun olabilecek tüm hastalıkları bende bulduğunu kafamda kuruyorum ve gözüme bir damla uyku girmiyor” diye anlatıyor yaşadığı durumu.

“Vücudumun bana diyeceklerinden korkuyorum”

Klinik psikolog Alexandre Manoukian, “Tıbbi muayene günlük hayatımızı altüst edebilir. Dahası, hastalık teşhisleri kişilerin hayatında kırılma noktaları yaratabilir. Bunlar geçici olabileceği gibi ciddi hastalıklar da olabilir ve varoluşumuzu derinden etkileyebilirler” diyor. Muayeneler bizi görmek istemediğimiz gerçeklerle yüzleşmeye zorlar. Manoukian, şöyle devam ediyor: “İçimizde, hisseden bedeni, düşünen bedeni ve arzu eden bedeni barındırırız. Ancak, bu üçü her zaman ortak noktada buluşamaz. Tıbbi muayene, hissedenle arzu edenin bir araya geldiği zamandır.” Hastalık belirtileri, yok saymayı tercih ettiğimiz gerçekleri yüzümüze vurur. Örneğin, bel ağrınız çok spor yapmaktan mı kaynaklanıyor, yoksa genel olarak çok yorgun olmanızdan mı?

“Çocuk gibi hissediyorum”

Beyaz önlüğü ve duvarda asılı diplomalarıyla doktor, her şeyi bilen o haliyle işte karşımızda duruyor. Biz ise tüm semptomlarımız ve cehaletimizle ağzından çıkacak söze bakıyoruz. “Tıbbi bilgi bizi iyi hissettirebileceği gibi, korkutucu da olabilir” diyor Alexandre Manoukian. Bu noktada hasta ikili bir narsisistik sıkıntının acısını çeker: “Sadece vücudum tarafından ihanete uğramakla kalmadım, aynı zamanda tıbbi bilgiden de mahrumum.” Kendimizi en iyi ihtimalle, karşımızda o çocukluğumuzdaki öğretmen varmış da bize hem tıbbi hem de etik dersler veriyormuş gibi hissederiz: “Sigarayı bırakmalısın”, “Daha az yemelisin” vs. En kötü ihtimalle de sanki ebeveynimizin karşısındaymışız gibi hissederiz. Gestalt terapisti Marie-José de Aguiar, “Bir bebeğin neye ihtiyacı olduğunu bilen annesine kendini teslim etmesi gibi biz de bedenimizi ve ruhumuzu bir başkasına teslim ediyoruz” diyor.

“Semptomlarım benim bir parçam”

“Benim kolesterolüm”, “Benim romatizmam”… Alexandre Manoukian, semptomlarımızı sahiplendiğimizi söylüyor. “Semptomlarımız kendimizi tanımlamamızın ama daha da önemlisi kendimizi bir kategoriye sokmamızın bir yoludur.” Migrenden mustarip kim yoktur ki başka bir migren hastasıyla karşılaştığında, ortak noktalarından bahsetmekten memnuniyet duymasın? Öte yandan, bize acı çektiren bir sağlık sorunumuza çare bulunduğunda da bir parçamızdan koparılmışız gibi hissetmez miyiz? Üstelik hastalık belirtilerinin başkalarının tüm dikkatini üstümüze çekmesini sağladığını farkındayız. “Çünkü bazı kişiler çocukluklarında ebeveynleriyle sadece hasta olduklarında fiziki temasa girerler. Alnımıza konan eli duygusal bir hareket olarak algılıyoruz ve bu hoşumuza gidiyor” diyor Marie-José de Aguiar. Bir yarayı “bilerek iyileştirmemek”, çocukken doyurulmayan ilgi ihtiyacımızı harekete geçiriyor.

NE YAPMALI?

Doktorunuzu iyi seçin

Bir doktoru ailecek tanıdığınız veya sırf evinize yakın olduğu için tercih ediyor olabilirsiniz ama beyaz önlük korkunuzu yenmek için doktor değiştirmeye değer. Bir doktordan beklentilerinizin neler olduğunu listeleyin. Erkek mi, yoksa kadın doktor mu tercih edersiniz? Empati yapabilen biri mi, yoksa mesafeli biri mi olsun? İsteklerinizi karşılayacak bir uzman bulmak için yakınlarınızla bu konuyu konuşun. Muayenehaneye güven duygusuyla gitmeniz yolun yarısını başardığınızı gösterir.

Muayeneye hazırlanın

Muayenehaneye vardığınızda, kontrolünüzü kaybediyor gibi mi hissediyorsunuz? Klinik psikolog Alexandre Manoukian, muayeneye sanki bir iş görüşmesi yapacakmışsınız gibi hazırlanabileceğinizi belirtiyor. Muayeneden sinirli bir halde çıkmamak için sormak istediğiniz soruları önceden hazırlayın. Ayrıca görüşme esnasında size söylenen her şeyi not edin ki yaşadığınız kaygı hali dönüş yolunda size yarısını unutturmasın.

Doktorunuzla diyalog kurun

Gestalt terapisti Marie-José de Aguiar, “İşim gereği doktorlarla sık sık görüşüyorum. Hastaları biraz daha aktif olduğunda, daha güven verici olduklarını gözlemliyorum” diyor. Elbette doktorların hem diploması hem de tecrübesi var ama hastalar bedenlerini dinleyip yolunda gitmeyen şeyi tespit ettiklerinde bu onları rahatlatıyor. Sadece tıbbi alanla da yetinilmemeli. Aguiar, bedenimizle ruhumuzun tartışmasız birbiriyle bağlantılı olduğunun altını çiziyor. Hastalığınıza sebep olabilecek kişisel veya profesyonel konuları doktorunuza söylemekten çekinmeyin. Böylece sizi daha iyi yönlendirebilirler.

 

 

Önceki Yazılar

POZİTİF YAŞAMA YOL AÇIN

Sonraki Yazılar

BOYNUNUZ YAŞINIZI ELE VERMESİN